

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir. İnsan Hakları Evrensel bildirgesi |
|
|
|
|
 |
|
|
Savaş haberciliği ve insani boyut!
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırısı, eğlence kültürüne odaklanmış görsel medyanın, sansasyon boyutu olmadıkça savaşın insani boyutunu yansıtmaktaki isteksizliğini gözler önüne serdi
DERYA SAZAK
Televizyonun savaşı izleyiciler açısından "daha az gerçek" hale getirdiği, iletişim bilimcilerin üzerinde anlaştıkları bir olgu. 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle patlayan Körfez Savaşı oturma odalarından izlenen ilk savaş olarak tarihe geçti.
2003'te bu kez Saddam'ı devirme "demokrasi ve özgürlük getirme" adına ABD Irak'ı işgal etti. Bağdat semaları Amerikan füzeleriyle aydınlanmaya başladığında gece yarısı televizyonlarını açanlara "lazer gösterisi" gibi gelen bu teknolojik saldırının kaç kişinin ölümüyle sonuçlanacağı savaş düğmesine basanların umurunda değildi.
Demokratik toplumlarda medyanın görevi böyle zamanlarda başlar.
Halka gerçekleri göstermek!
Objektifi, kameraları, yazar, çizerleri doğru yerde konumlandırmak.
Savaşlarda etik sorunları irdeleyen Galler Üniversitesi'nden Kevin Williams şu gerçeğin altını çiziyor:
"Vatandaşların hakları ve sorumlulukları vardır ve kuşkusuz savaş dönemlerinde bu hak ve sorumluluklardan biri de bu savaşın bedelini görmek en azından görme şansını elde etmektir. Bu bedel, ateş altında kalan komşusunun cesedi de olabilir, masum sivillerin öldürülmesi de."
İsrail'in Lübnan'a saldırıları "savaşın acımasız yüzü"yle toplumları bir kez daha vicdanlarıyla hesaplaşma noktasına getirdi.
Bir haftada harabeye dönen Beyrut ve çevresinde 500'e yakın insan öldü, 500 bin kişi bombalardan korunmak için evini, barkını, ülkesini terk etmek zorunda aldı.
Ekrana yansıyan görüntüler savaştan çok deprem veya tsunami felaketini andırıyordu.
Yıkık dökük mahallelerde dökülen kan televizyonlara yansımıyordu.
Körfez Savaşı dersleri
Vietnam ve Körfez Savaşı'ndan edinilen derslerle ABD'nin geliştirdiği savaşı 'temiz gösterme' yöntemleri başarıyla uygulanıyordu. Irak'ta olduğu gibi her gün 60'dan fazla insanın öldüğü patlamalar birkaç saniyelik görüntünün ötesine geçmiyor, yerle bir olan Lübnan'daki insanların akıbeti 'sivil kayıplar' başlığı altında geçiliyordu.
Savaşlarda kamuoyunu etkileme açısından Körfez Savaşı pek çok teknik geliştirdi:
"Philip Knightley'e göre bu savaş sansürün tarihinde tehlikeli bir gelişmeye de imzasını attı. Sansürün yeni görevi, 'savaşta sivillerin öldüğü' gerçeğiyle ilgili, savaşın doğasına ait kamusal algılamayı değiştirmekti.
Yetkililerin çizdiği savaş tablosu ölülerin olmadığı bir tabloydu!
Silahlı kuvvetlerin video görüntülerinde 'akıllı' bombalar zaiyatı 'en aza indirerek' binaları dikkatli şekilde vuruyordu. Askeri bilgi veren yetkililer hava saldırılarının 'cerrahi operasyon' gibi işlendiğini anlattı. Çatışma sırasında sadece birkaç ceset görüldü.
Kullanılan dil ölümleri saklıyordu. Ölen siviller yerine 'kısmi zarar' ölen askerler yerine 'düşmanın sahip olduğu kapasitenin zayıflatılması' halk yerine 'yumuşak hedefler' bomba yağdırmak yerine 'halı döşemek' terimleri kullanılmıştı.
Bilgi veren askeri yetkililerin zaiyatı bildirme konusundaki isteksizlikleri de bu savaşta gerçek insanların işe karışmadığı duygusunu uyandırıyordu."
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
|
|

|
|