Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Lübnan'a asker göndermek?!


KONUYU Dışişleri kaynaklarından araştırdım. Türkiye Güney Lübnan'a yerleştirilecek barış gücüne asker göndermeye neden sıcak bakıyor?
Müzakerelerin içindeki kaynağım şu cevabı veriyor:
- Ortadoğu'da istikrarın sağlanması ve Lübnan'da mevcut Fuat Sinyora hükümetinin güçlendirilmesi herkesin ve Türkiye'nin yararınadır. Buna katkıda bulunmamız normaldir. Ama şartlar uygun olmalı!
Ve bu şartları şöyle sıralıyor:
  • Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında olmalıdır. NATO şemsiyesi, bölgenin özelliklerine uygun değildir. Ama lojistiği NATO sağlamalı.
  • Barış gücü, ateşkes sağlandıktan sonra oluşturulmalı. Aksi halde barış gücünün çatışmaya girmesi gerekir. Bu barış gücünden beklenen amaca aykırı olacağı gibi, Türkiye de askerini çatışmaya göndermez.
  • Barış gücünün 'kompozisyonu' taraflara güven verecek nitelikte olmalıdır. İsrail yanlısı veya İsrail düşmanı bir görüntü olmamalıdır. Bu amaçladır ki, akla gelen ilk ülkeler Türkiye ile beraber Fransa'dır. Tabii başka ülkeler de olabilir, zaten adları basında yer alıyor.
  • Barış gücünün kumanda mekanizması ve görev (engagement) kuralları çok net olmalıdır.


  • Lübnan ve Irak!
    Türkiye'nin barış gücüne katılmak için düşündüğü bu şartlar, Güney Lübnan'da barış gücünden beklenen işlevin gerçekleşmesi için gereklidir. Öyle bir barış gücünde etkili bir yer almak, Türkiye'nin milli çıkarlarına da uygundur:
    - Lübnan kimlikler üzerine kurulu bir ülkedir, kimlikler arası iç savaş yaşamıştır. Şimdi Irak'ta kimlikler arası bir savaş yaşandığı gibi, bir tür Lübnan tarzı kimlikler üzerine kurulu bir rejim oluşuyor.
    Gerçekten, Ortadoğu'da sınırlar ve milli kimlikler oturmamıştır. Etnik ve mezhep kimlikleri güçlü ve çatışkandır. Lübnan'daki bir sarsıntının nerelere uzanacağını kestirmek zor. Onun için:
    - Türkiye Lebnan'daki Fuat Sinyora hükümetini, Lübnan'da istikrar ve bütünlüğü kuvvetle destekliyor. Barış gücü buna ciddi bir katkı sağlamalıdır.

    Türkiye'nin rolü
    İsrail'in Lübnan'a saldırmasıyla başlayan kriz kısa sürede bitmeyecek. İsrail'in askeri bakımdan umduğu kadar başarılı olamadığı, Amerika'nın kayıtsız şartsız desteğine rağmen İsrail'e karşı dünyadan tepkilerin giderek arttığı da görülüyor.
    Öbür yanda, Arap hükümetlerinin sinik politikalarına karşılık Arap halklarında tepkinin giderek arttığı da bir gerçektir.
    Petrol ve radikalizm diyarı Ortadoğu'da biriken gerilimlerin nasıl patlayacağı, nelere yol açağı bilinmez!
    Böyle bir tabloda, Türkiye 'Batılı' bir ülkedir ve aynı zamanda İran dahil Ortadoğu ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmiştir, hatta kurumlaştırmıştır. Bu ilişkiler sebebiyledir ki, bugün ABD veya AB, hatta İsrail, İran'a veya Suriye'ye bir şeyi anlatmak istediğinde Türkiye'nin devreye girmesini istiyor!
    Lübnan sorununun 'yoluna konulması'nda Türkiye'nin ne kadar önemli bir rol oynayacağı görüldüğü için, Batı da Doğu da Türkiye'nin barış gücünde etkin bir görev almasına ihtiyaç duyuyor. Bu, Türkiye'nin elini güçlendirecektir.
    Bakın, ABD artık PKK'ya karşı harekete geçme mesajları veriyor. Irak'ta PKK büroları kapatılıyor. Barış gücü yoluyla Ortadoğu'daki rolümüzün güçlenmesi, AB sürecinde de lehimize bir faktör olacaktır.

    t.akyol@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Lübnan'a asker göndermek?!
    KONUYU Dışişleri kaynaklarından araştırdım. T...
    Çetin ALTAN
    Namaz kılmayanlar seçim kazanabilir mi?
    Kendi "kimlik" kartvizitini; "Kemalizm", yahu...
    Fikret BİLA
    Ankara muharip olmayan konumda asker vermeye sıcak
    Roma toplantısında, İsrail-Lübnan (Hizbullah)...
    Hasan CEMAL
    Ekonomide reforma devam! AB hedefinden vazgeçme! Kuzey Irak'tan uzak dur!
    İstanbul'un daha çok büyük iş dünyasında, Baş...
    Güneri CIVAOĞLU
    Veda mektubu
    İsrailli mizahçı Efrahim Kişon'un "İsrail'i t...
    Abbas GÜÇLÜ
    Dershanelerin gazına gelmeyin!
    Öğrencilerin ve velilerin kafası zaten karışı...
    Hurşit GÜNEŞ
    Enflasyon nereye?
    Türk ekonomisinin temel sorunu artık enflasyo...
    Metin MÜNİR
    Muhalefete karşı askeri darbe mi? Dalga geçiyorsun!
    Geçenlerde bir grup erkek yemek masasının etr...
    Faik ÖZTRAK
    Aşırı kredi genişlemesi ile gözetim ve denetim politikaları
    Küresel ekonomide uzun dönemli gelişmelere ba...
    Hasan PULUR
    Bu mektubu kime yazarsınız?
    HER demokraside işler her zaman iyi yürümez. ...
    Derya SAZAK
    BM gücü
    Roma Konferansı'na katılan Dışişleri Bakanı A...
    Meral TAMER
    Hülya Koçyiğit ile Bitlis yollarında...
    Okumayan tek kızımızın kalmamasını hedefleyen...
    Ece TEMELKURAN
    Kim ABD'yi daha çok seviyor, parmak kaldırsın!
    Kuzey Iraklılar, nam-ı diğer Kürdistan, hem İ...
    Güngör URAS
    500 büyükler katma değer yaratamıyor
    İSO'nun yayımladığı 500 büyük sanayi kuruluşu...
    M. Ali BİRAND
    Mahkeme, seçim barajını indirebilecek mi?
    2002 seçimlerinde DEHAP'ın Şırnak listesinden...

    © 2006 Milliyet