Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara muharip olmayan konumda asker vermeye sıcak


Roma toplantısında, İsrail-Lübnan (Hizbullah) çatışmasında öne çıkan üç görüşü şöyle sıralayabiliriz:
1- Ateşkesin sağlanması,
2- Yardım koridorlarının açılması,
3- Uluslararası güç gönderilmesi.
Birincisinden başlarsak...

ABD'nin tutumu
Ateşkesin sağlanması doğal olarak Roma toplantısına katılan 15 ülkenin de ortak görüşü. Ancak, ülkelerin tutumlarında nüanslar bulunduğu da bir gerçek. Örneğin ABD'nin tutumu. ABD de Rice'ın ifadesiyle, ateşkes istiyor ama bir altyapı çalışmasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Aksi halde sonuç alıcı olmayacağını düşünüyor. Nasıl bir altyapı veya hangi koşullarda ateşkes olacağı önemli. Bu nedenle ABD'nin "Ne olursa olsun, bir an önce ateşkes olsun" gibi bir tavrı yok. ABD, İsrail'in bazı taleplerinin Lübnan (Hizbullah) tarafından kabul edilmesinden yana ağırlık koyacaktır.

İtalya'nın önerisi
ABD'nin bu tutumuna karşılık, toplantıya eşbaşkanlık yapan İtalya'nın bulduğu bir ara formül kabul edilmiş görülüyor. İtalya, önerisini şöyle formüle ediyor: "Çatışmaların durdurulması için en acil şekilde çalışmalara başlanması." Roma toplantısında kabul edilen bu. Bu çerçevede Rice yeniden bölgede temaslar yapacak.

Türkiye'nin bakışı
Türkiye, Roma'da öne çıkan üç konuya da pozitif bakıyor. Bir an önce ateşkesin sağlanmasını istiyor, mahsur ve zor durumda kalan sivil halka güvenli şekilde yardım ulaştırılması için koridorların açılmasını savunuyor ve BM zemininde olmak koşuluyla uluslararası güç gönderilmesine sıcak bakıyor.
Ankara'nın bu pozisyonu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından Roma toplantısına da yansıtılmış durumda...

Muharip olmayan konum
Hükümet, Roma'da yansıtacağı tutum ve asker gönderme koşullarını belirlerken Genelkurmay'la istişare edip, askerlerin görüşünü de almış durumda.
Bu istişareden çıkan sonuç, Türkiye'nin, BM kararına dayalı biçimde ve muharip olmayan bir konuşlanmayla Lübnan'a gönderilecek barış gücüne asker verebileceği yönünde. Ankara, barışın sağlanması aşamasında, muharip işlev ve risk taşıyan bir görev değil, barışın korunması amacına dönük bir görevden yana. Bunun için önce ateşkesin sağlanması gerekiyor.
Türkiye zaten yardım konusunda fiilen görev görüyor. Mersin-Adana hattı bir koridor olarak kullanılıyor. Bundan sonraki aşama, Lübnan'ın içlerinde bazı ceplerde mahsur kalmış sivillere ulaşacak güvenlik koridorları oluşturulması.

Gül'ün yaklaşımı
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Roma'daki konuşması da, birkaç yıl önce Tahran'da yaptığı, Ortadoğu ülkeleri için yeni açılımlar içeren konuşmasına paralel unsurlar taşıyor.
Gül'ün Roma konuşmasının mesajı şöyle ifade edilebilir:
İsrail-Lübnan olayına lokal bir tartışma olarak bakmak yanıltıcı olur. Olayların temelinde Filistin sorunu vardır. Filistin sorununda anlamlı adımlar atılmazsa kalıcı çözüm bulmak zorlaşır. Çatışmalar daha geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Kalıcı çözüm demokrasidir. Bölge ülkelerinde demokrasinin yerleşmesi en sağlıklı çözümdür. Ancak bunun da dışarıdan dayatma şeklinde değil, o ülkelerin iç dinamikleriyle, iç talepleriyle sağlanması gerekir.
Bölge ülkeleri ve liderlerinin sağduyulu davranması gerekiyor. "Kimin gücü kime yeterse" anlayışıyla hareket edilmesi Ortadoğu'daki yangını büyütebilir.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Lübnan'a asker göndermek?!
KONUYU Dışişleri kaynaklarından araştırdım. T...
Çetin ALTAN
Namaz kılmayanlar seçim kazanabilir mi?
Kendi "kimlik" kartvizitini; "Kemalizm", yahu...
Fikret BİLA
Ankara muharip olmayan konumda asker vermeye sıcak
Roma toplantısında, İsrail-Lübnan (Hizbullah)...
Hasan CEMAL
Ekonomide reforma devam! AB hedefinden vazgeçme! Kuzey Irak'tan uzak dur!
İstanbul'un daha çok büyük iş dünyasında, Baş...
Güneri CIVAOĞLU
Veda mektubu
İsrailli mizahçı Efrahim Kişon'un "İsrail'i t...
Abbas GÜÇLÜ
Dershanelerin gazına gelmeyin!
Öğrencilerin ve velilerin kafası zaten karışı...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon nereye?
Türk ekonomisinin temel sorunu artık enflasyo...
Metin MÜNİR
Muhalefete karşı askeri darbe mi? Dalga geçiyorsun!
Geçenlerde bir grup erkek yemek masasının etr...
Faik ÖZTRAK
Aşırı kredi genişlemesi ile gözetim ve denetim politikaları
Küresel ekonomide uzun dönemli gelişmelere ba...
Hasan PULUR
Bu mektubu kime yazarsınız?
HER demokraside işler her zaman iyi yürümez. ...
Derya SAZAK
BM gücü
Roma Konferansı'na katılan Dışişleri Bakanı A...
Meral TAMER
Hülya Koçyiğit ile Bitlis yollarında...
Okumayan tek kızımızın kalmamasını hedefleyen...
Ece TEMELKURAN
Kim ABD'yi daha çok seviyor, parmak kaldırsın!
Kuzey Iraklılar, nam-ı diğer Kürdistan, hem İ...
Güngör URAS
500 büyükler katma değer yaratamıyor
İSO'nun yayımladığı 500 büyük sanayi kuruluşu...
M. Ali BİRAND
Mahkeme, seçim barajını indirebilecek mi?
2002 seçimlerinde DEHAP'ın Şırnak listesinden...

© 2006 Milliyet