|
Hülya Koçyiğit ile Bitlis yollarında...
Okumayan tek kızımızın kalmamasını hedefleyen Baba Beni Okula Gönder kampanyamıza bağışlanan onbinlerce kitapla, kütüphanesi bulunmayan okullarda mütevazı birer kitaplık oluşturmaya karar vermiştik.
Baba Beni Okula Gönder Komitesi olarak aldığımız karar uyarınca köşemde geçen hafta yaptığım çağrı, gerek kitaplığı bulunmayan okullardan gerekse evlerindeki kitapları göndermek isteyen Milliyet okurlarından müthiş ilgi gördü.
Deniz ve tatilin ön planda olduğu yazın bu en sıcak günlerinde bu denli yoğun ilgi bizleri hem şaşırttı, hem mutlu etti. CNN Türk Haber Müdürü Süleyman Sarılar'dan gelen öneri ise olayın boyutlarını değiştirdi...
Ve kitapları göndermek yerine, kampanyamıza baştan beri destek veren sanatçı Hülya Koçyiğit ve komite üyemiz Cahit Tekindor'la birlikte, Bitlis'in Hizan İlçesi, Süttaşı Köyü İlköğretim Okulu'na ilk kitap teslimatını yapmak üzere önceki gün düştük yollara...
Bizim görevimiz
Sabah 6.00'da kalkış, 6.30'da evden çıkış, 7.30'da Koçyiğit ve Cahit'le Yeşilköy'de buluşma ve Van'a uçuş, 10.20'de Doğan Haber Ajansı Van Temsilcisi Gurbet Gökçe tarafından Van'da karşılanma ve...
DHA'nın arabasıyla "Ver elini Süttaşı Köyü" diyeceğim ama, kazın ayağı öyle değil! Okul Müdürü İbrahim Aydın'ın "1.5 saat sürer" dediği yol, bir bölümü içimizi-dışımıza çıkartacak kadar hoplamalı-zıplamalı ve bol toz yutmalı şekilde 3 saat sürüyor. Koçyiğit, yiğit kadın, gıkını çıkartmıyor. "Onlar bize gelemediğine göre, bizim onlara gitme görevimiz var" diyor.
Ve arabamızda Dostoyevski'den Rıfat Ilgaz'a 4 koli kitapla, doğanın çok cömert davrandığı sular ve yeşillikler içindeki Süttaşı Köyü'ne ulaşıyoruz. Köy halkı yaşlısıyla genciyle, erkeğiyle kadınıyla ve pırıl pırıl genç kızlarıyla bizleri sevgi, coşku ve hayret içinde karşılıyorlar. Hülya Koçyiğit'i karşılarında gördüklerine bir türlü inanamıyorlar.
Kızlar müthiş
Yıllardır bir günde bu kadar çok kişiyle sarılıp öpüşmemiştim; birbirimize sarılıp da ayrılmakta zorlanmamıştık. Kızlar müthiş. Birinin son okuduğu kitap Küçük Prens, diğerinin Küçük Hanım, bir diğeri Şehrazat okuyor. Hepsi kitap okuyor. Daha çok okumak istiyor.
CNN Türk'ten Didem Arslan ve Kemal Soğukdere, mikrofonları ve kameralarıyla en küçük ayrıntıyı kaçırmamak için didiniyorlar. 2 saat su gibi geçiyor ve maalesef ayrılık vakti geliyor.
İstanbul'a dönüş için tek seçenek Diyarbakır'dan kalkan 22.50 uçağı. Süttaşı Diyarbakır arası en az 5 saat. Ve 1 günde toplam 4 saat uçak, 8 saat de otomobil yolculuğumuzun en zor, hatta klostrofobik sayılabilecek bölümü, 42 derece sıcaklık altında başlıyor.
Mayınlı yollardan
Başbakan Erdoğan'ın duble yol sevdası, Hizan - Bitlis ve Bitlis - Siirt arasındaki yolları köstebek yuvasına çevirmiş. Vinçlerin konuşlandığı kazılmış yolların biri bitip diğeri başlıyor. Toprağın rengine göre kiminde toz bulutu kırmızıya, kiminde beyaza çalıyor. Zıplamaktan kafamız arabanın tavanına vuracak neredeyse, tozdan boğulacak gibi oluyoruz.
Saat 21.00'de Diyarbakır'a vardığımızda öğreniyoruz ki, Gurbet Bey bizi geçen hafta mayından 5 kişinin hayatını kaybettiği kestirme yoldan getirmiş!
Ne diyeceğimi bilemiyorum. Oralarda hayatın normal akışı bu.
Ve gece saat 01.30'da nihayet evdeyim.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|