Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kim ABD'yi daha çok seviyor, parmak kaldırsın!


Kuzey Iraklılar, nam-ı diğer Kürdistan, hem İngilizlere hem de Amerikalılara yönelik reklam filmleri hazırladı. Üç reklam filminin ilki "Teşekkürler Amerika!" diye başlıyor.
"Memleketimize demokrasi geldi sayenizde!" diyen reklam filmlerinde en çok şu vurgulanıyor:
"Biz başka Ortadoğululara benzemeyiz! Biz size bayılıyoruz!"
Amerikalı işadamlarını, çeşitli vergi muafiyetleriyle "tatil koşullarında" yatırım yapmaya çağıran ve Kürdistan'ın ne "kelepir" bir ülke olduğunu anlatan reklamların İngiliz işadamları için de hazırlanan versiyonu var. Reklamı merak edip internette www.theotheriraq.com'a bakarsanız görecekseniz; ABD'li bir halkla ilişkiler şirketince hazırlanan reklam sanki bütün Ortadoğu'ya sorulmuş "Amerika'yı kim daha çok seviyor, parmak kaldırsın!" emrine verilen bir karşılık gibi.
İç acıtıcı. İç acıtıcı, çünkü insanlığı yok etmenin savaştan öte, çok çeşitli yolları olduğunu da gösteriyor. Zalimlere, onları ne kadar sevdiğini söyleyen mazlumlar, işkencecisine âşık olan insanları anımsatıyor.

Yeniden "1 Mart"!
Kürdistan, "yarın yokmuş gibi" konuşurken, yeryüzünün sinir uçlarının toplandığı Ortadoğu, pıhtılaşmayı unutmuş bir damar gibi kanıyor. Bir Ortadoğu ülkesi olan Türkiye de kendisine tarafını seçmesini söyleyen sesler arasında şaşkın.
Benzediği insanlar eteklerinin kenarında ölürken, benzemek istediği(!) insanlar işi giderek daha ağırdan alıyor.
Lübnan'da acil ateşkes yapılması umuduyla düzenlenen Roma Konferansı'ndan da bir sonuç çıkmadı. Çünkü Amerika'nın en beyaz siyahı Condi, konferansta "Ateşkes acil olmasın, ağırdan alalım" buyurmuş. ABD hükümeti, Lübnanlı çocuklar bir kaç gün daha ölsün, İsrailli bombalar işlerini yorulunca bıraksınlar diyor kısaca.
Yeryüzünün, insanlığın şu ana kadar kurduğu hiç bir kuruma güvenemeyeceği günlerdeyiz. Misal, Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Lübnan'da dört BM gözlemcisinin öldürülmesini bile kınayamadı. Zira, ABD kınanmasını istemedi. İnsanlık, tıpkı Babil efsanesindeki gibi dağılırken Beyrut'tan, herkes kendi vatandaşını kurtarırken, Lübnanlıları kimin kurtaracağı üzerine kimse hakiki bir tek cümle söyleyemiyor. Filistin'den ise bugünlerde pek bahseden yok zaten. Filistin'in "Filistin" olması nicedir "normal".
Tam bu sinir ve kan yumağı ortasında işte, Türkiye'de artık "Lübnan'a gidecek BM Barış Gücü'ne asker yollansın mı?" tartışmaları yapılıyor, belki de bir yerlerde kararlar alınıyor.
Bir kez daha "1 Mart"a yaklaşıyoruz. Bu toprağın çocuklarının, her ne nedenle olursa olsun ölmesini istemeyenler bir kez daha seslerini yükseltmek zorunda kalacaklar gibi görünüyor. Çünkü...

"Reklamveren" olmayalım!
25 yıldır Beyrut'ta yaşayan, BM Barış Gücü eski sözcüsü Timur Göksel, önceki gün NTV'nin sorularını yanıtladı. Göksel, mealen "Türkiye, Barış Gücü'ne hassasiyetle yaklaşmazsa Ortadoğu'da taraf olur ve bu da hiç iyi olmaz" dedi.
Göksel, Türkiye'nin taraflarla görüşme yapmayı tercih etmesi gerektiğini, böyle bir diplomatik yeteneği olduğunu vurguladı. Göksel'in, diplomatik bir nezaketle işaret ettiği tehlike, bu toprağın çocuklarını ölüm tarlalarına gönderirken daha özenli davranmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Çünkü, yeryüzünün sinir uçlarında postallarımızla yürümeye başlarsak, Ortadoğulu bir halk olduğumuzu, bundan kaynaklanan hassasiyetlerimizi ve yeteneklerimizi unutursak, bir gün "reklamverenler" arasına girebiliriz. Ortadoğu'da kendi yatağımızdan başka yatacak yer bulamayabilir ve kendimizi "Kim ABD'yi daha çok seviyor?" yarışında görebiliriz.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Lübnan'a asker göndermek?!
KONUYU Dışişleri kaynaklarından araştırdım. T...
Çetin ALTAN
Namaz kılmayanlar seçim kazanabilir mi?
Kendi "kimlik" kartvizitini; "Kemalizm", yahu...
Fikret BİLA
Ankara muharip olmayan konumda asker vermeye sıcak
Roma toplantısında, İsrail-Lübnan (Hizbullah)...
Hasan CEMAL
Ekonomide reforma devam! AB hedefinden vazgeçme! Kuzey Irak'tan uzak dur!
İstanbul'un daha çok büyük iş dünyasında, Baş...
Güneri CIVAOĞLU
Veda mektubu
İsrailli mizahçı Efrahim Kişon'un "İsrail'i t...
Abbas GÜÇLÜ
Dershanelerin gazına gelmeyin!
Öğrencilerin ve velilerin kafası zaten karışı...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon nereye?
Türk ekonomisinin temel sorunu artık enflasyo...
Metin MÜNİR
Muhalefete karşı askeri darbe mi? Dalga geçiyorsun!
Geçenlerde bir grup erkek yemek masasının etr...
Faik ÖZTRAK
Aşırı kredi genişlemesi ile gözetim ve denetim politikaları
Küresel ekonomide uzun dönemli gelişmelere ba...
Hasan PULUR
Bu mektubu kime yazarsınız?
HER demokraside işler her zaman iyi yürümez. ...
Derya SAZAK
BM gücü
Roma Konferansı'na katılan Dışişleri Bakanı A...
Meral TAMER
Hülya Koçyiğit ile Bitlis yollarında...
Okumayan tek kızımızın kalmamasını hedefleyen...
Ece TEMELKURAN
Kim ABD'yi daha çok seviyor, parmak kaldırsın!
Kuzey Iraklılar, nam-ı diğer Kürdistan, hem İ...
Güngör URAS
500 büyükler katma değer yaratamıyor
İSO'nun yayımladığı 500 büyük sanayi kuruluşu...
M. Ali BİRAND
Mahkeme, seçim barajını indirebilecek mi?
2002 seçimlerinde DEHAP'ın Şırnak listesinden...

© 2006 Milliyet