|
 |
|
|
Araplar seyrediyor
İsrail'in Lübnan operasyonu 17. günü geride bırakırken lider konumdaki Arap ülkelerinin susmayı tercih ettiği görülüyor. Bu durum Lübnan'ı isyan ettiriyor
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsrail'in Lübnan'da Şii Hizbullah örgütüne karşı başlattığı operasyonun üzerinden 17 gün geçmesine karşın, Suriye dışındaki Arap ülkelerinin krizi sükûnet içinde izlemeleri dikkat çekiyor.
Arap dünyasının en güçlü ülkesi Mısır'ın sessiz kaldığı görülürken, diğer önemli aktör Suudi Arabistan da bir iki cılız tepki dışında aynı yolu izledi. Ürdün, krizin başından beri sahneden neredeyse "çekildi".
Lübnan Parlamentosu Başkanı Nebih Berri, dün Arap ülkelerini "ülkesine saldıran İsrail'i durdurmak için yeterince gayret göstermemekle" eleştirdi. Berri, isim vermeden bazı Arap ülkelerinin Lübnan'daki sorunu Hizbullah ile ilişkilendirmesinden hayal kırıklığına uğradığını belirtti.
ABD ve İngiltere'nin veto gücü nedeniyle BM'den de İsrail'in aleyhine bir karar çıkması şimdilik mümkün görünmüyor. Önemli Arap ülkelerinin ve uluslararası kuruluşların krizdeki genel tavırları şu şekilde oldu:
Mısır
Reis: 'Macera zamanı değil'
Mısır Devlet Başkanı (Reis) Hüsnü Mübarek'in sergilediği pasif tutum ülkesinde de eleştirilere neden oldu. Hüsnü Mübarek, bu eleştirilere "Lübnan veya Hizbullah'ı korumak için Mısır'ın savaşa girmesi çağrısında bulunanlar, dış maceraların bittiğini anlamıyorlar" diyerek cevap verdi.
Suudi Arabistan:
Hizbullah'ı sorumlu tuttu
Suudi Arabistan, İsrail operasyonunun 3. gününde krizden "Lübnan içindeki unsurların" sorumlu olduğunu belirterek, çatışmalardan dolayı sert bir dille Hizbullah örgütü ile bu örgüte destek veren İranlıları suçladı.
Ürdün:
Kral 'kayıp'
Bölgedeki krizle ilgili uzun süre sessiz kalan Ürdün Kralı Abdullah, yalnızca BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı arayarak, BM'nin bölgeye acilen müdahale etmesini istedi.
Arap Birliği:
Topu BM'ye atmakla yetindi
İsrail'in Lübnan'a saldırısından 4 gün sonra, 18 ülkenin katılımyla Mısır'ın başkenti Kahire'de olağanüstü toplanan Arap Birliği Dışişleri Bakanları, konuyu BM'ye havale etti. Toplantıda Yemen'in, "sorunun çözümüne yönelik kararın Arap Birliği bünyesinde alınması" şeklindeki önerisi ise Mısır, ve Ürdün tarafından soğuk karşılandı. Genel Sekreter Amr Musa, "Biz dünyadan ayrı olamayız. Bu durumun çözüleceği merci BM'dir" diye tepki gösterdi.
İslam Konferansı Örgütü:
BM'yi göreve çağırdı
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), operasyon başladığından bu yana henüz liderler düzeyinde toplanmadı. İKÖ üyesi ülkeler yalnızca büyükelçiler düzeyinde 19 Temmuz'da New York'ta bir toplantı yaptı. Bu toplantının ardından bir açıklama yayımlayan İKÖ, "İsrail'in saldırıları karşısında Lübnan halkıyla dayanışmasını" ifade etti. İKÖ, BM Güvenlik Konseyi'nden, "kapsamlı ateşkesin tesis edilmesi" yönünde derhal bir karar almasını" istedi.
Neden susuyorlar?
ANALİZ / KADRİ GÜRSEL
Hamas, Arap dünyasında seçimle işbaşına gelebilmiş tek İslamcı güç...
Şii Hizbullah, İran'daki teokratik despotizmin bölgedeki önemli işbirlikçisi...
Arapların Gazze Şeridi ve Lübnan'daki İsrail operasyonunu neden sessizce izledikleri sorusunun cevabı Hamas ve Hizbullah'ın bu özelliklerinde aranmalı.
Bugün, Arap dünyasının neredeyse tamamına otokratik yönetimler ve monarşiler hâkim. Yasal veya yasadışı, muhalefetin olduğu her Arap ülkesinde bu işin başını İslamcılar çekiyor. Arap dünyasının lideri Mısır'da durum böyle, Ürdün'de ve başka yerlerde de...
Mısır'daki Mübarek yönetiminin yanı başındaki Filistin'de Hamas'ın iktidara gelmesinden tedirgin olmasının tek nedeni, kendi ülkesinde İslamcı Müslüman Kardeşler'in yükselişi değil. Mübarek, Filistin sorunu yüzünden İsrail'le arasında sürtüşme yaşansın istemiyor. Oysa Hamas bir gerginlik kaynağı. İsrail'in var olma hakkını kabul etmeyişi, uyguladığı terörist taktikler sorunu alevlendiriyor. Ürdün monarşisinin de Hamas'ı sevmemek için benzer nedenleri var.
Özünde bir Arap davası olan Filistin, Hamas'ın seküler milliyetçi hareket karşısında güç kazanmasıyla, ümmetçilik üzerinden İran etkisine açık hale geliyor. Hamas'ı sevmemek için bir neden daha...
Hizbullah, bölgede Şii İran'ın nüfuzunu temsil ediyor. Suriye hariç, bütün önemli Arap ülkelerinde yönetimler Sünni. Bu bile Hizbullah'tan korkulması için yeterli bir neden.
Hizbullah, Arap rejimleri tarafından Lübnan'ın normalleşmesinin önünde bir engel olarak da görülüyor. İsrail saldırısına yol açarak bunu bir kez daha kanıtladı.
Arap rejimlerinin, korktukları iki Arap siyasi hareketi, Hamas ve Hizbullah'ın İsrail tarafından zayıflatılmasını izlemekle yetinmeleri, politikanın işte bu realitesinden kaynaklanıyor. Bu arada İsrail bombalarının sivil Arapları daha çok öldürmesi, bu gerçeği değiştirmiyor.
|
|
|

|