|
Yassu Harula!
Her şarkısıyla içim ürperdi. Yaşamak ne güzel duygusuyla sarmaş dolaş oldum.
Bir yaz akşamı İstanbul'un orta yerinde Haris Aleksiyu'yu dinlemek gerçekten bir ayrıcalıktı.
Her şarkısıyla aldı beni bir başka diyara taşıdı. Belki de yedi kat göğün üstüne çıkardı. Yalnız yaşama sevinci hissettiğim bir yerlere...
Ne güzel!
İnsan yüreğinin her teline ayrı ayrı dokunan buzukiyle sevinci ve hüznü birlikte tattım.
Haris Aleksiyu'lar, Sezen Aksu'lar iyi ki var.
Onlar sayesinde yaşamak ne güzel şey diyebiliyoruz.
Onların sesiyle, şarkılarıyla hayata tahammül duygumuz gelişiyor. Belki de hayata tutunmak daha bir mümkün hale gelebiliyor.
Açıkhava'da geçen akşam Aleksiyu'yu dinlerken hep güzel şeyler düşündüm.
En çok da barışla ilgili çağrışımlar, imgeler kımıldadı içimde.
Barış dalgasıydı içimde kabaran...
İnsanoğlunun içindeki kötülükleri aşıp giden bir barış dalgası...
Sonra hayatı düşündüm, Aleksiyu'yu dinlerken.
Ölüm hiç aklıma gelmedi.
Yılmaz Erdoğan'ın güvercin kanadına yazdığı mektubu anımsadım.
Ölümden nefret eden satırları:
"Silahlar susana kadar 'Silahlar sussun'dan başka konu konuşmak istemiyorum.
Ölmenin, öldürmenin hiçbir türünü, hiçbir çeşidini sevmiyorum.
Ben genç bir hayat kurtulsun istiyorum her tür kavgadan.
Hatta kavgayı öven şiirlerden bile uzak dursun istiyorum.
Her çocuk çirkin kelimelerden uzakta yaşasın istiyorum.
Eğer o kelime çirkinse, çirkinin hizmetindeyse, Kürtçe söylemişin, Türkçe söylemişin çıfayda...
Hiçbir dil çirkin bir kelimeyi güzelleştiremez.
Ölüm her dilde çirkin bir kelimedir.
'Mırın' denir Kürtçede.
Anadolu'da konuşulan bütün dillerde karşılığı vardır.
Bunların içinde resmi olan 'ölüm'dür.
Türkçedir.
Ve ölüm kelimesi, resmi ya da gayri resmi her dilde eşit derecede çirkindir.
'Yaşam'a gelince...
Kelimelerin en şahanelerinden.
İçi açık ve kelimenin her manasıyla 'hayat' doludur.
Gençler, çocuklar ölüyor, hepsi kardeş... Hepsinin gerisinde dualara bürünmüş paramparça bir sevdalı.
Hepsi genç, hepsi güzel...
Hepsi Türk, hepsi Kürt...
Gençler, yazgının biri kışlaya, diğeri dağlara götürmüş..."
Yılmaz Erdoğan böyle diyor.
Silahların sustuğu bir dünya için yakarıyor.
Aleksiyu hayata çağrı yapıyor.
Öyle bir ses ki, içimde hayata, barışa dair ne varsa hepsi birden kıpırdıyor.
Öyle bir ses ki, içimde savaşa, ölüme karşı ne kadar nefret varsa, hepsi birden ayaklanıyor.
Sanatın, sanatçının gücü!
Müziğiyle, sesiyle bir anda tüm iyilikleri ayaklandırıyor. Güzellikleri açığa çıkarıyor, insanoğlunun kaadir olduğu kötülüklere karşı.
Öyle bir ses ki, barış için seferber edebiliyor, insanın iç dünyasını...
Ne güzel!
Yassu Harula!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|