|
Attilâ İlhan, anıtının önünde bize dedi ki...
İZMİR'e Attilâ İlhan anıtı...
Yakışır!
Hilmi Yavuz'un "Hüzün ki en çok yakışandır bize!" dediği gibi, Attilâ İlhan'a da İzmir yakışır.
İzmir'in Attilâ İlhan'ın yaşamında, gençliğinde ve şiirlerinde önemli yeri vardır.
"Muammer Bey'in sevgilisi, Karantinalı Despina" şiirini Attilâ İlhan'ı seven, okuyan, bilen kim unutabilir ki?
***
ANITA bakarken Attilâ İlhan'ın eski bir hatırlatmasını sanki duyar gibiydik, ya da duyduk:
"Bir elektrikçinin milliyetçiliği, ya da devrimciliği önce zanaatını ne dereceye kadar bildiğine ve uyguladığına bağlıdır."
"Reis"in yüzüne herhalde bir garip bakmışız ki, lafını açıyor:
"İhmaliyle, ya da milliyetçilik lafına dalıp unutarak bir anda birkaç trafonun yanmasına neden olan adamın, cereyan eksikliğinden yurdunu uğratacağı zarar milyarlarla ölçülürken, o herifi, üyelik kartı kimin olursa olsun milliyetçi ya da devrimci saymak olanak dışıdır."
Attilâ İlhan, yıllardır söylediğini, bizim de yıllardır onayladığımız, başımızı salladığımızdan anlayıp, "Sende de hiç değişim yok ha!" diye gülümseyerek şöyle diyor:
"Adam tanırım, kamu sektöründe çalışır, işi gücü kaytarmak. Kahvede tavla oynasın, karıya kıza laf atsın. Ama birisi yanılıp da İstiklal Marşı çalarken ayağa kalkmayı unutursa, ne hainliğini bırakır, ne alçaklığını..."
"Aman Reis, dikkat et, duyacaklar, tam anıt açılırken iş çıkmasın!" diyecek olduk, aldırmadı bile:
"Paris'te bir futbol maçına gitmiştim, Fransa-Yugoslavya oynuyordu, milli marş Marseillaise çalınırken Fransızın biri gereken saygıyı göstermeyince, öbürü uyardı, karşısındaki de ağzının payını verdi:
- Bereni çıkardın diye kendini daha iyi Fransız mı sanıyorsun? Ben direniş örgütünün önde geleniydim, şimdi otomobil fabrikasında ustabaşıyım, üretime katkım şudur..."
***
ETRAFTA anıtın açılış töreni için hazırlık yapılıyor, insanlar koşuşturuyor, Attilâ İlhan'a layık bir yapıtı İzmir'e kazandırmanın heyecanını yaşıyorlar...
Birazdan nutuklar atılacak, kurdeleler kesilecek, alkışlarla anıt açılacak.
***
OYSA Attilâ İlhan lafını bağlıyordu, biz de dört kulak olmuş, onu dinliyorduk:
"Kiminle konuşsa burnundan kıl aldırmıyor ya milliyetçinin önde gideni, ya devrimcinin başı, ama atölyeler pis, üretim düşük, kalite fena, rüşvet almış yürümüş, önüne gelen torpil yapıyor.
Ne o? Milliyetçilerle devrimciler Türkiye'yi kurtarıyorlar..."
Araya girdik:
"Ne o, kurtarmıyorlar mı, ya da kurtaramayacaklar mı?"
O, malum bakışıyla şöyle bir baktı:
"Bırak Allah aşkına!!"
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|