
|
|
|
 |
|
|
Çocuklar mutlu olmalı, sevgiyle büyüyebilmeli
Satır Arası / Deniz Sipahi
Boşanmalar çoğaldı. İki insanın anlaşamaması, aşklarının bittiklerini hissetmeleri normal.
Bazı ilişkiler var ki; boşanmak evli kalmaktan çok daha iyi geliyor insanlara.
Duvarlar üzerine gelirse, ilişki çıkmaz sokağa girerse, karşındakinin iltifatları bile insana batar hale gelirse yapacak çok bir şey yok.
Evlenmek kadar, boşanmak da doğal karşılanıyor artık.
Çocuk yoksa arkanı geri dönüp gitmek daha kolay.
Ne kadar uzaklaşmış olsan da boşanmanın getirdiği stresi atlatabiliyorsun bir süre sonra...
Yeni bir hayat kuruyorsun kendine, hayallerini yeni baştan kuruyorsun. Ve gündelik hayatın içinde buluyorsun kendini...
Sonrası hayata kalmış; o rüzgarlar ne getirir bilinmez.
Ama ya çocuklar varsa...
Bırakıp gidebilir misin?
Bir daha aramamazlık yapabilir misin?
Geçmişi yok sayabilir misin?
İşin içine annelik, babalık girince hiçbirini yapamazsın.
Kimse istemez bir çocuğun annesiz, babasız büyümesini ama şartlar bunu zorunlu kılıyorsa; ayrılık kapıyı çalmışsa... O zaman büyükler bu işi adam gibi yapmalılar.
Dost kalabilmenin yollarını aramalılar. Hiçbir konuda anlaşamayan çiftlerin konu çocuklarının geleceği olduğunda tanıştıklarındaki kadar heyecanla bakabilmeliler birbirlerinin gözlerine.
Bir çocuğa sevgiden daha çok ne iyi gelebilir ki...
* * *
Bazen bir fotoğraf beni günlerce alır başka yerlere götürür.
Yoğun çalışırken biraz unuturum ama ilk boşlukta hemen o fotoğraf takılır beynimin bir kenarına.
O karedekiler yakın çevremde ise ulaşmaya çalışırım.
Ama en çok tanımadıklarım, ulaşamadıklarım beni üzer.
Onlar için dua ederim, gece yattığımda...
Özellikle de çocuklara...
Allah'ın hep yanında olmalarını, tutunacak bir el bulmalarını dilerim.
Bu hafta bir fotoğraf karesi daha beynime kazındı.
5 yaşındaki görme özürlü E.'nin sırtındaki tek yük çantası değil artık.
Bir kuaför, imam nikahlı eşini oğlunu kendine göstermediği gerekçesiyle kurşun yağmuruna tuttu.
Hem de E.'nin her gün gittiği Parıltı Görmeyen ve Az Gören Çocuklara Destek Derneği'nin önünde.
Minik E. sadece silah sesini duyuyor.
Bir dram...
Yüzlercesinden bir tanesi...
E. sürekli annesini soruyormuş.
İlk günden beri görmese de annesini, onun sesi, elini tutuşu bir başka dünyayı anlatıyordu E.'ye...
* * *
Çocuklar mutlu olmalı ki; büyüdüklerinde de mutluluğu anlatabilsinler.
Çocuklar sevgiyle büyümeli ki; büyüdüklerinde anne babalarının yanlış yaptıklarını kendi hayatlarında düzeltebilsinler.
Sigarasız hastaneden sigarasız pastaneye
İzmir'deki bazı kurumların giriş kapılarında "Bu kapıdan sonra sigara içilmez" yazısının yer aldığını yazmış ve Sevgili Deniz'le birlikte başta okul ve sağlık kuruluşları olmak üzere tüm kuruluşları bu kampanyaya davet etmiştik. Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Oğuz Kılınç'tan bu konu ile aldığım e-postayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
* * *
"Çağrına uyarak bizim sağlık kampusumuzla ilgili bir uygulamadan söz edeceğim. Ağustos 2005'de Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi'nin de içinde bulunduğu sağlık kampüsünde bulunan kapalı alanların hiçbir yerinde artık sigara içilmiyor. Hastane bazında uygulayanlar vardı ama 'Sağlık kampusu' çapında bu uygulamayı Türkiye'de ilk biz başlattık. Halen bu uygulamaya devam etmekteyiz ve sigara içen ve içmeyen herkes bu uygulamayı destekliyor. Bu uygulamadan mutlular. Çünkü sigara içilen bir işyerinde çalışan kişilere göre akciğer kanseri olma risklerinin yüzde 30, KOAH olma risklerinin yüzde 25 daha az olduğunu biliyorlar. Hedefimiz 'Sigarasız üniversite'. İzmir ve Ege Bölgesi bu konuda öncü. İzmir'de tütün kontrolü amacıyla İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile ortak oluşturduğumuz, benim başkanı olduğum 'İl Tütün Kontrol Kurulu' tarafından çıkarılmış bir yönetmelik var. İşyerini bu yönetmeliğe uygun hale getiren, işyerinde sigara içilmesini engelleyen özel ya da kamu kurumlarına bebek dostu hastane benzeri bir sertifikalandırma uygulanıyor. İzmir ve Manisa'da bir iki örnek işyeri bu sertifikayı alırsa bu kampanya hızla yayılacak ve Türkiye'ye örnek olacaktır. İzmir'deki ilk örnek 'Reyhan Pastanesi' olabilir. Alanında kalite simgesi olan Reyhan Pastanesi 'Sizi ve çocuklarımızı düşünüyoruz, pasif içiciliğe izin vermiyoruz' sloganıyla uygulamayı başlatabilirse şimdiki müşterisinden en az yüzde 50 daha fazla müşteri portföyü oluşturabilir. (Dünyadaki örnekleri bunu gösteriyor, biz de daha fazla sıra beklemek zorunda kalacağız ama olsun) Bu başarıldıktan sonra da gerisi gelecektir."
* * *
Sevgili Oğuz ayrıca ülkemizde her yıl sigara nedeniyle ölen 100 bin kişinin 17 bininin pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybettiğini bildiriyor, ki bu sayı konunun önemini yeterince gösteriyor sanırım.
Özel Ege Lisesi'nde de sigara içilmediğini öğrendim, yöneticilerini kutluyorum. "Bu kapıdan sonra sigara içilmez" yazıları yokmuş galiba, ama en kısa zamanda yazdıracaklarına eminim.
Okullar ve hastanelerin yanında artık pastanelerden ve lokantalardan da haber bekliyoruz. (Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|