|
 |
|
|
Elin parasıyla seçimlere kadar gitmek umudu
Geçen hafta Hazine, IMF ile yapılan programa göre tanımlanmış faiz dışı fazla gerçekleşmelerini yeniden açıklamaya başladı. Hafta sonunda 3'üncü ve 4'üncü gözden geçirmeyle ilgili niyet mektubu yayımlandı. Merkez Bankası enflasyon raporunu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) 500 büyük firmanın 2005 yılındaki performansını açıkladı.
Program tanımlı faiz dışı fazlanın gayri safi milli hasılaya oranı 2005 yılında yüzde 5.8 seviyesinde kalmış. Yüzde 6.5 olan hedeften bu sapma mali disiplinden önemli ölçüde taviz verildiğini ortaya koyuyor. Son niyet mektubunda "2005 yılı sonuna ilişkin... faiz dışı fazla gerçekleşmeleri büyük ölçüde sosyal güvenlik kuruluşlarının zayıf performansı ve KİT'lerin performansını olumsuz etkileyen bir defaya mahsus faktörler nedeniyle hedeflerin altında kalmıştır" deniyor. Yani, hükümet, bir defalık oldu, bir daha olmaz diyor.
Mayıs ve haziran aylarında piyasaların gösterdiği sarı kart olmasaydı hiç şüpheniz olmasın hükümet bu yıl da mali disiplini bozmaya hızla devam ediyor ve seçime gidiyordu. Nitekim 2006 yılının ilk üç ayında program tanımlı faiz dışı fazlanın yaklaşık geçen yılın seviyesinde kalması bunun açık göstergesi.
İpe un serildi
Son enflasyon raporuna göre imalat sanayii dışındaki sektörlerde firma başına kullanılan yabancı para cinsinden kredi miktarı 2005 yılında yüzde 34.8 oranında artmış. Bu firmalar içinde, ihracat geliri elde etmeyenlerin kullandıkları kredi miktarındaki artış ise yüzde 34 olmuş.
Döviz cinsinden gelir elde etmeyen firmaların döviz cinsinden bu kadar hızlı borçlanmaları bilançolarında çok ciddi bir döviz açık pozisyonu oluştuğunu gösteriyor. Bu firmalar kurdaki son artışla birlikte kredileri geri ödemede önemli sıkıntılar yaşayabileceklerdir.
Ayrıca, TL ile gelir elde edip dövizle borçlanan, özelleştirilen Telekom gibi büyük firmaların açık pozisyonlarını kapatmak için gösterdikleri çabaların kurdaki sıçramaları daha da artırabileceği biliniyor.
Niyet mektubunun 4'üncü paragrafında, yerine getirilemeyen ve bu nedenle dikkate alınmaması talep edilen kriterlerin çokluğu dikkat çekiyor. Bunların bir kısmı 2005'te de taahhüt edilip uygulanmayan reformlar. Yapısal reform alanında da hazirana kadar ipe un serildiği anlaşılıyor.
Risk iştahı kesilince...
İSO'nun açıkladığı 500 büyük firmanın 2005 yılı kârlarında ortaya çıkan gerileme endişe veriyor. Dış tasarruflara ve kura aşırı yaslanan programların, kaçınılmaz, önce coşku, ardından hüsran döngüsü gerçekleşiyor. İş âlemi ile hükümet arasında var olduğu söylenen koalisyonu bozan aslında bu.
Hükümet, el parasına güvenip mali disiplini unutmuş, şirket bilançolarındaki kur uyuşmazlığına gözünü yummuş, yapısal reformları rafa kaldırmış, sanayinin yaşadığı daralmaya seyirci kalmış. El parası güvenli piyasalara çekildiğinde de, bize benzeyen ülkeler dalgalanırken, Türkiye'de tsunami olmuş.
Yabancıların risk iştahının kesilmeye başladığı ve dalganın arttığı bu dönemde, hükümetin spekülatif sermayeye olan iştahı devam ediyor. İflas edeceği belli olan politikalarla en azından seçimlere kadar gidilebileceği umudu hâlâ canlı. IMF'nin de bu sürdürülemez politikalara göz yumabileceği son açıklamalarındaki oldukça yumuşak üsluptan anlaşılıyor. Hadi hayırlısı.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|