Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eskişehir'de yaşayan, "Avrupa Yakası" hayranı Japon tasarımcı Keiko Altın Oyabu:
"Puflarım insanda yeme isteği uyandırıyor"


MARŞA FRANCO


İtalya'da tanıştığı bir Türk ile evlenip Eskişehir'e yerleşen Japon tasarımcı... Bu "uzun yol hikayesi"nin kahramanı Keiko Altın Oyabu. Tokyo'da güzel sanatlar, Milano'da tasarım eğitimi aldıktan sonra ülkesine dönen ama Mehmet Ali Altın'ın aşkına buraya yerleşen 32 yaşındaki kadın sadece macerasıyla değil, yaptığı işle de dikkat çekici. Jel poliüretan kullanarak puflar, karolar, çocuk mobilyaları, aksesuvarlar tasarlıyor.
Armada Otel'in terasında Oyabu'yu dinlemeye başlıyorum. Daha doğrusu, çoğunlukla o İtalyanca anlatıyor, tercümanlığı kocası üstleniyor.

Nasıl tanıştınız?
Mehmet Ali Altın: Ben İTÜ'de mimarlık eğitimi aldım. Keiko'yla yedi yıl önce Milano'daki Domus Akademisi'nde tanıştık. Bir sene sonra ilişkimiz başladı ama okul bitince ülkelerimize döndük. Üç yıl boyunca her gün telefon ve e-mail trafiğiyle ilişkimiz devam etti. Ben bu arada askere gittim. Ailesi beni fotoğraflardan gördü ve tanışmak istediler.

Aileleriniz evlenmek istediğinizi duyduğunda ne dediler?
Mehmet Ali A.: Ailem olumlu karşıladı çünkü Keiko'yu çok sevdiler. Keiko'nun ailesi de beni sevmiştir herhalde. Onun bütün ailesi sanatçı. Babası Japonya'da tanınan bir ressam. Annesi heykeltıraş ama bir dönem yapıp bırakmış, şimdi babasının mali işleriyle ilgileniyor. Ailede de şöyle bir düzen var: Sanatçı sanatçıyla evlenmiş ve karı-koca birbirlerine yardım ediyorlar. Keiko da başkasıyla evleneceğine bir mimarla evlensin demişler.

Düğününüz nasıldı?
Mehmet Ali A.: Bütün Japonlar oynadı! Çocuklarına kadar... Keiko babasıyla ilk defa dans etti, bu babasının hayaliymiş. Abisiyle ilk defa bizim düğünümüzde sarıldı, öpüştü. Onların kültüründe böyle bir şey yok. Onlarda olan, sevginin içinizde kalması ya da bir insanın sevgiyi sizin içinizden hissetmesi. Ailesi düğünden çok etkilendi. "Bizim alışkın olmadığımız bu sevgi sahte değilmiş, içten gelen bir sevgiymiş" diye düşündüler.

Aranızda hangi dilde konuşuyorsunuz?
Keiko Altın Oyabu: En çok İtalyanca. Dört dilimiz var: İtalyanca, İngilizce, Türkçe, Japonca. Tıkandığımızda mutlaka bir yolunu buluyoruz. Hiçbiri olmazsa çizerek anlaşıyoruz.

Siz iyi derecede Japonca öğrenmeyi düşünüyor musunuz?
Mehmet Ali A.: Hâlâ Eskişehir'de kurs bulamadık. Türkçe kursu da yok, Keiko için arkadaşımızdan yardım alıyoruz. Duyduklarını bir çocuk gibi taklit ederek Türkçesini bayağı ilerletti. "Avrupa Yakası"nı çok seviyor.

"Türkleşmeye başladı"

Türkiye'de sizi şaşırtan, hâlâ alışamadığınız şeyler var mı?
Keiko A.O.: Bazen dil konusunda çok problem yaşıyorum ama o da aşılacak. Japonya'da 30 sene yaşadım. Sonra o hayatın üzerine Türkiye gibi bambaşka bir eksen koydum. Çoğu insanın elde edemediği bir şans bu, iki kültürü birden yaşıyorum.
Mehmet Ali A.: Mesela tuvaletlere alışamıyor. Japonya'da her yerde tertemiz tuvaletler var. Ama Keiko sarılmak, öpüşmek gibi şeylere bayağı alıştı. Türkleşmeye başladı! Türkiye'yi değiştiremeyeceğimizi anladık, Japonya'yı değiştiriyoruz!

Türkiye dışına yerleşmek hiç aklınızdan geçiyor mu?
Keiko A.O.: Japonya!
Mehmet Ali A.: Japonya benim bu kadar kolay alışabileceğim bir yer değil. Tokyo'da müthiş bir tempo var. Keiko'nun Japonya'daki yaşamı biraz farklıydı.

Burada memnun musunuz?
Keiko A.O.: Yapmak istediğim bir şeyi yapıyorsam, Japonya ya da başka bir ülkede olması fark etmiyor. Yer değiştirmeden kaynaklanan birtakım travmalar olabiliyor tabii. Mesela bankaya tek başıma gidip para çekemem, hastaneye gidemem ama bunlar zamanla azalacak ve o zaman tamamen kendi işime konsantre olabileceğim.

Aranızda bir fikir alışverişi oluyor mu?
Keiko A.O.: İki tasarımcı bir araya gelince ne yapar? Bir şeyleri çekiştirir! Biz de nereye otursak bir şeyleri eleştiriyor, "Kötü olmuş, güzel olmuş" diyoruz. Tasarımcılık insana snob bir bakış açısı getiriyor.

"Bazılarına gül kokusu ekledim"

Keiko Altın Oyabu tasarımlarında malzeme olarak jel poliüretan kullanıyor. Technogel adlı bir İtalyan firmasının sponsorluğunda karolar, puflar, çocuk mobilyaları, aksesuvarlar üretiyor. Bu malzemenin ayakkabılarda, protezlerde ve tüfeklerde kullanıldığını söylüyor. Dünyada bu malzemeyi kullananların sayısının sınırlı olduğunu, Türkiye'de ise bu konuda tek olduğunu ekliyor.
"Poliüretanın pek çok çeşidi var. Jel poliüretan onlardan birisi. Bu malzemenin en belirgin özelliği yapışkan olması. Ayrıca şeffaf, yumuşak ve renkli olması mesela çocuk mobilyaları için uygun olmasını sağlıyor. Zehirli bir malzeme değil."
"Japonya'daki evde annem özel güller yetiştiriyor, puf tasarımlarında onlardan ilham aldım. Hatta birinin içine gül kokusu da eklemiştim. Bunu görünce insanda yeme hissi uyandırıyor ama yemiyorsunuz tabii..." www.keikooyabu.com


CUMARTESİ
"Babamın eserlerini rakı mezesi yapmam"
'Maçlardan önce mağazayı süslüyoruz'
"Gece elbisesinde ten rengi çok moda"
"Puflarım insanda yeme isteği uyandırıyor"
"Urban cool"lar nereye gidiyor?
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet