Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ölümle yarıştı, ölüm geçti...


İNSAN vardır, ölümle yarışır; "Ben geçeceğim!" diye.
İnsan vardır, ölümün nefesini ensesinde duyunca, hemen yavaşlar, bekler ki, ölüm geçsin, gitsin, diye. Nasıl olsa ölüm onu geçecektir, yarışın temposunu biraz düşürünce "son"a varışta biraz gecikir, hepsi o kadar.
Halit Çapın birincilerdendi, yaşadığı kadar ölümle yarıştı, ölümü geçeceğini sanıyordu, kim bilir belki de geçti de, lakin, son kavşağa birlikte girseler de, ipi birlikte göğüsleseler de "ölüm" kazandı.
Zaten Halit'in istediği de buydu, ölüme, ölümden önce varmak...
Vardı da...
***
YIL 1959, Milliyet'teyiz, yedek subaya gidiyoruz. Abdi İpekçi, "Yerine birini bul, öyle git!" dedi.
Halit Çapın'ı önerdik, kabul etti. O tarihte Beşiktaş'taki "Tercüman"da çalışıyordu; naz, pazarlık etmeden geldi.
***
HALİT Çapın, gazeteye tek sütun, bilemediniz, çift sütun girecek olan, yaralamalara, hırsızlıklara, dolandırıcılıklara, yankesicilik haberlerine "üslup" getiren bir gazeteciydi. Abdi İpekçi, "Haberde yorum olmaz!" demesine rağmen, bu kuralı çok kere Halit Çapın için bozdu. Çünkü, okunup okunmayacağı belli olmayan sıradan bir haber, onun üslubuyla okunur, hem de beğeniyle okunur hale gelirdi.
***
HALİT Çapın giderek, röportaj" örneklerini sıralamaya başladı; günlük, ya da dizi röportajlar...
Yıllarca ödüller kazandı, yılın gazetecisi oldu, yılın yazarı oldu, üslubunun bir özelliği de "sövüp saymayı" yazısının "lazım-ı gayrı mufarık"ı, ayrılmaz parçası haline getirdi, okurlar da yadırgamadı, benimsedi...
***
HALİT Çapın'ın doğma büyüme İstanbul çocuğu olmasına bakanlar, onu "kül yutmaz" sanırlardı, oysa onun kadar işletilmeye, kızdırılıp aldatılmaya yatkın bir arkadaşımız yoktu...
Kendisine yılın gazetecisi seçildiğini belirten bakanlık kutlamasının altındaki "Beş bin lira ödül kazandınız, gönderiyoruz!" yazısını günlerce cebinde taşıyıp bankaya sabah akşam paranın gelip gelmediğini soran oydu.
Böyle olayları "duygu sömürüsü"ne bağlayan da yine oydu.
1960'ların beş bin lira hikâyesinin de duygusal bir yanını bulmuştu:
"Anam evde hasta, bir bardak soğuk suya hasret, yakında sana buzdolabı alacağım demiştim. İş mi bu yaptığınız!"
Kısa bir soruşturma, evde buzdolabı olduğu anlaşıldı!
***
HALİT Çapın'ın bir başka özelliği de, duygularını abartarak yazıya dökmekte ki eşsiz yeteneğiydi...
Hemen hemen aynı gün, aynı hastanede, iki oda ötede yatan eski baldızı Duygu Asena'ya hastalanınca yazdıklarına bir baksanıza:
"Sıçra gel kız Duygu! İhalelere girip sana şaraplar alayım, Faris'e söyleyeyim sana Cunda'dan ıstakozlar, denizkestaneleri, denizbörülceleri, papilinalar getireyim."
Ne güzel abartma değil mi?
Ne onun ihalelere girip şarap alacağı var, ne de Faris'in denizi boşaltıp göndereceği...
***
HALİT Çapın, bir yazı ustası olduğu kadar, şiir okumakta da ustaydı. Onunla yarışamasak bile bir hayli meyhane beraberliğimiz vardır, Faris'le birlikte...
"Kim bu Faris?" diyenler olacaktır.
"Faris" Halit Çapın'ın argo deyimle "ruh gibi" arkadaşıdır, hemen her gün birliktedir;yerler içerler, kâğıt oynarlar ve sonunda mutlaka kavga ederek ayrılırlar. Tabii Halit Çapın sövüp sayar ama, Faris'in de onun bamteline basmakta üstüne yoktur. Gazeteler Halit Çapın'ın ölüm haberini verirken "Türkiye'nin tek kollu Hemingway"i diye yazdılar, bu sıfatın mucidi de Faris Çağdaş'tır.
***
KANSERİ yenen adam, kansere çene kemiğini veren adam içkiye, alkole yenik düştü, hem de yıllar önce "Bay Alkol"ü bizlere takdim eden adamdı...
Nedim'in ünlü beytini sık sık okurduk:
"Meyhane mukassi görünür taşradan amma/Bir başka ferah, başka letafet var içinde."
O ferahı, o letafeti evine taşıyan Halit Çapın, bize göre mutlu öldü...
Her ölüm, erken ölüm olsa da...

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Genelkurmay ve komplo teorileri
GENELKURMAY Başkanlığı'na Org. Yaşar Büyükanı...
Çetin ALTAN
"İslami cihat" politikaları ve "Çellissima" 4'lüsü...
Bir yanda bastırdıkça bastıran sıcaklar, bir ...
Fikret BİLA
Düğümü Sezer'in mesajı çözdü
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başk...
Hasan CEMAL
Çılgınlığın sonu yok mu?
Lübnan'daki İsrail işgali daha birkaç hafta ö...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi okula kaç kişi kaydoldu? Anında öğrenin
Teknolojik olanaklar velilerin işine ilk kez ...
Nail GÜRELİ
Uyanma zamanı geliyor mu?
Olup bitenler sizi karamsarlığa sürükleyebili...
Metin MÜNİR
Kim korkar hain Wal-Mart'tan?
Yabancı sermaye girişi tek yön bir yol değild...
Hasan PULUR
Ölümle yarıştı, ölüm geçti...
İNSAN vardır, ölümle yarışır; "Ben geçeceğim!...
Meral TAMER
Tabipler Birliği, MR sömürüsünde neden sessiz?
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ın üst dü...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü Vicdan Örgütü!
"Yeryüzünün, insanlığın şu ana kadar kurduğu ...
Osman ULAGAY
İnsanlık öldü, Duygu görmedi
Sevgili Duygu'nun hayatla son bağlarını da ko...
Güngör URAS
Fiskobirlik olmadan olmaz!
Fiskobirlik depolarında 2005 ürünü 50 bin ton...

© 2006 Milliyet