Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Dostluk yok, çıkar var'


LÜBNAN'da ölenler Arap. Ama Arap dünyası susuyor.
Ben geçen hafta bu köşede buna dikkati çekmek istedim.
İstediğim "dikkat" çekilmiş oldu.
Bir haftada bu konuda çok yazı ve haber okuduk.
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek utanmadan "Macera zamanı değil" diyerek katliama karşı sessiz kalışını izah etti!..
Suudi Arabistan Hizbullah'ı suçladı. Onlara destek veren İran'ı kınadı. Yani İsrail'in, yani Amerika'nın yanında yer aldı.
Kral Abdullah günler sonra sessizliğini bozdu.
O da BM'den bölgeye müdahale isteyebildi!..
Arap Birliği "savaş"ı BM'ye havale etmekle yetindi.
Oysa dünyada İsrail'in yaptığının bir katliam olduğunu bağıran pek çok ülke vardı.
Yani, Arap rejimlerinin başındakiler korktular. Hizbullah ve Hamas'ın zayıflatılması uğruna Arap çocuklarının öldürülmesine seyirci kaldılar.
"Bu ne biçim Araplık?.." diye sormak hakkımız değil mi?
* * *
BM, diğer bazı ülkeler gibi Türkiye'den de, Lübnan'da görev yapacak güce asker istiyor.
Türkiye hükümeti de asker göndermekten yana.
Yalnız bunun için ateşkesin sağlanmasını şart koşuyor.
Oysa Türkiye kamuoyu bu konuda ikiye ayrılmış durumda.
Birinci grup, asker göndermek, Ortadoğu'da söz sahibi olmak demektir, diyor.
İkinci gruba göre ise, Kuzey Irak dururken Lübnan'a asker yollamak da ne oluyor?
Üstelik hatırlayalım, bize terörist yetiştirip yollanan Bekaa Vadisi'ni koruyan, kollayan Lübnan değil midir?
* * *
İKİNCİ gruptakiler için, "İleri sürdükleri geride kaldı" diyebilir miyiz?
Talabani ile Barzani'nin PKK'yı tasfiye planı yürürlüğe kondu mu? Kuzey Irak'ın resmi planı PKK için meydana çıktı mı?
5 bin PKK'lı şöyle veya böyle eritilecek mi? Bu iyimserlik gerçekçi mi?
* * *
PEKİ şu film ne ifade ediyor?
ABD ve İngiltere'ye yollanan, Kuzey Irak'ın propagandasını yapan bir film var.
İşte bu filmlerde Türkiye'nin bir bölümüne Kürdistan deniyor ve Kuzey Irak'a dahil ediliyor.
Yoksa 5 bin PKK'lıyı eritme planı derken her zamanki gibi Talabani ve Barzani Ankara'yı uyutmak mı istiyor?
* * *
Arap yöneticiler de, Kuzey Iraklı yöneticiler de Türkiye'yi sevmiyor. Fırsat buldukça Türkiye'nin kuyusunu kazıyorlar. Tarih boyunca böyle oldu.
Ortadoğu'da yalnız olduğumuzu bilelim, ona göre davranalım.

AH BİR MUTLU OLSAK!
Bir araştırmaya göre dünyanın en mutlu ülkesi Danimarka imiş.
Danimarka'yı İsviçre, Avusturya, İzlanda izliyor.
Mutluluğu etkileyen en önemli faktörlerin sağlık, eğitim ve refah olduğunu bilerek Türkiye'yi bu sıralamada bir yere koyabilirsiniz.

Kardeş kardeşi vurur mu?
Iğdırlı H.T. PKK'lıydı. Ama önceki gün Tendürek Dağları'ndan indi, teslim oldu.
Ve H.T. güvenlik güçlerine, "Kardeşim askerde. Kardeşin kardeşe silah çekmeyeceğini düşünerek teslim oldum" dedi.
"Kardeş kardeşe silah çekemez" sözü çok önemli.
Bunu Türkiye'de yaşayan bütün insanımız için niye düşünmüyoruz ve uygulamıyoruz? 70 milyon kardeş değil mi?

ÇETİNER
Çapın ve Duygu
Reha Mağden, Halit Çapın, Duygu Asena, Ergil Tezerdi ve Yılmaz Çetiner... Üst üste kaybettiğimiz meslektaşlarımız.
Ben bu kayıplarımızdan üçüyle çalıştım, üçünü tanıdım.
Halit Çapın, Duygu Asena ve en uzun süre de Yılmaz Abi...
Benim 42 yıllık gazetecilik hayatım Milliyet'te geçti. Bu sürede pek çok gazeteci de Milliyet'e geldi gitti. İşim yazı işlerinde olduğu için onları yakından izleme fırsatı da buldum.
Halit Çapın'ı tarife hacet yok. Adeta röportaj sihirbazıydı. Hastalanmasa, yaşantısıyla gençlere günümüzde muhabirlik dersi verirdi.
Rahmetli Özer Oral, kata değil, 4. Gazeteciler Kooperatifi'nde müstakil eve girmem için bana bastırıyordu. Ve bu sırada Çapın'ın bana söylediği cümleyi de hâlâ unutmam, "Kooperatiflere girip sıkıntı çekme. Nasıl olsa damatlara kalacak, paran varsa ye..." Bu bir felsefeydi, onun felsefesi...
Duygu ile ilişkilerimiz samimi ama mesafeli idi.
Onun Milliyet'te bir köşesi vardı. Kadın sorunları konusunda tek isimdi, simgeleşmişti.
Ya Yılmaz Çetiner yani Yılmaz Abi... Az beraber olmadık ama o da bizi yalnız bıraktı gitti.
Üç çalışma arkadaşımı kaybetmek bana büyük üzüntü veriyor.

HAKSIZLIĞA KARŞI
Büyükanıt olayı
Tarih bunu yazacak.
Sıkışınca Türkiye'de yapılmayacak şey yok.
İşte Cumhurbaşkanı ve Başbakan anlaştı ve bir kararnameyle, teamüllerin dışına çıkılarak Genelkurmay Başkanı atandı.
Sıkışma dedik. Bu ne demekti?
30 Ağustos'ta genelkurmay başkanı olması beklenen Büyükanıt'ın aleyhinde ani bir kampanya başlatıldı.
Cep telefonlarına geçilen mesajlarda, Büyükanıt'ın Yahudi asıllı olduğu, Genelkurmay Başkanı olunca İsrail'e yardım edeceği yazılıydı. Aynı saatlerde Ankara'da bazı kişilerin bilgisayarına 15 sayfalık mesajlar geçildi. Bunlardan biri de Cumhurbaşkanı Sezer'e ulaştı.
Benzer mesajlar geçen hafta İstanbul'da bulunduğu sırada Başbakan Erdoğan'a da iletilmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı harekete geçti.
Daha Yüksek Askeri Şûra başlamadan kararname hazırlanıp Çankaya'ya gönderildi. Cumhurbaşkanı Sezer, hiç beklemeden kararnameyi imzalayıp kamuoyuna duyurdu. Böylece ilk defa bir genelkurmay başkanı kararnamesi, YAŞ öncesi açıklanmış oldu.
Bu, herhangi bir haksızlık veya tehlike karşısında zirvedekilerin birleşebileceğini göstermesi bakımından rahatlatıcı bir gelişmeydi ve son günlerdeki can sıkıcı olaylar içinde sevindirici oldu.

dheper@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Neo-Con
NEO-CON, yani neo-conservative, yeni-muhafaza...
Çetin ALTAN
Upuzun direklere büyük bayraklar asma ihtiyacı
Küreselleşme sürecinin hızlandığı yeni bir ça...
Fikret BİLA
Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?
AKP Sakarya Milletvekili Dr. Süleyman Gündüz ...
Hasan CEMAL
PKK'yı dağdan indirmek!
Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK varlığı konus...
Güneri CIVAOĞLU
Büyükanıt ve umut
Türkiye'de "yol haritaları" vardır...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de zor karar dönemi
OKS puanıyla öğrenci alan okullarda 1. kayıt ...
Doğan HEPER
'Dostluk yok, çıkar var'
LÜBNAN'da ölenler Arap. Ama Arap dünyası susu...
Semih İDİZ
Yaşar Paşa'nın 'siyasi' görevleri
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı Napoli'deki NATO ...
Hasan PULUR
Barış palavraları...
İNANMAK ile güvenmek birlikte olmalı. İnsan g...
Derya SAZAK
Özkök'ün şansı
Genelkurmay Başkanlığı'nı 30 Ağustos'ta Orgen...
Meral TAMER
TTB Başkanı Gürsoy: "MR laboratuvarı açmak, bakkal dükkânı açmaktan daha kolay"
Dünkü yazımda "Türk Tabipler Birliği MR sömür...
Yaman TÖRÜNER
IMF gözden geçirdi
IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye için 3....
Güngör URAS
Fındık olacaksa, Fiskobirlik de olacak
Eğer fındıkları söküp fındık üretimine son ve...
Serpil YILMAZ
Hepimiz ve hiçbirimiz
Ekonomi ve kadın dünyası birbirinden ayrı dur...

© 2006 Milliyet