Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hepimiz ve hiçbirimiz


Ekonomi ve kadın dünyası birbirinden ayrı duruyordu. Birbirimize "misafir" gelmiş gibi olurduk, sohbetlerimizde.
Kitaplarını okurdum, kitaplarını imzalar gönderirdi.
Kızıl saçlarına özenirdim, boyasız ve pırıl pırıl akardı yanaklarından. Yumuşak sesli, özlü sözlü olurdu Duygu Asena.
Leyla Umar; Ayşenur Arslan, Asena ve beni Fidel Castro ile tanıştırmak için bir Küba gezisine gitmeye ikna etmişti.
Umar, "Kilo almışsın Fidel" diyerek elini Castro'nun göbeğine yerleştiriyor; karşılığında da Küba liderinin "Papa'nın bizi ziyaret etmesini nasıl değerlendiriyorsun?" sorusunu yanıtlıyordu..
Umar, Castro'ya Ayşenur ile beni tanıştırırken çok zorlanmamıştı: "Türkiye'nin solcuları."
Sıra Asena'yı takdime gelince Umar biraz duraladı, ağzından "Kitapları çok güzel ama son romanında çok seks var" sözleri dökülüverdi.
Castro o an dikleşti ve Asena'ya "Otobiyografi olmasın sakın bu kitap" esprisi yaptı.
Umar, Asena'yı uğurlarken "Benden 18 yaş küçükmüş biliyor musun, kızım olacak yaşta" diyordu bana.

Zetkin'i okurduk
Yüzüne demedim ama benim için de bir dönüm noktasıydı "Kadının Adı Yok" kitabı.
Biz üniversiteli kızlar cinsellikten, varoş kadınları kadar rahat konuşamazdık. Solculuk da engeldi "belden aşağı" inmeye...
Geriye kitaplar kalıyordu.
Okumak için "bu işlere" ayıracak vakitler yoktu.
Kadını okuyacaksak, faşizme direnen Mitka Gribçeva'nın "Seni Halk Adına Ölüme Mahkûm Ediyorum" romanına sarılacaktık.
Alman komünistlerinden Clara Zetkin'in "Lenin ile Anılar" kitabını ezberlemeliydik:
"Proletarya, kadınların tam kurtuluşu için savaşmadan kendisini kesinlikle kurtaramaz..." (V. İ. Lenin)

Pandora'nın kutusu
1980'leri geride bırakamamıştık henüz. Eşlerimiz ya içerideydi, ya da işkenceli bedenlerini yeni hayata hazırlamaya çalışıyorlardı. Çocuklarımız eli kalem tutacak yaşta babalarıyla tanışıyorlardı.
Kadınlar dışarıda kalmışlardı, tek başlarına.
"Ben" demeyi öğreniyorlardı. Kadınların "küçük genç kızlıklarından" bir darbeyle uyanışları erkekleri de sarsıyordu.
Evlilikler tutkaldan düşen iğneler gibi savruluyordu.
Evlerde dertleşiyorduk. Bu sohbetler bizim içindi! Kitle çalışması değildi. Kimseye öğretecek bir şeyimiz kalmamıştı, bilmediklerimizi anlamaya çalışıyorduk.
Asena bu dönemde çıktı karşımıza. İlk kez "bizim kızlar"la cinselliği konuşmaya başlamıştık.
Asena bir kere "Pandora'nın kutusu"nu açmıştı; bütün "ayıplar" ortaya dökülmüş, içinden umut çıkmıştı.
Asena'ya içimizden bir küçümsemeyle yaklaştık. Siyaset doktoru Şirin Tekeli'nin araştırmalarıyla ilgilenmek bize daha uygundu.

Çiller'in korkusu
Tansu Çiller henüz Boğaziçi Üniversitesi'nde ekonomi profesörü, "ahbaplık" ediyoruz.
Bir gün odasında konuşurken, "Hep cinsellik mi tartışılacak? Aydınlar, kadının ekonomik ve sosyal hayattaki gerçeğini anlatmayacaklar mı?" diye çıkışırken buldum kendimi...
Çiller'in gözleri doldu, çok etkilendi nedense bu eleştirimden.
Çekmesini açtı ve içinden Kenan Evren'e gönderdiğini söylediği bir "Kadın Raporu" çıkardı.
"Saçlarım ağarmadan kadın meselesini toplum önünde konuşmayacağım!" dedi en kararlı haliyle.
Donup kaldım.
Başbakan olmaya cesaret eden Çiller, toplumsal direnmelerle güçsüzleştirilmekten ürküp kadın raporu açıklamamıştı!
Duygu Asena cesurdu. Hiçbirimiz ve hepimiz olabildi.
Yakalarında mor çiçeklerle cenazeye katılanlar ve Asena'nın Kadınca dergisindeki editörü, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Filiz Koçali gibi, tabuta el veren kadınlar içinde "bizim kızlar" da vardı!

syilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Neo-Con
NEO-CON, yani neo-conservative, yeni-muhafaza...
Çetin ALTAN
Upuzun direklere büyük bayraklar asma ihtiyacı
Küreselleşme sürecinin hızlandığı yeni bir ça...
Fikret BİLA
Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?
AKP Sakarya Milletvekili Dr. Süleyman Gündüz ...
Hasan CEMAL
PKK'yı dağdan indirmek!
Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK varlığı konus...
Güneri CIVAOĞLU
Büyükanıt ve umut
Türkiye'de "yol haritaları" vardır...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de zor karar dönemi
OKS puanıyla öğrenci alan okullarda 1. kayıt ...
Doğan HEPER
'Dostluk yok, çıkar var'
LÜBNAN'da ölenler Arap. Ama Arap dünyası susu...
Semih İDİZ
Yaşar Paşa'nın 'siyasi' görevleri
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı Napoli'deki NATO ...
Hasan PULUR
Barış palavraları...
İNANMAK ile güvenmek birlikte olmalı. İnsan g...
Derya SAZAK
Özkök'ün şansı
Genelkurmay Başkanlığı'nı 30 Ağustos'ta Orgen...
Meral TAMER
TTB Başkanı Gürsoy: "MR laboratuvarı açmak, bakkal dükkânı açmaktan daha kolay"
Dünkü yazımda "Türk Tabipler Birliği MR sömür...
Yaman TÖRÜNER
IMF gözden geçirdi
IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye için 3....
Güngör URAS
Fındık olacaksa, Fiskobirlik de olacak
Eğer fındıkları söküp fındık üretimine son ve...
Serpil YILMAZ
Hepimiz ve hiçbirimiz
Ekonomi ve kadın dünyası birbirinden ayrı dur...

© 2006 Milliyet