|
 |
|
|
İş dünyasında kimler ayakta kalacak?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Yazı bana değil; Stratejik İletişim Danışmanı Salim Kadıbeşegil'e ait. Kadıbeşegil, aslında ilk işaretleri 2001 yılındaki Dünya Ekonomik Forumu sırasında verilmiş olan ve şirketlerin geleceğini sorgulayan bir konuya değinmiş.
Bugünkü köşem Salim Kadıbeşegil'in...
* * *
Rekabetin tanımı, şekli, şemali, adı, sanı her şeyi değişime uğradı. "Daha ucuz fiyat vererek" rekabet edilen günlerin üzerinden on yıllar geçti... Daha kaliteli olmak, daha yaygın pazarda bulunmak bile bir işe yaramıyor artık! Özellikle "müşteri"nin ne kadar önemli olduğunu kavramaya başladığımız 1990'lı yıllardan itibaren rekabet anlayışındaki değişime paralel iş yapma ve işi yönetme anlayışı da değişti. Yönetim kurullarının gündemlerini farklı farklı konular oluşturmaya başladı. İş dünyasını temsil eden kurumların düzenledikleri konferans, panel, forum ve benzeri organizasyonların içeriğini oluşturan kavramlarda da büyük bir değişim yaşandı. Tüm bu değişim sürecinin arkasında yatan temel kurgu ise "gelecekte nasıl var olmayı sürdüreceğimiz" ile ilgili... Dünya Ekonomik Forumu'nda kamuoyuna açıklanan bir bildiriye imza atan dünyanın önde gelen 36 şirketinin CEO'su bundan böyle şirketlerini "sürdürülebilir kalkınma esaslarına" göre yöneteceklerini ilan ediyorlardı. Bildiri "lafta" kalmadı. Sadece güne ve işe odaklanıp para kazanmak tutkusunun yanına başka kavramlar ve odaklanmalar iliştirildi. Sosyal sorumluluk boyutlarında, hayır ve bağış işleri şeklinde gelişen bu duyarlılık şirketlerin ana işlerini "tehdit" edecek boyuta varabilir miydi?
* * *
Geçtiğimiz aylarda, Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Kalkınma Başkanı Björn Stigson imzasıyla bir başka bildiri yayımlandı. "Geleceğin Küresel İş Dünyası için Manifesto" başlıklı bildiri; iş kurma, işi yönetme, rekabet etme, karar alma, işbirliği yapma, iş ortaklıkları, tedarik zinciri, kalite, hizmet üretimi ve ayakta kalabilmenin ön koşulu olabilecek bir çok alanda yeni paradigmayı tarif ediyor. Bildirinin içindeki şu paragraf çok çarpıcı:
"2020 yılının global şirketleri dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunları dikkate alarak açlık, yoksulluk, iklim değişimi, kaynakların israfı, küreselleşme ve demokratikleşmeyeni müşterilere ürün ve hizmetlerini sunanlar olacaktır. Bu yöndeki çabalar değerli ve sürdürülebilir olmakla birlikte, bunlar aynı zamanda karlı da olmak zorundadır... Bu nedenle iş dünyasının topluma olan katkısı hayır ve bağış işleri ile ilgili girişimlerimizden ve desteğimizden değil, kendi öz işimizden gelmelidir."
Yani, topluma "şirin" görünmek için hayır ve bağış işleri yapmanın da modasının geçtiği bu bildiri ile çok net olarak ortaya konuyor. Yerine; para kazanmak amacıyla her ne iş yapıyor olursanız olun, dünyanın sorunlarını dikkate alan bir iş üretme ve iş yönetme modeliniz olmalıdır. Bu işiniz -doğasında- karlı olmalıdır ki, dünyanın sorunlarına karşı olan duyarlılığınız sürdürülebilir ve gerçek anlamda katkı sağlayabilir nitelikte olsun!
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|