|
 |
|
|
Burada pist koskoca deniz
42 yelkenli tekne denizde ne şahane görünüyor. Böyle beyaz beyaz, köpük gibi yayılmışlar... Bu manzara uzun sürmüyor. At yarışı mı canım bu? Otomobil yarışı mı? Burada pist koskoca deniz. Az sonra hepsi dağılıyor
tubakyol@yahoo.com
Sırayla yanımdan geçiyorlar. Bir, iki, üç... Ben güneşleniyorum. Dört, beş, altı... Saymayı bırakıyorum. Toplam 40 yat geçecek yanımdan. Kimi yelkenini açmış. Bazısı tam yanımda yelken açıyor. Bazısı yelkensiz geçip gidiyor. Birbirleriyle konuşuyorlar: "Bence biraz daha yükselelim. Kuzeybatıya dönebilir."
Ne diyor acaba? Nereye yükseliyor? Yat mı dönecek kuzeybatıya? Döndürme güzel kardeşim.
Yok, rüzgar kuzeybatıya dönebilir diyormuş. Yükselmek de kıyıdan açılmak, daha açıktan gitmek gibi bir şey anladığım kadarıyla.
Daha bir sürü cümle geliyor kulağıma. Sözcükler Türkçe de olsa, manaları başka ya; aklımda tutamıyorum söylenenleri.
Yelkenciler severmiş bu rüzgarı; zevki zorluğundaymış
Yakınlarındaki yatlarla "Başarılar"laşıyorlar. Eh, en azından bunu anlıyorum.
Çünkü yarışacaklar. Az sonra.
Ben de Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü'nün düzenlediği 6. Gant Cup'ı izleyeceğim. Az sonra.
Ama şimdi marinadayım. Marinada bağlı teknede. Yacht Türkiye dergisinin teknesinde. Teknenin güvertesinde. Güneşleniyorum.
Yanımdan geçen yatlardan birinde sırf kadınlar var. "Bütün kızlar toplandık" diye şarkıyı mırıldandıklarını duyuyorum. Birazdan da Nil Karaibrahimgil'in sesini sonuna kadar açıp hep birlikte eşlik ediyorlar: "Sorduk neden yıprandık / Yıprandık, yıprandık..."
Az sonra hakikaten de biraz yıpranacaklar galiba. Zira bizim kaptandan duydum. Rüzgar ters miymiş, ters rüzgar mı varmış, öyle bir şey. Gerçi yelkenciler severlermiş bu rüzgarı, zevkliymiş falan ama zevki, zorluğunda anladığım kadarıyla.
Bakalım "bütün kızlar" ne yapacaklar?
Diğer yatları da aklımda tutmaya çalışıyorum. Yarış takibi esnasında kimin önde, kimin arkada olduğunu anlayayım, dikkat ettiğim yatlardan biri birinci olursa, tuttuğum takım kazanmış gibi sevineyim diye. Sahibine teknesi öyle görünmez herhalde ama ne yazık ki bana hepsi aynı görünüyor.
Ve yarış başlıyor.
42 yelkenli tekne denizde ne şahane görünüyor. Böyle beyaz beyaz, köpük gibi -yok "köpük" olmadı, dev martılar gibi diyeyim- yayılmışlar... Bu manzara pek uzun sürmüyor. At yarışı mı canım bu? Otomobil yarışı mı? Burada pist koskoca deniz. Az sonra hepsi dört bir yana dağılıyor.
Bir an önce Yalıkavak'a varabilir miyiz lütfen?
Biz de guletle takip ediyoruz. Yani guletin içinde yan gelip yatıyoruz. Arada sırada birkaç yelkenli görüyoruz uzakta. Ben gözlerimi kısıp bakıyorum, hadi tanıyayım n'olur... Hayır, katiyen ayırt edemiyorum. "Bütün kızlar" da yok artık ortalıkta. Öndeler mi, arkadalar mı, yıprandılar mı... Bilemiyorum.
Zaten Yacht Türkiye'nin yayın yönetmeni Yılmaz (Öztürk) "Yok öyle bir tekne" diyor. Gördüm abi, var. Yok. Var. İddialaşıyorum. Belki de kadın ağırlıklı bir tekneydi ama içinde bir-iki erkek de vardı, kim bilir.
Ben bilmiyorum.
Olsun, iddia ediyorum. Akşam öğreniriz nasılsa. Gerçi biz "kim haklı"yı öğrenene kadar, bu yazı çoktan yola çıkmış, gazeteye konmuş olacak. Olsun. Bana mı inanacaksınız, yat dergisi çıkaran birine mi?
Ben... Bilemiyorum.
Bir gün kızım olursa adını Pasarella koyacağım
Rüzgar mı ters, ters rüzgar mı; tek bildiğim şu anda bizim gulet çok feci sallanıyor.
Kos'tan ya da Bitez'den demir almış olmamız umurumda değil. Her nerede seyrediyorsak, bir an evvel Yalıkavak'a varabilir miyiz lütfen?
Teknedeki herkes serilmiş uyukluyor.
"Böyle durumlarda pasarellada oturuyorum ben" diyor Canan uykusunun arasında, "iyi geliyor".
Pasarella ne? Teknenin kıçındaki merdiven.
Oturuyorum. Otururken söz veriyorum. Eğer şu kıçı kırık merdiven bu ıstıraba iyi gelirse ve eğer bir gün kızım olursa adını Pasarella koyacağım.
Kızım olmayacak diye rahatım. Hem zaten pasarella da iyi miyi gelmiyor. Yazmayı bırakmak zorundayım. Biraz daha önüme bakarsam, kusacağım.
* * *
Yalıkavak'ın karşısında küçük bir koyda demirledik. Yazıya ara vermiştim. Hatta hayata ara verdim bir ara. Yarışın bugünkü Kos-Yalıkavak etabı da bitti bu arada.
Ha bir de, yine bu arada, Yılmaz'la iddialaşmıştık ya, telefonla aradık sorduk: Sadece kadınların olduğu bir yat var mı?
Bu kez ben bile yanıldım. Çünkü ben bile kendi gözlerime değil, Yılmaz'a inanmaktaydım.
"Bütün kızlar"ın teknesinin adı Eos'muş ve 39'uncu bitirmişler bugünkü etabı!
|
|
|

|