Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ağustos 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Allah Saidou'larını versin


Şu ön libero meselesi... "Aman ha, sakın ha bulaşma oğlum" diyorum haftalardır bana.
Bulaşmadım da.
Ama...
Tutamıyorum kendimi artık.
Ve fenalık geldi.
Her kanalda, her köşede "Galatasaray'a önce bir ön libero lazım" diyen biri...
Evet fenalık geldi.
Kulübün başkanından, kulübün zartına zurtuna kadar, herkesin ağzında ön libero.
Eric Gerets'in de.
Bir Saidou arıyorlar.
Önce...
Bu Saidou'yu bile arıyorsa Galatasaray...
Bu Saidou'nun bile eksikliğini hissediyorsa Galatasaray...
Vah vah.
Veya...
Bir Saidou bile alamıyorsa Galatasaray.
Vah vah vah.
Alttan üstten, sağdan soldan, Florya'dan bir Saidou bile bulamıyorsa Galatasaray.
Vah vah vah vah.
* * *
Bu bizim Saidou iyi bir kesiciydi, ve de iyi bir bozucu.
Bence ''iyi''si de fazla ya...
Bizim Saidou'nun hepsi de buydu.
Mesela...
Galatasaray'da bir golü yoktu, ya da ya vardı ya yoktu.
Bir gol pası da yoktu, niyeti de...
Bir tane uzun pas atmadı, bir tane araya pas da atmadı.
Bir senede bir kere, rakibin ceza sahasına girmedi, girmeyi aklından bile geçirmedi.
3-5 metre yanındakine vererek, alarak, tekrar vererek, tekrar alarak, bütün seneyi geçirdi.
İyi bir profesyoneldi, galiba iyi de biriydi.
Sessiz, sakin, efendiydi.
Galatasaray bir ara serbest bıraktı, kimse almadı.
Türkbüküspor bile.
* * *
Ön liberonun Pirlo gibisine, Viera gibisine kim laf edebilir?
Gravesen, Maniche gibisine de.
Veya...
Bu ayarda birilerinin gibisine de.
* * *
Mesela...
Bir ülkeden golcü çıkmayabilir, santrforun hakikisi de.
Ama nokta mokta olanı, pivot mivot olanı çıkmalıdır.
Çıkıyor da.
Bir ülkeden 10 numara da çıkmayabilir.
Bir ülkeden kaleci de çıkmayabilir.
Hadi kanatlar da çıkmaz diyelim.
Mesela...
Stoper de mi çıkmaz? O da mı dışardan alınır?
Hadi yukardaki ön liberolar kadar oynayanı çıkmaz diyelim.
Ama Saidou kadar oynayanı da mı çıkmaz?
Devlet kapatsın o zaman bu altyapıları ya!
Yazık ya!
Günah ya!
* * *
Okan Buruk'la bağlayalım.
Hâlâ onu tartışıyorlar.
Nesini tartışıyorlarsa...
Ne kadar oynayacağı belli, nerelerde oynayacağı da, nasıl oynayacağı da.
Nerede duracağını biliyor, nereye koşacağını da, nerde basacağını da...
Ve...
Bonservisi elinde.
Ve...
Her şarta razı.
Daha ne istiyorlar?
Okan'ın gidişi şöyleymiş de böyleymiş de, miş miş de mış mış da...
Boşverin.
Niye aldılar?
Madem aldılar...
Artık vıdı vıdı yapmasınlar.
Son senelerdeki en yerinde transfer bence.
Okan belli, ne verdiğin belli.
Daha iyisi...
Okan'ın üstüne vermesiydi.
Ne tuhaflar.

Biraz ben, biraz biz, biraz onlar

Evi değiştirdim... Cebimde her an bir "fıs fıs"la dolaşıyorum. Ne olur ne olmaz. Bir "bulundurma" aldım. Bulunsun... Organize Şube'den bir müdür dostumun cep'i her an cep'imin ilk sırasında. İtfaiyeden de önce.
2006-2007 sezonuna böyle giriyorum. Ne için bütün bunlar?
Evet ne için?
Arkasına kalabalıklar alıp, onlara yaranmaya çalışan bir kısım kulüp yazarı, bir kısım kulüp avukatı yorumcu yüzünden. Ve... Bu işler ne hale geldi?
* * *
Terzinin kabininde pantolon değiştiriyorum...
20 küsür senedir oturduğum apartmandaki, 20 küsür senedir beni tanıyan komşumun karısı, dükkana gelip soruyor terziye:-
-Ne iş yapar bu?
Bu... Ben yani. Terzi eliyle işaret mişaret yapıyor...
Kabindeyim ya. Kadın anlamıyor.
-Esas işi ne?
Esas iş...
Kocasının kartvizitinin üzerinde, ismi soyadı yazıyor.
Altında da italat-ihracat.
Sadece bu kadar.
Arkasında da italat-ihracatın İngilizce'si. Ve de sadece bir cep no'su.
Adresi bile yok.
Onun kocasınınki iş...
Bizimki miş miş.
* * *
Bağdat Caddesi'nde yürüyorum...
Biri sulanıyor.
-Başlıyorsunuz değil mi bu hafta, her hafta her hafta konuşmaktan sıkılmıyor musunuz? Bari para mara veriyorlar mı?
Bu da aşağılamanın, zarif bir şekli.
-Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?
-Avukatım.
-Yazıhaneniz var mı?
-Var.
-Hergün hergün, aynı yazıhaneye gitmeye üşenmiyor musunuz? Para mara kazanıyor musunuz bari?
Sinirleniyor... Gerizekalı.
* * *
Kadın, sahilde bisiklete binerken kesiyor yolumu.
Yanında yine, evde kalmış o kızı var.
Sahilde ava çıkıyorlar her sabah.
-Her gece bir ekrandasınız, oh oh oh... Her sabah mı erken kalkarsınız?
Damat seçiyor ya.
Direkt dalıyor:
-Bir aile geçindirecek kadar para kazanıyor musunuz?
-Ailesine göre değişir.
-?
-Çok mu kalabalık sizinki?
-?
Hani kız da Allah'ın gücüne gitmesin ama bir felaket...
Ve... Yazdıysa bozsun.
* * *
Başka biri, bir restorantta yan masadan iş koyuyor...
Hesapta arkadaşıyla konuşuyor:
-Bunlar yemeğe memeğe, para mara vermezler, hayatları avanta.
Bunlar... Biz. Ve onlar. Ve...
Onları bu hale getiren, bir kısım bizimkiler. Hani bana kalsa... Her neyse.
Zaten kalmıyor.
Bir sürü, dünyadan bihaber.
* * *
Başka biri bir kafede, "Başkanlar ceplerine para koyuyor bunların" diyor, "Karılarının marılarının saatlerini maatlerini bile başkanlar alıyor"
Duyuyorum. Hani bana kalsa...
Zaten kalmıyor. Bir sürü salak!
* * *
O taksi şoförüne takılıyorum nedense... "O Erman Toroğlu'na söyle, birgün onu şöyle böyle yapacağız" diyor.
Ona göre bütün yorumcular, aynı evde yaşıyoruz, programlarımıza gidip, akşam aynı eve dönüyoruz.
"Ankara'ya çek" diyorum. "Ona gidelim, sen kendin söyle, yerse tabi"
Afallıyor... Yemiyor.
Cebimden fıs fısı çıkartıp, yüzüne tutup, gülerek, "bir fıs fıslık canın var" diyorum.
Hani laf olsun torba dolsun...
"Abi patrona arabayı vermem lazım, İstanbul dışına çıkamam" diyor.
Nelerle uğraşıyoruz?
Ve... Kimlerle?
* * *
İşin en tuhafı ne biliyor musunuz?
Çoğu haklı bu insanların.
En azından bence.
Dışarıya böyle yansıyor çünkü halimiz. Bıkmışlar artık, hergün ekranda veya köşesinde etik dersi verip etik davranmayanlardan. Her şeyi bilenlerden. Bir bilenlerden. Kulüp sözcüsü ve kulüp avukatı bir kısım yorumcudan. Bir kısım filandan, bir kısım falandan.
Ne diyorlar?
Galatasaray böyle, şöyle oynamalı.
Fenerbahçe bunu, şunu almalı.
Şike olmamalı.
Hakemler öyle, böyle çalmalı.
Vıdı da vıdı, mıdı da mıdı.
Peki bir spor yazarı ve yorumcusu nasıl olmalı, nasıl olmamalı?
Biraz da kendimize bakalım.
Ve...
Bence tabi.

BİLGİN'DEN
Turkcell Süper Lig başlıyor.
Biz de.
Ben de.
Pazarları TRT 1 Stadyum.
Erdoğan (Arıkan), Ömer (Üründül), Mehmet (Demirkol) ve ben (Gökberk)
Salıları LİG TV Serbest Atış.
Oğuz (Tongsir), Reha (Muhtar) ve ben (Gökberk).
Perşembe LİG TV Çizgi Dışı.
Alev (Evliyaoğlu) ve ben (Gökberk)
Pazartesi, Çarşamba Radyospor.
Ben (Gökberk).

BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.

bilgingokberk@mail.com




SPOR
Artık başlıyor
İbrahim Akın'a sitem!
Lugano yetişmedi
Gravesen mesajı
Anahtar Lazaroni'de
Bu bir devrim!
Ekranda müfettiş var!
Lig A maçları, D Spor'da
Fatih, 8 milyon eder mi?
Düdük Sizde
Haber turu...
Allah Saidou'larını versin
Başlarken
Dön baba dön!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Allah Saidou'larını versin
Şu ön libero meselesi... "Aman ha, sak...
Metin TOKAT
Başlarken
Milliyet gazetesinin değerli okurlarına öncel...
Nilay YILMAZ
Dön baba dön!
Her fırsatta "Ben değiştim" diyen Haluk Uluso...


© 2006 Milliyet