|
Castro, sosyalizm, liberalizm
KÜBA lideri Fidel Castro geçirdiği ameliyat sebebiyle, yetkilerini "geçici olarak" kardeşi Raul'a devretti! 80 yaşındaki Castro epeydir sağlık sorunları yaşıyor. Kolombiya'nın başkenti Bogota'nın Belediye Başkanı Gazon, Ocak 2004'te onu ziyaret ettikten sonra "Castro'nun çok hasta gözüktüğünü" açıklamıştı.
İhtiyar Castro birkaç defa da konuşurken düşüvermişti. Böyle durumlarda Küba televizyonu, birkaç gün sonra Castro'nun oturduğu yerde şakalaşan veya birkaç hafta sonra da kısa süreli resmi kabullerde ayakta duran 'sağlıklı' görüntülerini yayımlar!
Peki neden hâlâ baştadır? Putlaştırılmıştır da ondan! Böyle rejimlerde diktatör ölünce, manevi tahakkümü devam ettiği gibi, maddi otorite de oğluna, kardeşine veya 'kendi klanından' birine geçer. Kuzey Kore'nin sosyalist diktatörü "Ebedi Başkan" (Eternal President) Kim İl Song'un yerine de oğlu Kim Cong İl geçti.
Sosyalist 'put'lar
Lenin'in nasıl putlaştırıldığını biliyoruz. Lenin'den sonraki "genel sekreter yoldaş"lar da bir alt basamaktaki putlardı. Bizim TKP'de de "İsmail Bilen Yoldaş" minik bir puttu!
Sosyalist rejimlerdeki putlaştırmaların temel sebeplerinden biri elbette 'az gelişmişlik'tir. Ama Marksizmin tabiatından gelen bir maraz da yok mu?! Hatırlayın, Fransız Komünist Partisi lideri Maurice Thorez de tam bir "put"tu!
Faşizmdeki ve gelenekçi rejimlerdeki kişi putlaştırmayı anlamak mümkün. Fakat "eşitlik, sınıfsız toplum, bilim" gibi iddialarla yola çıkan sosyalizmde de korkunç dogmatizmler, kişi putlaştırmaları, seküler tapınmalar oluyor. Marksizmin buna yol açan bir tarafı var!
Marksizmde "bireysel özgürlük, tercih hakkı, özel mülkiyet, sınırlı devlet" gibi değerler reddedilir. Dahası, "bilim" adına meşrulaştırılan bir "proletarya diktatörlüğü" kavramı Marksist itikadın temellerinden biridir.
Onun için sosyalist rejimler daima, devirdikleri rejimlerden daha totaliter, daha kıyıcı, daha tutucu düzenler kurdular. Meşruiyetlerini de kaçınılmaz olarak diktatörün yüceliğine, yanılmazlığına dayandırdılar: Kişi kültü diyoruz buna.
Liberalizmin zaafları
Liberalizm ise, tam tersine "bireysel özgürlük, tercih hakkı, özel mülkiyet, sınırlı devlet" gibi kavramları yüceltir, totalitarizme ve kişi putlaştırmasına tabiaten karşıdır. Liberalizmin daha dinamik, daha özgür, daha refahlı bir toplum kurduğu da bir gerçek.
Ama liberalizmin çözemediği ciddi sorunlar var: Nispeten azalsa da büyük çapta devam eden yoksulluk, gelir dağılımı bozukluğu, aşırı bireyleşmenin toplumsal sorumluluk duygusunu ve değerleri aşındırması, büyüyen 'under class', artan suç oranları...
Çağın bu sorunlarına çözüm aramanın yolu, Marksist sosyalizme 'geri' dönmek değildir. Marksist sosyalizmin son kalıntıları da zaten Castro ile, Kim Cong İl ile tarihe karışacaktır.
Çözüm, her alanda liberalizmin yerine geçecek değil, liberalizmin başarısız kaldığı alanlarda yeni çözüm ufukları açacak "ahlaki" yaklaşımlarla üretilebilir. Murat Belge'nin artık sosyalizmi bilim değil, ahlak alanında aramak gerektiğini belirten yazısı bu bakımdan çok önemliydi... Yarın devam edeceğim.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|