|
 |
|
|
Yüzde 4'lük enflasyon hedefi gerçekçiliğini yitiriyor
Temmuz ayında Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 0.85 ile beklenenin oldukça üstünde arttı. Üretici fiyatlarındaki artış ise yüzde 0.86 ile beklentilerin altında kaldı. Bunun sonucunda iki endekste yıllık artışlar sırasıyla yüzde 11.7 ve 14.3'e yükseldi. Bunlar yeni endeks yayımlanmaya başladığından bu yana gerçekleşen en yüksek artışlar. Yüzde 4'lük uzun dönemli enflasyon hedefiyle birlikte değerlendirildiğinde faiz artışlarının bu yıl süreceği anlaşılıyor.
Hükümet son dönemde artan enflasyonu, yaşanan arz şoklarına ve dünya piyasalarındaki likidite daralmasının yarattığı kur etkisine bağladı. Faizlere yüklenerek kısa vadeli sermayeye yeniden davetiye çıkardı. TL'nin sermaye girişleri sonucunda yeniden değerlenmesinin enflasyonu geriletmesi bekleniyor.
Nitekim temmuz ayında kur sepetinin (1 dolar+1.5 euro) TL değeri bir önceki aya göre yüzde 2.6 oranında düşmüş. Enflasyondaki artışla birlikte değerlendirdiğimizde bu, dış talebi artıracağını umduğumuz, reel kurdaki gerilemenin getirdiği rekabet gücünün çok hızlı erozyona uğradığını gösteriyor. Bu politikaların sürdürülebilir olmadığını defalarca görmemize rağmen ekonomi yönetiminde, bu defa işlerin farklı olduğu iyimserliği sürüyor.
Önlemlere tepki var
Diğer taraftan dışarıdaki likidite daralmasının süreceği artık çok belirginleşti. Bu durumda sermayeyi çekebilmek için içeride faizlerin daha da yükseltilmesi gerekiyor.
2005 yılında faiz dışı fazlanın hedeften gayri safi milli hasılanın yüzde 0.5'i kadar saptığı belli oldu. Hükümet 2006'da da bu duruma düşmemek için tedbir aldığını açıkladı. Alınan önlemlerin geçici niteliği ve verilen kitlesel tepkiler bunun sürdürülebilirliği konusunda endişe yaratıyor.
İzlenen yanlış politikalarla sağlık harcamaları hızla arttı. Düzeltmek için alınan önlemler ise hizmet kalitesini ciddi ölçüde geriletecek nitelikte. Kamuoyunun buna tepkisine hükümet ne kadar dayanabilir? Türkiye'de ilk defa çiftçiler bu kadar sık meydanlara çıkıyor. Hükümet kamu harcamalarına tavan ve blokaj getirirken, bütçede tarım ödeneklerine aktarma yapmak zorunda kalıyor.
Mızrak çuvala sığmıyor
Toprak Mahsulleri Ofisi'ne verilen kendi yağınla kavrul talimatı bu ortamda ne kadar sürdürülebilir? Fındıkta getirilecek çözüm ne kadar finansman gerektirecek? Elektrikte zam yapılmayacaksa özel kesimin üretime devam etmesi için devlet hangi vergilerden vazgeçecek? Ankara Belediyesi'nin bizden peşin tahsil edip de BOTAŞ'a ödemediği doğalgaz parasını kim ödeyecek? Bütün bunlar kamu kesiminde mızrağın artık çuvala sığmadığını gösteriyor.
Yüksek faiz politikası sürdürülebilirliği şüpheli bu denge üzerinde ek baskı yaratacaktır. Kamu borcunun yüksekliği ise böyle bir ortamda borcun enflasyonla eritilmesi endişelerini güçlendirecektir. Dolayısıyla bu, faizler üzerinde tekrar baskı yaratacaktır.
Sonuçta önümüzdeki yıl sonunda enflasyonu faizlere dayanarak düşürmenin büyüme ve istihdam cinsinden maliyeti çok yüksek olacaktır. Seçime giden bir hükümet bunu ne kadar göğüsleyebilir? Yüzde 4'lük enflasyon hedefinin ve buna ulaşmak için kullanılacak politikaların faziletlerini ve gerçekçiliğini tartışmanın zamanı gelmiş görünüyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|