|
Gürültü ve tahmin...
AZ kaldı fena şişiyorduk...
"Şişmek" gazeteciliğin argo deyimlerindendir, nasıl "atlatma" ya da "atlama" varsa "şişmek" de vardır.
"Şişmek" bir haberi doğru dürüst izlemeden, soruşturmadan yazıp sonra tersi çıkınca düşülen hale denir.
Basın tarihimizde örnekleri çoktur, rahmetli üstat Nizamettin Nazif, Köstence'den özel yatıyla Akdeniz'e açılınca Romanya Kralı Karol'la, Marmara açıklarında yaptığı söyleşi, ertesi gün gazetede yayımlanmış, lakin aynı gün AA'nın verdiği bir haber, gazeteyi ve üstadı fena halde şişirmiştir. AA'nın haberine göre Kral'ın yatı, fırtına yüzünden Köstence'den ayrılmamıştır.
***
YA Büyükada'daki Çiçek Bayramı...
Programa göre, Vali ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, o gün bayrama katılacak ve konuşacaktı. Bizim arkadaş da programa güvenerek bayramı yaptırmış, Gökay'ı da konuşturmuş (!!!) İstanbul'un havası belli olur mu? Cağaloğlu günlük güneşlikken, Büyükada'yı sel götürmüş ve bayram iptal edilmişti...
***
GEÇEN gün gazetede bazı lüks eğlence yerlerinin gürültü yaptıkları için uyarıldıklarını, aldırmayınca da önce para cezası verildiğini, buna da uymayınca bir hafta kapatılacaklarını okumuştuk.
Ali Eyüboğlu'nun haberinde bu yerlerin ağustosun ilk haftasında kapatılacakları yazıyordu.
Kusura bakmasın ama burasına hiç inanamadık...
Niye inanamıyorduk?
Eski deneyimlerimiz bu işin kolay olmayacağını bize hatırlatıyordu.
Kapatma kararı önce buralara tebliğ edilecektir, tebligatı alacak sorumlu, ya o gün hastadır, ya izinlidir, "Şimdi buradaydı, nereye gitti?" dir. Aradan birkaç gün geçer, sorumlu bulunur, tebligat yapılır, itirazlar başlar, dava açılır, idari mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı, duruşma derken eylül ayının sonuna gelinir.
Ehh, ondan sonra Allah kerim, eylül sonu, ekim başı oraları bir hafta kapansa ne yazar, zaten müşteri yok!
***
İŞTE biz tahminimizi böyle yapıp bir güzel şişecektik.
Çünkü tahminimiz alışılmışa uygundu...
Ne bilelim Orman ve Çevre Bakanı Osman Pepe'nin gücünün bunları şak diye kapattıracağını...
Allah korudu, demek tecrübe her zaman işe yaramıyor, yoksa fena şişecektik. Bereket versin, eğer doğru, bir çuval içinde, tek bir pirinç tanesiyse onu ara bul, diyen tedbiri...
***
ŞİMDİ diyecekler ki:
"İnsanlar eğlenmeyecek mi?"
Niye eğlenmesin? Keşke başımız o gürültüyü kaldırsa, biz de gidip eğlenebilsek.
İnsanlar elbette eğlenecek, ama başka insanları gürültüyle rahatsız etmeyerek.
Hastası var, çocuğu var, bebeği var, yaşlısı var, sabah işe gidecek olanı var.
Kendinizi onların yerine koysanıza...
Şu denge bir sağlanabilse...
***
DEYİP noktayı koyduk, bir de tedbirliyiz diye kendi kendimizi överek...
Meğer, bu sefer de bizim tutmaz dediklerimiz aynen tutuyormuş, kapatılan yerleri mahkemeler açmaya başlamış, önce ikisi arkadan herhalde diğerleri.
Demek ukalalık yapıp "Böyle gelmiş ama böyle gitmez!" diye eski köye yeni âdetler geleceğini sanmak enayilikmiş...
Böyle gelmiş, böyle gidecek...
DÜZELTME - 31 Temmuz 2006 tarihli köşemizde, "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda" mısraı Mehmet Akif'in Çanakkale Destanı'nda değil, İstiklal Marşı'nın 7. dörtlüğünde geçmektedir. Hata bizimdir, düzeltiriz. H. P.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|