|
 |
|
|
Şahinlik
Askeri Şûra toplantısı başlamadan Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Orgeneral Yaşar Büyükanıt kararnamesine ilişkin tartışmalar Başbakan Erdoğan'ı kızdırdı. Malezya'ya hareketinden önce "Güdülen bir hükümet değiliz" diye tepki gösterdi, Tayyip Bey.
30 Ağustos nedeniyle aylardır yaratılan "kriz" beklentisi aşıldıktan sonra Büyükanıt kararnamesini Çankaya ile hükümet arasında bir güç savaşına dönüştürmenin kime ne yararı olacak?!
Atama sonuçta Bakanlar Kurulu kararı gerektirdiğine göre -Başbakan istemese- kabine üyeleri herhalde Büyükanıt adını Köşk'e göndermezlerdi!
Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı sorununu önceden Cumhurbaşkanı Sezer ile görüşmediğini belirterek son aşamada kendisine bilgi verildiğini söylüyor: "Harp Akademileri'ndeki toplantıda sadece ben Sayın Cumhurbaşkanı'na 'Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantım var. Orada biz kararımızı vereceğiz. Sonra da randevu verirseniz, Milli Savunma Bakanımız ile göndereceğimizi söyledim.' Onlar da 'uygundur' dedi. Ben kendilerine göndereceğimiz ismi de söyledim.''
Cumhurbaşkanı Sezer, Büyükanıt adını öğrenince çok rahatlıyor.
Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplanıyor. Başbakan Erdoğan, toplantı sürerken Çankaya'dan gelen "Milli Savunma Bakanı'nın gelmesine gerek yok. Kuryeyle gönderirseniz olur" haberi üzerine Vecdi Gönül yerine Başbakanlık Müsteşarı'nın kararnameyi Köşk'e yolladığını açıkladı.
Büyükanıt polemiği işte bu noktada doğuyor. Cumhurbaşkanlığı'na yakın kaynaklara göre Sezer, Büyükanıt kararnamesini önceden tek başına istiyor. Bu mesaj muhtemelen Genelkurmay Başkanı Özkök ve Milli Savunma Bakanı Gönül tarafından Harp Akademileri'nden önce yapılan üçlü toplantıda Başbakan Erdoğan'a iletiliyor.
Erdoğan da itiraz etmiyor olmalı ki, Bakanlar Kurulu kararnamesi pazartesi günü Çankaya'ya gönderiliyor.
Başbakan cuma akşamı İstanbul'da Sezer'e Büyükanıt adını verdikten sonra bu spekülasyonları sürdürmek ne ölçüde anlamlı? Kulislerde Büyükanıt'ın önünü açmak için Özkök Paşa'nın şûradan önce istifayı düşündüğü bile öne sürülmekteydi. Artık bu söylentiler geride kaldığına göre Başbakan'ın da "Güdülen bir hükümet değiliz" diye güç gösterisi yapmasının gereği yok. Kaldı ki Türkiye, Lübnan'daki savaş ve PKK'ya karşı sınır ötesi harekât beklentisi nedeniyle hassas bir dönemden geçiyor.
2007'de yeni cumhurbaşkanını seçecek ve genel seçime gidecek Türkiye'de güvene dayalı ve dengeli bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulacak.
Batılı medyanın "şahinlik" beklentisine kapılmayalım.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|