Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ağustos 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Herkesin bir derdi var durur içerisinde!


O gün hep saçlarından söz edilmişti, o gün onun saçları ne güzeldi. Güneş de ona göre mi tutturmuştu açısını, kızıl ve sarı telleri ayrı ayrı tarıyordu ışık.
Beyaz bir ceket giymişti, bembeyaz bir ışık gibi oturuyordu. Ben tam karşısında, yine hicranlı, sıkıntılı bir hikâye anlatıyordum. Kardelenler projesinin toplantısıydı, "Bu kızlar bu koşullara rağmen okuyacak da sonra kendilerine kıymet bilmez bir adam bulularsa kendilerini eksiltecekler" diye dertleniyordum.
"Sadece o kızlar mı?" diyordum sonra, "Hepimiz eksiltmiyor muyuz?" vesaire vesaire bir keder içinde sorup sorup duruyordum. Bitti sonra toplantı. Yanıma geldi. Pek de tanışık değildik doğrusu. Tuttu iki omuzumdan, şefkatle sarstı ve şöyle dedi:
"Bu kadar yıpratma kendini. Bu kadar yorulma. Hasta olursun sonra."
Sonra devam etti:
"Bak bana. Senin gibi içime atsaydım şimdiye... O-hoo!"
Güldü sonra. Bir "abla" tatlılığıyla güldü.
Sanırım o gün, beyninde namussuz bir tümörün büyümekte olduğunu bilmiyordu henüz. Tam bir hafta sonra, o ışıklı saçlarında altında tanrının cezası bir derdin büyümekte olduğu öğrenildi. Ben iyi değilimdir hastalık, hastane, ölüm konularında. Mecbur kalınca çok soğukkanlı olurum belki ama bir türlü gitmek istemem, görmek istemem.
Küçük yaşta büyük hastalık geçirmenin içime yerleştirdiği bir korkudur, hastaneye gittiğimde öleceğimi sanırım, herkesin öleceğini sanırım. Ölü görürsem bir daha dirisini hatırlayamayacağımı, sevdiğim insanların bendeki suretinin bozulacağını.

Cenaze acelesi
Hem siz cenazelerin nasıl gömüldüğünü gördünüz mü? Müthiş bir aceleyle gömülür gidenler bu memlekette. İnsan hatıralarıyla bile vedalaşamadan toz duman olur ortalık.
Öyle tuhaf bir aceledir ki bu, paramparça olursunuz. Ölümün bir sessizliği, sükûnetli bir saygıyı gerektirdiğini hissediyorsanız hele, bu gürültünün bu apar topar gömme çabasının ortasında yalnız başına bir çocuk gibi kalırsınız.
Bunları görmeye dayanamıyorum ben işte. Bu yüzden ne Duygu'nun sarı güllerle ve sağlam kadınlarla çevrili cenazesine ne Reha Mağden'in "Dostların arasındayız" şarkısı gibi güzel ve kederli geçen törenine katılamadım.
İkisinin de hastalığına gidemedim ve bu konuda "köşe yazarlığı yapmak" da tuhaf geldi. Yazı her şeyi halletmez çünkü, biliyorum. Ve şimdi müthiş suçlu ve kötü hissediyorum kendimi. Ölümü bana, bize bu kadar yabancılaştıran, hayatın bir parçası olan o kederli günü hayatın dışında tutan eğitimimize de kızıyorum bir yandan da.
Cenaze törenlerine, Reha'nın eriyip gidişine, ışığın taradığı o saçların Duygu'yu terk edişine...

Benim başım sağ olmasın!
Ölüme kızıyorum elbette. Önce hep iyileri alıp götüren o karanlık... Bize en lazım olanları... Ne Reha'nın yazdığım ilk köşe yazısını Yeni Binyıl gazetesine koyarken gece yarısı beni heyecanlı arayışı ne Duygu'nun omuzlarımdan tutup "Bak bana" deyişi gidiyor aklımdan.
12 yaşımda, bir gün annemin eve getirdiği o pembe kapaklı "Kadının Adı Yok" kitabını, meraklı bir taze olarak karıştırışım, gözlerimin açık kalışı çıkmadıkça aklımdan Duygu da çıkmayacak.
Ben bu gazete sayfalarında yürüyüp durdukça Reha'nın telefondaki rakılı sesi kulağımdan hiç gitmeyecek.
İkinizi de yaşamıyorken görmeye dayanamazdım. Gelemedim, ikinizden de özür dilerim. Hiç merak etmeyin, nefesiniz bende de sürecek...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Castro, sosyalizm, liberalizm
KÜBA lideri Fidel Castro geçirdiği ameliyat s...
Çetin ALTAN
Meteorolojik ısı 40, politik ısı 100, ömürsel ısı ölçüm dışı
Hiçbir politik gözdağıyla frenlenemeyen acıma...
Hasan CEMAL
Nefes nefese...
Maalesef yıllar çok çabuk geçiyor ve ölüm yaz...
Güneri CIVAOĞLU
124'ün sırrı...
Diskodaki müzik ritmiyle, zikir ayinleri aynı...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de son gün ve kontenjanlar hâlâ boş
OKS sonuçlarına göre öğrenci alan anadolu lis...
Metin MÜNİR
Türk'ün fındıkla imtihanı
Türkiye fındığın OPEC'idir.
Faik ÖZTRAK
Yüzde 4'lük enflasyon hedefi gerçekçiliğini yitiriyor
Temmuz ayında Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜF...
Hasan PULUR
Gürültü ve tahmin...
AZ kaldı fena şişiyorduk...
Derya SAZAK
Şahinlik
Askeri Şûra toplantısı başlamadan Genelkurmay...
Meral TAMER
Tabipler Birliği'nden Sağlık Bakanı'na kritik sorular
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ın, sağlı...
Ece TEMELKURAN
Herkesin bir derdi var durur içerisinde!
O gün hep saçlarından söz edilmişti, o gün on...
Güngör URAS
Tarihi Merinos yandı, bitti, kül oldu!
Bursa'daki tarihi Merinos Kumaş Fabrikası'nda...

© 2006 Milliyet