Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türk mutfağında Uzakdoğu tadı

Japon mutfağından suşi dışındaki örnekler nihayet Türk lokantalarına geliyor


Günümüzde Batı ülkelerinde lokanta mutfakları yeni bir rüzgarın etkisinde. Bu rüzgar Uzakdoğu'dan esiyor. Lokantalar müşterilerine Uzakdoğu ülkelerinin "sokak aşçılarının" sevilen yemeklerini, Batı insanının damak alışkanlığına göre tatlandırarak sunuyor.
Uzakdoğu rüzgarı Batı lokantalarına önce Japonya'dan suşiyi getirdi. Suşi lüks lokantalarda yüksek fiyatla satıldı. Derken suşi enflasyonu yaşandı, bu lezzet sokağa düştü.
Bizde hâlâ bazı lokantalar, Uzakdoğulu ustaların yaptığı suşileri dolarla, yüksek fiyattan satmayı sürdürüyor.
Batı lokantalarına gidenler suşiden bıkınca, Uzakdoğu rüzgarının getirdiği çeşitli, daha renkli lezzetlere yöneldi.

Farklı biçimde hazırlanıyorlar
Bu hareket önce ABD'de başladı. Öncüsü de Nobu isimli bir Japon şef. Nobu genç yaşta Peru'da, Arjantin'de, Alaska'da çalıştıktan sonra Los Angeles'ta lokanta açan bir suşi uzmanı. Ama özelliği herkesin bildiği, hazırladığı suşi yerine Japon ve Uzakdoğu ülkelerinin yemeklerini (Peru, Arjantin, Alaska deneyimiyle farklılaştırarak) Batılı insanın damak alışkanlığına göre biçimlendirmesi.
Nobu'nun 1994'te New York'ta açtığı lokanta büyük ilgi gördü. New York lokantasına gidenler suşi yanında Uzakdoğu'nun yeni tatlarını keşfetti.
Şimdilerde bu tür lokantaların sayısı artıyor. New York'ta Spice Market, Budakan, Londra'da Hakkasan gibi lokantalar müşterilerine "Uzakdoğu ülkelerinde sokak aşçılarının pişirdiği yemeklerin benzeri yemekler" sunuyor.
Bu yemeklerin özelliği deniz ürünlerinin, sığır ve tavuk etinin bilinenlerden farklı hazırlanışı. Bunlar çok hafif haşlandıktan veya tavada çevrildikten sonra özel soslar içinde masaya getiriliyor. Deniz ürünü, et ve de sebzenin tadını alıyorsunuz. Sos o tadın ortaya çıkmasını sağlıyor (Sos bizim bildiğimiz domates salçası veya hamurlu, kremalı sos değil. Baharatla tatlandırılmış, ince sos).

Bizimkiler de öğrenecek
New York ve Londra'da lokantalarda bu tür yemekleri yedikçe, acaba bizim ülkede bu rüzgar ne zaman esecek diyerek meraklanıyordum.
Bu rüzgarın esmesi için bir lokanta işletmecisinin kapıyı aralaması gerekiyordu. Bir süre önce Sunset lokantasını işleten Barış Tansever'i aradım. "Siz öncülük yapın. Bir şef getirin. Bizim aşçıları eğitsin... Başkaları da örnek alır. Bizim güzel deniz ürünlerimizi farklı biçimde yeme imkanına kavuşuruz" dedim. "Size yakında sürprizim olacak" diye başladı. Ve de sürprizini gerçekleştirdi. Nobu'da çalışan Japon şef Hiroki Takemura'yı İstanbul'a getirdi.
Bir süredir Hiroki Takemura, Sunset'te Uzakdoğu mutfağının sevilen yemeklerini hazırlıyor. Ve de Sunset'in mutfağında çalışanlara bunları öğretiyor. Kullandığı malzemelerin tamamı yerli. Baharatların tamamı Mısır Çarşısı'nda satılan baharatlar.
Bu tür lokantaların kalitesini sürdüren, çalışanların devamlılığı ve becerisidir. Gazi Akyol ile yardımcıları İsmail Gökmen, Süleyman Şen yönetimindeki servis personeli Murat Alıcı, Tümer Yılmaz, Orghan Metin, Hakkı Işık, Celal Işık, Mustafa Zorluoğlu; Sunset'in kuruluşundan bu yana hizmet veriyor. Barı Nebi Süzer yönetiyor. Mutfakta Hüseyin Aslan ve Erol Aslan şimdilerde Uzakdoğu mutfağının yemeklerini öğreniyor.
Takemura'nın Sunset'te hazırladığı yemekleri tattık. Pek beğendik. Tatlı miso sos ile hazırladığı levrek, Nobu lokantalarındaki kadar lezzetli ve hafifti. Baharatlı sosla tatlandırılmış dana eti (etlerimizin kalitesinden, sertliğinden kaynaklanan nedenle) orta karardı. Tatlı soya sosuyla hazırlanmış dana karpaçyo ile trüf yağıyla hazırlanmış yuzu soslu saşimi güzeldi.
Şimdi bekleyeceğiz... Sunset'in açtığı kapıdan esecek rüzgarla başka lokantalarımız da Uzakdoğu mutfağına ilgi duymaya başlayacak. Öncelikle imkanı geniş otellere yabancı şefler getirecek. Bizim aşçılar onlardan öğrenecek. Okumuş, aydın şeflerimiz yurtdışına giderek Uzakdoğu mutfağını öğrenecek...
Bugüne kadar eti ve deniz ürünlerini ya kızartma ya haşlama ya da ızgara olarak müşterinin masasına koymaktan başka bir şey bilmeyen lokantalarımızın işletmecileri de farklı tatları, mideyi yormayan, hafif yemekleri müşterilerine sunmaya başlayacak.



CUMARTESİ
"Tutacak şarkıların kokusunu alıyorum"
Türk pop müziğinin özetini çıkarıyor
"Politikacılar mavi, sporcular dar kesim gömlek ister"
"Kırmızı tabanlar" artık Türkiye'de
Engelliler tango öğrenecek, 100 genç uçak kullanacak
Urban cool'lardan faydalı öneriler
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet