Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Vatandaş bikiniyle yakalandı. Az sonra..."

Ünlü olmaya lüzum yok, bikini giymek TV'de teşhir edilmek için yeterli sebep. Haşemaya mı geçelim?

tubakyol@yahoo.com

Mavi haşemalı bir kadın denize giriyor. Belinde rengarenk bir can simidi... Nasıl eğleniyor suda. İhtimal 30'larında olan bir kadının can simidinin sağladığı güvenlikle denizde ellerini, ayaklarını çırparak, sular sıçratarak eğlenmesine şaşırdığımdan izliyorum. Genellikle bu yaşlarda olup da yüzme bilmeyenler ya denize girmezler
ya da yüzme bilmedikleri anlaşılmasın diye bir ıslanıp çıkıverirler denizden. "Rahatlığının sebebi haşema" diyor yanımdaki arkadaşım.
Haşema denizde hareket etmek için en rahat kılık değil. Nasıl bir rahatlıktan bahsediyoruz?
"Haşema yüzünden herkes
ona zaten uzaylıymış gibi bakıyor. E madem uzaylı, can simidiyle de yüzebilir, suda çocuklar gibi de eğlenebilir o zaman."
Mümkündür.
Herkesin bikinili, mayolu olduğu bir kumsalda haşemalı tek kişi olarak "uzaylı" değilse de, azıcık farklı göründüğü muhakkak.
Bu esnada kadın denizden çıkıyor. Başındaki örtü kenardan açılmış.
Aaa saçları görünüyor!
Bu zor, ıslanmak ve kurumak için gayet zahmetli kıyafetin amacı görünmesi dinen yasaklananı göstermemek değil miydi?
Kadın saçının görünmesine aldırmıyor.
Belki yanlış düşünüyorum ama bana öyle geliyor ki bu kadın gündelik hayatında başını örtmüyor ve haşemasının da dinle-inançla-namahremle alakası yok.
Babası, abisi onun mayoyla, bikiniyle güneşlenmesini istemiyor olabilir mesela. Öyle cıbıl cıbıl... Bizzat kendi kararı da olabilir; bikiniyle, mayoyla rahat hissetmiyordur.
Zaten artık kim bikiniyle rahat hissediyor ki kendini? TV'de teşhir edilme endişesi olmayan bile "teşhir edilebilir" kategorisine girmekten dolayı rahatsız oluyor.

Metin Akpınar yarı çıplak!
Yaz başından beri her gün televizyonlar bir magazin ünlüsünün deniz kenarında ya da denizin üstünde bir teknede "bikiniyle yakalandı!!!"ğını bağırıyor.
Çoğunun magazin gazetecileriyle ortak planladıkları bir "yakalanma mizanseni"nde rol aldıklarını bırakın bir kenara, hakikaten ortada bir yakalama varsa bile neyin yakalandığı tam bir muamma.
Ne yapıyorlar da yakalanıyorlar bu magazin ünlüleri? Hangi uygunsuz durumda?
Bikiniyle, mayoyla denize girmek uygunsuz bir durum mu? Bikiniyle, mayoyla güneşlenmek çok mu garip?
Hadi birtakım magazin ünlüsü kadınlar "Beni asla bikiniyle yakalayamazsınız" diye meydan okuyor, magazinciler de peşlerinden koşuyor, bu "yakalama / yakalanma" hadisesi de oradan çıkıyor diyelim.
İyi de "Beni yakalayamazsınız" diye meydan okumayanı denize girerken görüntülemenin adı niye "yakalamak" oluyor? Geçen haftaydı galiba, Metin Akpınar şortla denize giriyor, arkadaki ses ortalığı inletiyor:
"Yarı çıplak yakaladık!"
Daha önce de balkonda çıplak yakalamışlardı ya Metin Akpınar'ı, ona gönderme yapılıyor, espri güya...
Yoksa mayoya da laf ediyor değillerdir herhalde. Ne giysin Akpınar denize girerken? Ya da kadınlar bikini ile yakalanmamak için ne giymeliler? Haşema mı mesela?

Bikiniyle yürünür mü?
Sizi bilmem ama ben haşemaya ha geçtim, ha geçeceğim...
Olmayan bir haberi ilgi çekici hale getirmek için aslında hiçbir yere kaçmadan tatil yapan magazin ünlülerini bikiniyle, mayoyla çekip "Yakaladık" diye sunduklarını bilmiyor değilim. Ama sıkı bir magazin izleyicisi olarak bikininin uygunsuz bir kılık olduğu bilinçaltıma mı işledi nedir...
Geçen hafta Bodrum'da bir koyda demirledik. Teknede güneşleniyoruz, denize giriyoruz... Rahatız. Niye rahatsız olalım?
Aniden aklıma geldi. "Ulan" dedim, "rastgele çekmesin bunlar şimdi? Ünlü olmaya lüzum yok, Bodrum'da olmak bile yeter magazine düşmek için."
Her an haber olabilir, TV'de kendinizle karşılaşabilir, bir kamera bacaklarınıza, göğsünüze, poponuza zoom yaparken dış sesten kendi anonsunuzu duyabilirsiniz: "Vatandaş bikiniyle yakalandı! Az sonra..."
Hadi Bodrum "tehlikeli sular"dı, endişelenmemiz nispeten normaldi.
Geçen gün Parkorman'da havuzda, bir arkadaş iki yan şezlonga kadar yürümek için apar topar elbise giydi üstüne, iyi mi? Üstelik de fazla kilosu, selüliti, çatlağı patlağı olmayan, vücudu gayet başarılı, 24-25 yaşlarında genç bir kız... Ne yapıyorsun güzelim?
- Bilmem ki... Bikiniyle yürünmez gibi geldi.
* * *
Bunca araştırma, anket vesaire yanılıyor olamaz: Türkiye muhafazakarlaşıyor.
Biz de Ay'da yaşamıyoruz!

Biz bu dizilerin nesini sevdik?

"Asmalı Konak" ile "Bir İstanbul Masalı"nın tekrarlarının yayınlanacağına çok sevinmiştim ben. Okuduğum kitapları bin kere daha okuyabilen, sevdiğim filmleri bin kere izleyebilen bir kimseyim. Ne güzel, ne güzel... Üstelik bir hafta beklemeye de lüzum kalmadan sevdiğim dizileri hafta içi her gün izleyebileceğim.
Abi, ne feci dizilermiş bunlar böyle?
"İkinci Bahar"ın tekrarları hiç böyle bir his yaratmamıştı bende. Fakat hem "Asmalı Konak"ın hem "Bir İstanbul Masalı"nın tekrarları beni şaşırttı: "Ben nesini sevmişim bu dizilerin, nesini izlemişim?"
Bana mı böyle geliyor?
Yok, kime sorsam, üstelik kendi fikrimi de çıtlatmadan... Herkes birbirine aynı şeyi soruyor: "Biz bu dizileri niye sevmiştik?"
Sonra ne olacağını bildiğimiz için galiba, önce olanlara o gözle bakınca, ne karakterler bir bütünlük taşıyor, ne de öykü... Bir hafta arayla, nereye akacağını bilmeden izlerken insan yutuyor da, böyle arka arkaya gelince yemiyor demek ki.




CUMARTESİ
"Tutacak şarkıların kokusunu alıyorum"
Türk pop müziğinin özetini çıkarıyor
"Politikacılar mavi, sporcular dar kesim gömlek ister"
"Kırmızı tabanlar" artık Türkiye'de
Engelliler tango öğrenecek, 100 genç uçak kullanacak
Urban cool'lardan faydalı öneriler
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet