|
 |
|
|
Ya lale devri yaşıyoruz, ya gemileri batırıyoruz
Satır Arası / Deniz Sipahi
İİnşaat sektörü son yılların en parlak sektörlerinden... Özellikle büyük şehirler adeta bir şantiye görünümüne büründü.
Maket yapan, "Projem var" diyen herkes onlarca, yüzlerce konut sattı.
Elbette inşaat ekonominin lokomotif sektörlerinden biri. Buradaki büyüme, işsizliğin de ilacı aynı zamanda.
Ancak fiyatlar son dönemde öylesine fiktif rakamlara ulaştı ki, olmadık yerlerde ve kötü denilebilecek binalar bile astronomik değerlere satıldı.
Son aylarda konut kredisi faizlerinin yüzde 2.5 seviyesine çıkması kredili alıcının alım gücünü azalttı. Bu durum satıcıları ise fiyat indirmeye zorlamaya başladı. İşin kötüsü gelecek 10-15 yıldaki kazançlarına güvenerek bu borçların altına imza atan insanlar şimdi kara kara düşünüyor.
Bugün bir krizden söz etmek doğru değilse, bu kadar kısa sürede ne değişti ki?..
* * *
O zaman...
Herkesin oturup düşünmesi gerekiyor.
Ne ev satın alıp olmadık fiyatlar ödeyenlerin yaptıkları, ne inşaat firmaların başlangıçta nazlanıp bugünlerde yelkenleri suya indirmeleri doğru...
Ne de bankaların 1'lere inen faizleri iki ay içinde 2.5'lara çıkarması...
Referans Gazetesi'nde geçen gün verilen bir haber bu durumu çok güzel özetliyordu.
Birkaç ay önce İstanbul Ataşehir'de 280 bin YTL'den satışa çıkan daireler 260 bin YTL'ye satmaya yanaşmayan satıcılar, artık 220 bin YTL'lik fiyatı kabul etmeye hazır.
Emlakçılar, ikinci el piyasada 5 ay önce kendilerini ağırlıklı olarak uygun fiyatlı ev isteyenler ararken, şimdi satıcıların, "Ev satılıyor mu, satılmıyorsa fiyat indirelim" diyerek aradığını söylüyormuş. Birinci el piyasada ise inşaat şirketleri kendi imkanlarını kullanarak projeye özel kredi faizleri vermeye başlamışlar.
Bu durumda aynı projedeki daireler iki farklı fiyattan satılmaya başlanmış.
Örneğin; 18 ay sonra teslim edilecek 2'inci etaptaki sıfır dairelerin fiyatı 270 bin YTL iken, aynı projenin ikinci eldeki sıfır daire fiyatı 225 bin YTL seviyesine inmiş.
* * *
Bu rakamlar İzmir için de geçerli.
Fiyatlar düşecek, mantıklı yerlere inecek. Türkiye değişik bir ülke, her şey yolunda giderken bir anda işler tersine dönebiliyor.
Evet... Ekonomimiz kırılgan, cari açık artık kaldırılabilir seviyede değil, işsizlik azalacağına artıyor ama genel durum 2001'den çok daha farklı.
Ya lale devri yaşıyoruz ya da Karadeniz'de gemilerimiz batıyor.
Dengemiz yok, ayarımız yok.
İnşaatta maliyetler belli, istenen fiyatlar ortada...
Bir kriz yok; olan sadece piyasaların olması gereken seviyelere gelmesi.
Her şeyin yerli yerine oturması.
Hepsi o kadar...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|