Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Azrail sen biraz tatile çıksana...


YETER be Azrail, yeter!
Biraz dur nefeslen, sağa sola, öne arkaya durmadan mermi sıkıp duruyorsun, önce Halit Çapın'ı arkadan Duygu Asena'yı, Ergil Tezerdi'yi, en sonra Yılmaz Çetiner'i vurdun.
Biliyoruz bu senin işin, ama bizim mahalleden biraz tatile çık, nefeslen, bırak da yaralarımızı saralım, cenazeden cenazeye, anılardan anılara koşturma bizi...
***
YILMAZ Çetiner, en eski arkadaş ve dostlarımızdandı, ayrı gazetelerde de çalışsak, bir çatı altında da, hiç ayrılmadık.
Müthiş şüpheci ve evhamlıydı, özellikle haber konusunda, bizden bir kuşak kıdemli olsa da, kıdem farkına pek aldırmazdı, biz Babıâli'ye yeni gelmişken iki "ağır muhabir" vardı, biri Feyyaz Tokar, diğeri de Yılmaz Çetiner. Arkadaşlık, rekabet atlama, atlatma derken akraba oluverdiler, ikisi de Sadıkoğlu ailesinin damadıydı, artık bacanaktılar.
***
BİR gün Feyyaz Tokar'la anlaştık, Yılmaz'ı işleteceğiz, Feyyaz Tokar "Terzi İzzet"in sesini taklit edecek, bir otel haberi yüzünden bağırıp çağıracak. Telefon çaldı, biz açtık, bir süre dinledik, sonra karşımızdakini "Kendine gel" diye susturup Yılmaz'a seslendik:
"Al, bu adam seni arıyor, senin haberden bizi sorumlu tutuyor!"
Yılmaz, "Kim o, kim o!" derken telefonu eline verdik, kulağına götürdü mosmor kesildi, Feyyaz Tokar "Terzi İzzet" olmuş, giydiriyor.
Yılmaz, takılmış 78'lik plak gibi, "Sensin!" diyor, başka bir şey demiyor, sonunda attı telefonu elinden, akşam Bebek Bar'da olayı anlatıyor:
"Adamı bir benzettim ki!"
***
YILMAZ Çetiner, gazetedeki imzasına çok düşkündü, haberi ya da röportajı yazar, verir, ondan sonra da "imza takip işi" başlardı:
"Kaç sütun verilmiş, imza nasıl girmiş?"
O, Milliyet'in Ankara temsilcisi, biz de yazı işleri müdürü, günde on kere telefon eder. Asıl niyet, yazısının nasıl gösterildiği, imzasının nasıl konduğu ama, başka şeyler sorar...
Bir gün, bir oyun yaptık, Yılmaz'ın haberinin başlığını 24 puntodan verdik, imzayı da 18 puntodan...
Görülmemiş bir şey!
İlk kalıp Ankara'ya gitti, biliyoruz ki Yılmaz'ın ilk işi gazeteye bakıp imzasını kontrol etmek, biraz sonra aradı:
"Bu kadarı da ayıp!"
***
BİR ara Bebek koyunda yat limanı, marina lafları dolaşmaya başladı, biz karşıyız, marinacılar bizimle konuşmaya geldiler. Bebek gibi İstanbul'un en güzel koyunu berbat etmeyi tasarlayanlar, karşılarında onu buldular. Yılmaz bir coştu ki, adı "Yedibela Yılmaz Abi"ye çıktı...
***
EĞER "pazarlıkçılar" arasında yarışma açılsaydı, Yılmaz Çetiner, herhalde ilk üçe girerdi. Her şeyin en iyisini, en ucuzunu arar, "Kürkçü Mustafa" da ona kılavuzluk eder, sonra pazarlık başlardı. Esnaf ne derse desin, Yılmaz yarı fiyattan pazarlığa girerdi.
Bir gün Münih'teyiz, Yılmaz oraları iyi biliyor, sokak sokak dolaşıp dükkân dükkân aranıyoruz. Birkaç dükkâna girdik. Karanlık loş dükkânlar, her çeşit malzeme satıyorlar. Hem alt katlarında kısa metrajlı film oynatılan sinema solanları var. Yılmaz adamla bir pazarlığa tutuştu ki!
Neyin pazarlığı mı?
Bir biletle iki film seyredebilir miyiz?
***
HAYATININ kitabı "Nefes Nefese Bir Ömür" onun son yıllarda büyük tutkusuydu, eğer yazmasaydı, okuyanların olumlu tepkilerini ve beğenilerini görmeseydi, öbür dünyaya gözü açık giderdi.
Geçen yıl kitabı yazmış, müsveddelerini, bize, Çeşme'ye göndermişti, arkadan da telefonları başladı:
"Okudun mu? Kaçıncı sayfadasın? Beğendin mi?"
Sonunda bitirdik, notlarımızı yazdık, kargoyla göndereceğiz, sordular:
"Ücreti kim ödeyecek?"
"Ödemeli gönderin, alacak olan ödesin!"
İki gün sonra Yılmaz Çetiner'den ses çıktı:
"Yine yapmışsın numaranı!"
Onun ömrü, nefes nefese geçti, bizim de bu ömürde, dostluk, arkadaşlık kadar bir payımız var.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yoksulluk, sosyalizm, liberalizm
PİYASA ekonomisinin yoksulluğu artırdığı iddi...
Çetin ALTAN
Yavru kefal sürüleri ve oklu kirpi
Cumartesi-pazar günleri hariç, yaz aylarının ...
Hasan CEMAL
Bombalı eğitimle ihanet sorular!
Emekli bir korgeneral açıkladı ki, 1990'lı yı...
Güneri CIVAOĞLU
Tek gerçek
Yılmaz Abi de (Çetiner) görünmez oldu. Metin ...
Abbas GÜÇLÜ
1. kayıt dönemi dün sona erdi
Anadolu liselerinde birinci kayıt dönemi dün ...
Semih İDİZ
ABD'yi batağa saplayan kibir
ABD'yi Irak batağına sürükleyenler ya gaflet ...
Metin MÜNİR
Ilısu temeli atılıyor ama finansman yok
Başbakan Tayyip Erdoğan yarın (cumartesi) hük...
Hasan PULUR
Azrail sen biraz tatile çıksana...
YETER be Azrail, yeter!
Derya SAZAK
Gazetecinin ölümü
Ahmet Altan'dan bir alıntıyı Hasan Cemal'in s...
Meral TAMER
Sağlık Bakanı, tartışmayı TTB üzerinden yapmakta ısrarlı
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ telefon e...
Tamer HEPER
Gel çık işin içinden
Bir değil birkaç okuyucumdan aldığım elektron...
Yaman TÖRÜNER
Neyi düzenliyor?
Geçen günlerde bir yazı yazmış, akaryakıt ve ...
Güngör URAS
Yılmaz Ağabey'in de sandalyesi boş kaldı
Yılmaz Çetiner, usta bir gazeteciydi. Muhabir...

© 2006 Milliyet