|
 |
|
|
Yoksa bizim toplum, okuma özürlü değil mi?
Tam da Lozan Anlaşması'nın 83. yıldönümünün kutlandığı 24 temmuz günü telefon etti değerli okurum Cahit Aybek. Baba Beni Okula Gönder kampanyası kapsamında kütüphanesi olmayan okullara mütevazı bir kitaplık kurma çabamızdan ve okulları için kitap isteyen yurdun dört bir yanındaki öğretmenlerin yazdıkları mektuplardan etkilenmişti.
Türkiye Jokey Kulübü yöneticilerinden olan yüksek kimya mühendisi Aybek, kütüphanesinde yıllardır özenle sakladığı 1943 tarihli ilk baskı Lozan kitabını bana armağan etmek istiyordu. Çok yararlı bir kampanyaya önayak olduğum için...
Cahit Bey'in dediklerini duyunca göz yaşlarımı tutamadım. Ben ilköğretim çağındaki çocuklarımızın okullarına kitaplık kurmaya uğraşırken, Cahit Bey benim kütüphanemi, değerli bir kitapla zenginleştiriyordu. Kitabın yazarının, kampanyayı düzenleyen gazetemiz Milliyet'in kurucusu Ali Naci Karacan oluşu ve kitabın bana Lozan Anlaşması'nın 83. yıldönümünün kutlandığı gün armağan edilmesi çok zarif ve anlamlıydı.
Yoksa nasıl okusun?
İstanbul Sanayi Odası Meclis üyesi olduğu yıllardan tanıdığım, Ege Kimya'nın sahibi Ali Mansur'dan önceki gün gelen telefon ise yaptığımız işin ne kadar yararlı olduğu konusunda önüme bambaşka bir bakış açısı koydu.
"Öteden beri bizim toplum olarak kitap okumayı sevmediğimiz söylenir. Öğretmenlerin size gönderdikleri mektupları okuyunca, içime bir kuşku girdi: Yoksa bizim toplum, kitap bulamadığı için mi okuyamıyor?" diyerek anlamlı bir soru soran Ali Bey, kendisine daha küçücük yaşlardayken okuma alışkanlığının nasıl kazandırıldığını şöyle anlattı:
"Ben 82 yaşındayım. Günde 6 saatten az okursam kendimi huzursuz ve eksik hissederim. Ben ilk - orta - liseyi yurtdışında okudum. Gittiğim okulların zengin kütüphaneleri vardı, öğretmenlerimiz bizi kitap okumaya öyle teşvik ederlerdi ki... Okulun kütüphanesinden alıp okuduğum kitapların bana kattığı, derslerde öğrendiğimden kat kat fazladır."
Beyrut'taki okullar
Ali Mansur'un dedesi paşaymış. Suriye'de merkez komutanıymış. O yüzden Ali Bey ilk orta ve lise öğrenimini Beyrut ve Kudüs'te tamamlamış. Oralarda gittiği tüm okulların çok zengin kütüphaneleri varmış. "Okullarda kitap olmayınca, kitap okuma alışkanlığı da elbette gelişemiyor," diyor Ali Bey ve bir öneride bulunuyor:
"Çok iyi seçilmiş 250 - 300 kitaplık bir tavsiye listesi yapılsa ve kütüphanesi bulunmayan bütün okullara aynı 250 - 300 kitap gönderilse...
Bu kitaplar büyük miktarlarda basıldığı takdirde çok ucuza maledilebilir. Hatta sadece kitaplar değil, kitap rafları da okullara gönderilebilir. Makul miktarda bir bağışla okullara kütüphane, çocuklara da iyi seçilmiş kitaplarla okuma alışkanlığı kazandırılabilir."
Ünlü orkestra şefimiz Cem Mansur'un babası olan Ali Mansur daha da ileri giderek, "Her okulda kütüphane kültürünü geliştirmek için; kitapların envanteriyle öğle tatillerinde ilgilenen, öğrencilere kitap seçiminde yardımcı olan, alınan kitapların geri verilmesini denetleyen gönüllü bir öğretmen belirlense..." diyerek gönlünden geçeni anlatıyor.
Ali Bey, kampanyaya dönüştürülmesini istediği bu önerisine isim de koymuş:
"Bir kütüphane hediye ediniz"
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|