|
 |
|
|
Alaçatı
Alaçatı, İzmir'in Çeşme ilçesinde 8.500 nüfuslu bir belde.
Alaçatı eski yıllarda bataklıkmış. Sivrisineklerden bıkan çevre halkı Osmanlı sarayına ricada bulunmuş. Sadrazam efendimiz de, bataklığı kurutmak için adalardan Rum işçiler getirtmiş. Rum işçiler daha sonra bölgeye yerleşerek bağcılık, şarapçılık yapmış. Alaçatı Limanı'nda bir şarap fabrikası kurulmuş.
1914 Balkan Savaşı'ndan kaçanların bir bölümü gemiyle Alaçatı'ya getirilince Rumların bir bölümü Sakız adasına kaçmış. 1924 mübadelesinde de Alaçatı'da yaşayan Rumların tamamı topraklarını, evlerini geride bırakarak Girit'e göç etmek zorunda kalmış. Onların topraklarına, evlerine mübadeleyle gelen Selanik göçmenlerinden bir bölümü yerleştirilmiş. Selanik'ten gelenler tütün ve hayvancılıkla uğraşmış. Bağlar, üzümcülük, şarapçılık yok olmuş. 1980 yılından sonra tütüncülük de tarihe karışınca Alaçatı çökmüş.
Alaçatı'nın bir özelliği de yaz aylarında esen rüzgâr. Rüzgâr esiyor ama deniz dalgalanmıyor. İşte bu özellik önce sörfçülerin ilgisini çekmiş. Derken, 1990'ların başında Leyla Figen, Alaçatı'ya âşık olmuş. Kiraladığı eski bir tütün deposunda "Cafe Antik Agrilla"yı açmış. 2000'in başında Zeynep Öziş, taş bir Rum evini otele dönüştürmüş.
İki kadın
İşte bu iki genç kadının açıp işlettiği Cafe Antik Agrilla ve de Taş Otel, Çeşmelileri Alaçatı'ya çekmeye başlamış.
Şimdilerde Alaçatı'da yirmi dolayında butik otel, elli dolayında lokanta, sayısız kahve ve bar var.
Alaçatı'nın özelliği, uzun yılların ilgisizliği ve yaşayanların fakirliği nedeniyle, yozlaşmamış taş evleri... Yozlaşmamış mimari yapısı.
Bu yazıyı Alaçatı'yla ilgili iki güzel kitabı tanıtmak için yazıyorum.
Kitaplardan biri "Alaçatı-Agrilla'dan Günümüze Bir Mübadele Kasabası" (Öztüre Kültür Yayını, Aralık 2005, 0232 463 63 73) adını taşıyor. Nedim Atilla ve Nezih Öztüre'nin yazdığı bu kitapta Alaçatı'nın kuruluşundan bu yana yaşam anlatılıyor. En ilginç bölüm, mübadelede giden Rumlar ile gelen Türklerin yaşamöyküleri. Alaçatı'dan ayrılmak zorunda kalan Rumların özlemleri.
İki kitap
Alaçatı'yı terk eden Rumların taş plaklardaki şarkılara yansıyan özlemlerini Nedim Atilla Türkçeye çevirmiş. "Senin bahçende gezindim / Bir limon fidanı diktim ve suladım Alaçatılı / Haydi, haydi gidelim / Seni alacağım, seni bırakmayacağım / Komşularınla beni de komşu yap Alaçatılı / Bir değnek gibi yere düşüyorum ve çamura bulanıyorum / Farbalana yaslanıyorum ve kalkıyorum / Sanki seni Alaçatı kavşağında görür gibiyim / Kırlangıç gibi titriyorum..."
İkinci kitabın ismi "Alaçatı'da Yaşamak" (Alaçatı Koruma Derneği Yayını, Mart 2006, 0232 716 77 72). Zeynep Öziş'in editörlüğünü yaptığı bu büyük boy kitap günümüzde Alaçatı yaşamını renkli fotoğraflarla veriyor. Fotoğraflar ve baskısı çok kaliteli. Ama en önemlisi Alaçatı'nın o (henüz) yozlaşmamış yapısını, taş evlerini, insanlarını ve de ünlü pazarını anlatması, sergilemesi.
İmkânı olanlara Alaçatı'yı görmelerini (Ben geçen ilkbaharda bir defa gidebildim, çok beğendim.), imkânı olanlara Alaçatı'yla ilgili bu iki kitaptan edinmelerini (Ben her iki kitabı da çok beğendim.) tavsiye ederim.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|