|
 |
|
|
Adım adım ayrılık rehberi!
Bir erkeğin ayaklarını yıkamak mı? Saçmalamayın! Yıkanacak bir şey varsa toptan yıkayın!
www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Kibariye diyor ki; "İstesin, kocamın ayaklarını da yıkarım"... Öyle yarım yamalak yıkanır mı! Her yerini yıka! Tık, kanalı değiştir! Yıkanacak kocayla kavgalıyız zira!
Kocama çok kızdım çünkü! O da bana kızdı ama olsun...
Gülben Ergen kocacığıyla ayrı tatil yapıyor diye laf ederken "Eşimle 12 yılın sadece sekiz gününü ayrı geçirdik" diye yazmıştım ya, o sayı oldu 18! Kadının ahı tuttu!
Yok, kocam beni aldatmadı!
"Tamam, boşanıyoruz" safhasına kadınlar geçer, bilirsiniz. Restleşmeyi tavana vurdurmak için avukat arkadaşımızla da görüştük. "Seni görmek istemiyorum" dedim, "Olur" dedi ve eşyalarını toplayıp gitti.
Ajda Pekkan'ın eski bir şarkısı vardı ya, ayrılığın birinci günü şöyle, ikinci günü böyle falan filan diye...
Birinci gün; kızgınlık, biraz daha kızgınlık...
İkinci gün; kızgınlık, telefonlarını açmama...
Üçüncü gün; yastığını koklama, telefonlarını açmama...
Dördüncü gün; "Eşyalarını sevmediği birine mi versem?" diye düşünme, telefonlarını açmama...
Beşinci gün; elbette çok önemli, ya geri gelecek ya tamamen gidecek... Telefon etme... Geri gelecek.
Altıncı gün; aile ahvali, yani eşinizi seven ajanlar sizden ona pozisyon bilgileri vermek için yollarda ve telefonlarda. Telefonlarını açmama...
Yedinci gün; "Sanki hafifliyor aşk acısı" düşünceleri, telefonlarını açmama...
Sekizinci gün; "Ben bu adama ne çok aşıkmışım" gözyaşları, telefonlarını açmama...
Dokuzuncu gün; "Vallahi de bu acı geçer. Hatta geçti mi ne?", telefonlarını açmama...
Onuncu gün; aniden kapı açılır ve içeriye o kızdığınız adam girer. Siz de koşar sarılırsınız. O sıkıca sizi kollarına alırken saçınızı öper...
Beşinci günden aldığınız sinyalden onun geri geleceğini anladınız ya, kendinize çekidüzen verir, kırmızı ojelerinizi sürerseniz geldiğinde şaşkınlığını garantiye alırsınız... E, ne de olsa aşkından harap oldunuz hayalleriyle geliyor ya... Harap olmadım canım!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Aşk acısı yaklaşık sekizinci günde geçmeye yüz tutuyor. Bunu bilin. Böylece daha dik durur ve kızdığınız şeyi düzeltmek için o sahici bir adım atmadan kararınızdan dönmezsiniz. Ha, bu arada sakın onun aramalarına cevap vermeyin, gardınız düşer. Ama beklemediği bir zamanda birkaç gün sonra siz arayıverin.
Önemli olan; kavga güzeldir. İnsan karşısındakine duyduğu aşkın derecesini öğrenir.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bir erkeğin ayaklarını yıkamak mı? Saçmalamayın! Yıkanacak bir şey varsa toptan yıkayın! Hadi bakalım, banyo saati... İyi oyunlar...
Öptüm sizi
Nefise Karatay'a rol arkadaşı Polat Alemdar'ı yani Necati Şaşmaz'ı soruyorlar, nasıl biriymiş gibisinden laga luga etmek için. Maksat muhabbet olsun... O da diyor ki;
"O aslında göründüğü gibi sert biri değil, son derece iyi huylu, yumuşak..." işte benzeri şeyler söylüyor. Ama kızcağız "Kurtlar Vadisi" tiryakisi herhalde ki, "O öyle göründüğü gibi sert biri değil" diyor. Necati Şaşmaz'ı biz neden sert bilelim? Adam dizide rol yapıyordu işte... İnsanlar dizilerde olanları gerçek sanıyorlar ya, Nefise sen bari bunu yapmasaydın be güzelim...
Erkek Köşesi!
Ayrılık ve unutma süresi
İster kadın olsun ister erkek, ayrıldıktan sonra birbirleriyle karşılaşmadıkları zaman en fazla bir hafta sonra unutma başlıyor. Birbirlerini gördükleri ya da konuştuklarında konuşmanın biçimiyle bağlantılı zaman uzuyor. Hele karşılaşırlarsa hepten uzuyor. Bir de kritik bir durum var ki, bu geçekleştiğinde aşk ve ayrılık acısı hepten kabarıyor; taraflardan birinin başkasıyla görüşmeye başlaması. E, ego devreye girdi mi elinden bir şey gelmez yaralı birinin... Velhasıl ayrıldığınız insana iyice acı vermek isterseniz önce onu arayın, sonra onunla ikide bir karşılaşın, hemen arkasından da biriyle samimi pozlarda ona görünmeye başlayın. Kendinizden utanmıyorsanız tabii!
|
|
|

|