Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ağustos 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gölgede kalan unutulanlar

Görüş / Bülent Buda

Profesyonel futbolun sosyal demokrat belediyelerin önceliklerinden olmadığını söylersek yanlış olmaz. Profesyonel işlerin, onu yönetenlerin yükümlülük alanı olduğu varsayılır ki bencede öyledir. Ama bu varsayım günümüzde "saflık" olarak yorumlanır ki, yine bence de öyledir. Futbol, sadece futbol olmaktan çıkıp, kapsama alanı büyüdükçe özellikle sağ iktidarların çekim merkezi, ilgi odağı olmaya başladı. Yasalara göre belediyelerin profesyonel spor kulüplerine doğrudan kaynak aktarmasına izin verilmiyor. Ancak kaynağı doğrudan değil, arkadan dolanarak aktarmanın o kadar çok yolu, yöntemi var ki, bunu da iktidar yanlısı belediyeler muhteşem beceriyorlar. Yönettikleri kentler de bu alanda adeta şaha kalkıyor. Kayseri örneğinde gördüğümüz gibi.
Bu aşamada sosyal demokrat belediyelerin açmazı, sıkıntısı başlıyor. Etik olarak yanlış buldukları yöntemlere bulaşmak istemiyorlar. Bu davranış da onlara pısırık, yol yöntem bilmez denilmesine neden oluyor.

Mali yapılarda düzelme var mı?
Zincirleri sadece Ahmet Piriştina kırdı. Sanki Annibal gibi. "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" diyerekten. Onun zamanında İzmir'de futbol kulüplerine tüm zamanların toplamından fazla kaynak aktarıldı bir biçimde. Aktarıldı da ne oldu? Güncel iyileşmeler dışında kulüplerin mali yapılarında bir düzelme var mı? Hayır. Daha da kötü. Durum ortada. Kulüp idarecileri para yönetimini bilmiyorlar. Geçenlerde Banu Şen'in Levent Ürkmez'le söyleşisi vardı Milliyet Ege'de.
Ürkmez şöyle diyor: "Sevgili başkanımız o kaynakları kulüplere doğrudan aktarmayıp, İZVAK'ı (İzmir Gücü Spor Vakfı) kullansaydı, şimdi o paralar hem buharlaşmayacak, hem de bir kaç kat büyüyecekti..."
Bu saptamaya bütünüyle katılıyorum. O günlere tanıklık edenlerdenim. Ahmet Piriştina ile İZVAK ayrışması, o günlerde başkana yakın olan birilerinin Levent Ürkmez'e duydukları kinin acı bir ürünüdür. Kimsenin kimseyi sevme zorunluluğu yok. İnsanın olduğu yerde eleştiri de, övgü de olacaktır. Ama ikisinde de ölçüyü kaçırmadan. Bu tür ayrışmalar İzmir'in var olan potansiyelinin kullanılmasına izin vermiyor. Gölgede kalan, unutulanlar var. İnsanlar para toplamak için biraraya geliyor. Akıl hor görülüyor, bilim yok sayılıyor, birikim tu kaka ediliyor. Bir de ne olursunuz şu İzmir'deki futbol sorununu sosyal demokrat belediyelere fatura etmeyin. Biraz da aynaya bakmayı deneyelim. Lütfen...
Tagore'den bir öğütle sonlandıralım bu günü, "Aleve aydınlığı için teşekkür et. Ama tükenmeyen bir sabırla, gölgede durarak lambayı tutanı da unutma."

egespor@milliyet.com.tr








EGE
İkinci partide birleşme çağrısı
Gölgede kalan unutulanlar
Emeklilik hakkında her şey
Başkanın emanetine sahip çıkılmadı!





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar

© 2006 Milliyet