Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ağustos 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Biz baraj isteriz (...ama yapanı da döveriz!)


"Su akar... Türk bakar... Anadolu'nun her yanında dereler akarken, biz baraj yapmıyoruz... Sudan elektrik elde etmiyoruz... Topraklarımızı sulamıyoruz... Dışa bağımlı doğalgaz santralları kuruyoruz. Atom santralı kurmaya kalkıyoruz..." diye yakınırız. Baraj isteriz... Sonra da baraj yapmaya kalkanları döveriz.
Demokrat Parti döneminde yapılan en büyük yatırımlardan biri Hirfanlı Barajı'dır. Kırşehir ve Şereflikoçhisar arasında, Kızılırmak üzerinde yapımına 1953 yılında başlanan ve 1959 yılında açılışı yapılan Hirfanlı Barajı için Adnan Menderes'e yapılan hücumları bugün çok az kişi hatırlar. "Ona buna iş çıkarmak için baraj yaptılar. Bu barajdan üretilecek elektriğe ülkenin ihtiyacı yok. Elektriği, tel bağlayarak toprağa vereceklermiş..." denildi.
Baraj inşa etmek çok pahalı ve çok zaman alan bir yatırımdır. Baraj sadece elektrik enerjisi elde etmek için inşa edilmez. Bu ülkede toprakların sulanması, topraktan ekmek kazananların refahının artırılması için de baraj önemlidir.
Dicle üzerinde inşa edilecek Ilısu Barajı gövde hacmi bakımından ülkenin 2'nci büyük barajı olacak. Elektrik üretim gücü bakımından Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarından sonra ülkenin 4'üncü büyük elektrik üretim merkezi olacak. 135 metre yükseklikte, 1820 metre uzunluktaki setin arkasında 11 milyar metreküp su birikecek.

Enerji ve sulama bir arada
Bu sular, önce elektrik üretiminde kullanılacak. Sonra, Nusaybin, Cizre, İdil, Silopi ovalarında 121 bin hektar araziyi sulayacak. Bu topraklarda sulu tarım yapılacak.
Bunlar barajın getirecekleri. Ama götürecekleri de var. Hasankeyf'teki birçok tarihi eser, kültürel varlık, höyük, köy su altında kalıyor. 183 köy ve mezra boşaltılıyor.
Ülkemizin hangi bölgesinde baraj yapılmak istenilse, kömür santralı kurulmak istenilse benzer sorunlar ortaya çıkıyor. Çevreye, tarihi eserlere, kültürel varlıklara, kişisel mülkiyete, yaşama saygı günümüzün gereği. Burada çok ciddi bir tercihle karşı karşıyayız. Ya baraj yapmaktan, kömürle elektrik üretmekten vazgeçeceğiz. Ve de doğalgaza mahkûm olacağız. Ya da çevreyi, tarihi varlıkları, kişisel mülkiyeti, yaşamı dikkate alıp kayıpları en aza indirme çabasını göstererek baraj yapmaya devam edeceğiz.
Sayın okuyucularım, proje aşamasındaki, Fırat üzerinde bulunan bazı barajlarla ilgili olarak son yıllarda kamuoyunda ortaya çıkan haklı tepkileri hatırlayınız:

Onlar da haklı
  • Fırat üzerinde inşa edilecek Birecik Barajı "Zeugma"yı kentini sular altında bırakıyor.
  • Kaçkar Dağları'nda inşa edilecek Dilek-Güroluk Barajı, "Fırtına Vadisi"ni yok ediyor.
  • Bergama'da inşa edilecek Yortanlı Barajı "Allonoi" antik kentini ortadan kaldırıyor.

  • Şimdilerde baraj yapımı konusunda iki farklı tepki daha ortaya çıktı. (1) Yabancılar, Türkiye'den başka ülkelere geçen sular üzerinde istediğiniz kadar baraj yapamazsınız, diyor. (2) Doğu'da yaşayanlar, barajları zorunlu göç politikasının bir aracı olarak değerlendiriyor.
    BirGün gazetesinin 29 Temmuz 2006 tarihli "Munzur" ekinde "Munzur Aydın ve Sanatçılar Platformu" sözcüsü Cafer Solgun şunları yazıyor: "Munzur Vadisi'nin ve suyunun her karışına bir mayın gibi döşenen Uzunçayır, Konaktepe I ve II, Kaletepe, Bozkaya, Mercan-Akyayık, Karakoç barajları ile Munzur Vadisi suya boğularak yok edilmek isteniyor. Ama sormak gerekiyor. Acaba asıl amaç 1931 yılında Genelkurmay'ın dönemin hükümetine rapor olarak sunduğu Dersim'in lağvedilmesi için vadilerin suyla doldurulması projesinin hayata geçirilmek istenmesi midir?"
    Baraj yapalım mı, yapmayalım mı?

    guras@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Yine sosyalizm ve liberalizm
    LATİN Amerika'da esen sol rüzgârlar acaba sır...
    Çetin ALTAN
    Istakozun öyküsü
    Bay ıstakoz muydu, bayan ıstakoz muydu bilmiy...
    Yasemin CONGAR
    Beş yıl sonra Afganistan (3)
    Başörtüsünden taşan siyah perçemleri ile kömü...
    Can Dündar
    Ebediyet
    Derler ki; "İnsanoğlu açıklık bir tarlada do...
    Abbas GÜÇLÜ
    Tercihlerinizi ayaküstü değiştirmeyin
    Politikacıları en çok zora sokan durum, bir y...
    Semih İDİZ
    Yahudi vatansever niçin Genelkurmay Başkanı olmasın?
    AB'nin kilit isimlerinden Ollie Rehn'in Milli...
    Metin MÜNİR
    Zevahiri kurtar, çevrenin canı cehenneme
    Ilısu, politikacıların ve bürokratların çevre...
    Faik ÖZTRAK
    'Enflasyona karşı faiz artırma' eğilimi izleniyor
    Dış ticaret açığı haziran ayında da rekor kır...
    Hasan PULUR
    Yine telife taktılar...
    BEREKET versin, erbabı uyarıyor da, başımıza ...
    Yaman TÖRÜNER
    Ricardo Lagos
    Şili Cumhurbaşkanı Ricardo Lagos'la tanışma v...
    Osman ULAGAY
    Piyasaları sarsan 'dalga' fena kafa karıştırdı
    Mayıs ve haziran aylarında piyasaları sarsan ...
    Güngör URAS
    Biz baraj isteriz (...ama yapanı da döveriz!)
    "Su akar... Türk bakar... Anadolu'nun her yan...

    © 2006 Milliyet