Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sunset'te Japon şefin mönüsü

Sunset Restaurant'da Japon şef Hiroki Takemura'nın yeme içme yazarlarına gösterdiği performansı herhangi bir müşteriye gösterip göstermeyeceğini merak ettim. Bir hafta sonra tekrar Sunset'in yolunu tuttum

vmilorster@gmail.com

Yeme içme yazarlarının bulunduğu bir grup için hazırlanan özel bir mönü o lokantada herhangi bir müşterinin yiyeceği yemeklerin kalitesi hakkında iyi bir fikir verir mi?
Duruma göre değişebiliyor herhalde.
Ben prensip olarak herhangi bir müşteri gibi gitmediğim hiçbir yemeğin eleştirisini yapmam. Eminim lokanta sahipleri de bunu biliyor. Sunset lokantasının sahibi Barış Tansever bey beni ünlü Nobu lokantasının Londra şubesinin başaşçısı Hiroki Takemura'nın hazırladığı bir öğle yemeğine davet ederken sadece tanışmak istediğini belirtti. Ben de kabul ettim.
İyi ki etmişim. Hem yemek çok güzeldi hem de Barış beyin açma cömertliğini gösterdiği yıllanmış Krug şampanya ve 1988 Engel Echezaux.
Daha da güzeli masadaki sohbet. Mehmet Yalçın beyle daha önce tanışmıştık. Ben kendisinin hem yazılarını çok beğeniyorum hem şarap zevkimiz büyük benzerlik gösteriyor hem de bu konudaki eğitmenliğini çok takdir ediyorum.
Teoman Hünal ve Ahmet Örs beylerle ilk defa tanıştım. Genel kültür ve tarih bilgileri derin ve sohbeti tatlı insanlar.
Barış Tansever de beni gerçekçi gözlem ve yargılarıyla etkiledi. Başarıya ulaşmış birçok insan gibi palavracı veya böbürlenmeyi seven biri değil. Lokantasında 4 Eylül'e kadar kalacak ünlü bir şefi önüne çıkan fırsattan hemencecik yararlanıp Türkiye'ye davet etmesi de uzak görüşlü olduğunu gösteriyor. Umarım başkaları da örnek alır.

Her şeyin tadına baktık
Her neyse. Yediğim bu güzel yemekten sonra şef Takemura'nın bize gösterdiği performansı herhangi bir müşteriye gösterip göstermeyeceğini merak ettim. Sonuç olarak aradan bir hafta geçtikten sonra dayım Fazlı Keşmir ve eşi Bige Keşmir öncülüğünde, eşimi de alarak tekrar Sunset'in yolunu tuttuk. İyi de yapmışız.
Takemura'nın hazırladığı özel mönü 125 YTL. Üç kategori içinde sekiz yemek hazırlamış Japon usta. Dört soğuk başlangıç, iki sıcak başlangıç ve iki ana yemek. Her kategoriden bir tane seçiyorsunuz.
Biz dört kişi olduğumuz için hemen her şeyin tadına baktık.
Davetli olduğumuz yemekten en büyük fark şuydu: Davet yemeğinde Japon usta bizim için iki soğuk başlangıç, bir sıcak ve bir ana yemek seçmişti. Kanımca bunlar en başarılı yemekler.
Bu yemekler hakkında bir-iki şey söylemeden önce şunu bilmekte yarar var. Şef Japon ama Nobu füzyon denen mutfağı ile ünlü. Meşhur Nobu, Japon asıllı ama Peru'da doğmuş. Fransız mutfağını da iyi bilir. Kendine özgü mutfağı bu mutfakların yaratıcı bir bileşiminden oluşuyor. Sonbaharda İngiltere'de kendi lokantasını açacak olan Hiroki Takemura da Nobu'nun bulup ünlendirdiği yemekleri pişiriyor.
İyi de pişiriyor. Ben daha önce Los Angeles ve New York kentlerindeki Nobu'larda yemiştim. Sunset'te yediklerim aynı düzeydeydi.
En başarılı yemeklerden biri Latin Amerika mutfağından gelen "deniz ürünleri ceviche". Bir nevi balık turşusu bu. Çiğ deniz mahsulleri laym, şeker vs. ile marine ediliyor. Son derece taze olması lazım önünüze gelen ceviche'nin. Bence en çok orkinos balığı bu şekilde marine edilince çok özel bir tat ortaya çıkıyor. Takemura ülkemizde somon balığı, kalamar, ahtapot ve karides kullanmış. Özel davette bunlara kum midyesi de eklenmişti. Ama kalite aynıydı. Nefis bir ceviche.

Dana karpaçyo nefis

Özel yemekte daha önce denemiş olduğumuz tatlı soya soslu dana karpaçyo nefis. Çok kaliteli bir et ve rulo parçaların içi şitake mantarı ile doldurulmuş. Sosun adı "tatlı soya" olmasına rağmen lezzet tam kıvamında. Ne fazla tatlı ne de fazla acı.
Buna karşılık wasabi soya sos ile gelen somon tartar başarılı değil. Sos son derece tuzlu. Dengesiz bir soğuk başlangıç.
Trüf yağı ile yuzu soslu saşimi daha iyi ama mükemmel değil.
"Karides tempura, kremalı baharatlı sos ile" füzyon mutfağının başarılı olunca ne kadar lezzetli olacağını gösteriyor. Japon fritöz tekniği, Fransız stili sos ve Latin Amerika usulü baharatlar mutlu bir evlilik yaşıyor bu bileşimde.
Yuzu soya sosu ile kızartılmış kalamar ise suratların hafifçe asılmasına yol açıyor. Ben sübyeyi çok severim ama kalamar beklerken önünüze sübye gelmesi şaşırtıcı. Sos da bu kadar renkli bir mutfağa göre saşırtıcı derecede yavan.
Ana yemek olarak herkesin ısmarladığı "Levrek Balığı Tatlı Miso Sos ile" hayranlık duygularımızı tekrar depreştiriyor. Özel mönüde önümüze gelen çiftlik levreğiydi, bu sefer çok daha kalın kesilmiş bir deniz levreği filetosu geliyor önümüze. Derisi nefis kızarmış. Sos bizim damak zevkimize göre biraz tatlı ama çok boyutlu ve zengin.
125 YTL'ye tatlı dahil değil. Ama vişneli ekmek kadayıfı çok güzel.
Önce 2004 Sarafin Fume Blanc sonra da 2002 Hugel Gewurtzraminer içiyoruz. İkincisi bu tip yemeklere daha iyi uyuyor. Ancak 195 YTL'ye göre sıradan bir Alsace bölgesi şarabı. Benim tavsiyem bu yemekleri sadece küçük şişeleri olan Doluca Safir ile denemeniz.
Yemek öncesi içtiğimiz Kir Royal'lerle birlikte hesap adam başına 240 YTL'yi buluyor.
Tel: (0212) 287 03 57

EĞERLENDİRME: 7,5 / 10



PAZAR
"Kendimi faks makinesi olarak görüyorum"
"Avrupa'daki ırkçılık AB'ye girmemizin önünde engel"
Kısa mesajın dili uzadı
Dostları anlattı
Bizi en çok hangi filmler güldürdü?
Dünyanın en pahalı evleri
Hazıra dağ dayanır mı?
Hızla çoğal, erken öl!
Burçlara yaz önerileri
Sunset'te Japon şefin mönüsü
Saygılı insanların ülkesi: Japonya
Bu çocukları ne yapalım? Denize mi atalım?
Assos'ta tarih ve felsefe iç içe
Bağbozumu neşesi...





Ahmet Turhan Altıner
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet