|
 |
|
|
Milliyet ve ben
Çocukluk yıllarım...
Ellili yıllar vedaya hazırlanıyor, futbol tutkumuz başlamış, her gün gazeteleri bekliyoruz heyecanla.
Rahmetli Tavuk Ali 'havadiiiiiis' diye gırtlak patlatıyor.
Bu ses her sabah Çeşme'nin sokaklarını inletiyor...
Gazete bayileri o dönemde gezici!
Büyüklerimizin elinde gazeteler...
Herkes okuyor...
Bizde gazete alacak para yok... Geçiyoruz karşılarına, bedavadan otlanıyoruz.
Her gazetenin sporunu okurken Milliyet'in sadece başsayfasını görebiliyoruz.
O kadar gazete içinde tek gazete var, arkadan okunan.
O da Milliyet...
Okuyan büyüğümüzün bir an önce gazeteyi çevirmesi için dua ediyoruz.
Böyle bir tiryakilik yaratmıştı Milliyet'in spor sayfası.
Abdi İpekçi ile başlayıp, Namık Sevik ile efsane olmuştu.
O artık Türkiye'nin spordaki çizgisiydi.
Yıllar geçti, medya büyük bir değişime uğradı, rekabet yaşadı.
Spor gazeteciliği de değişim ve rekabetten payını aldı.
Doğru haberden çok, tiraj getiren sansanyonel haberler öne çıktı!
Spor gazeteciliği büyük bir yara aldı...
Çizgisini değiştirmeden bu rekabetin içinde yer almak kolay değildi.
Bunu başardı Milliyet...
Hep bayrak oldu spor basınında...
Bunu ben söylemiyorum, ülkenin önde gelen ve başka gazetelerdeki usta kalemler yazıyor ve söylüyor...
Yaklaşık on gün önce telefonum çaldı, arayan Milliyet'in genç spor müdürü Cem Şengül idi...
Üst düzey yönetimle fikir birliğine vardıktan sonra birlikte olmayı ve görüşmek istediğini söyledi.
İçimi hoş bir duygu kapladı...
Duraksadım, yanıt veremedim, esasında verdim de dışa vuramadım...
Tekli proje değildi, paket idi, CNN Türk de vardı projede...
Ve bir toplantı... Mehmet Ali Yalçındağ, Sedat Ergin, Cem Şengül ve Volkan Çetin.
Girişin var, çıkışın yok.
Ben de girdim, çıkamadım.
Şaka bir yana, birliktelik kısaca böyle başladı.
Milliyet ve CNN Türk...
Birine yazacağım, birine de konuşacağım...
Kalemim ve dilim döndüğünce.
Ligler başlamadan önce Milliyet kadrosunu anons etmişti, onları dev kadro olarak duyurdu okuyucularına.
Ben, bu dev kadroya katıldım işte...
Kimler mi var?
İsim isim yazsam, köşem yetmez...
Kimler yok ki?
Spor yazarlığı benim futbolculuğumla başlayan...
Hocalığını yaptıklarım, takım arkadaşlarım...
Beni acımasız eleştirenler.
Bana sayfa dolusu övgü yazanlar.
Keyifle okuduklarım.
Sohbetine doyamadıklarım.
Okurken beni gülmekten kırıp geçirenler.
Yıllardır tanımaktan ve de okumaktan mutlu olduğum siyasi köşe yazarları var.
Kısacası var oğlu, var.
Ve bütün bu varların yanında ben de varım...
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|