|
 |
|
|
Sağda arayış
Rize'de siyasete ve 'ANAP'a dönüş' kararını açıklayan Mesut Yılmaz merkez sağda 'AKP'ye alternatif' arayışlarına ivme kazandırabilecek mi?
Danıştay suikastı ve kurdaki dalgalanma nedeniyle yaz başında türbülansa giren Erdoğan iktidarı, 'erken seçim' baskısını üzerinden atmış durumda. Son anketlerde yüzde 35'lerde seyreden AKP oylarının en yakın takipçisi, Meclis'teki CHP. Ancak yüzde 12-13'lerdeki 'sol' oyların 2007'deki seçimler için umut oluşturduğu söylenemez.
Merkez sağda ise üçlü bir yarış var:
DYP, MHP ve ANAP.
2002 seçimlerinde Genç Parti'ye giden tepkisel 'lümpen-milliyetçi' oylar nedeniyle MHP ve DYP yüzde 10 barajın altında kalmışlardı.
Kamuoyu yoklamaları, aynı riskin devam ettiğini gösteriyor.
Mehmet Ağar'lı DYP ile Devlet Bahçeli'nin MHP'si AKP karşısında gözlenen 'milliyetçi yükseliş'ten olumlu etkileniyor olsalar da, neredeyse aynı kulvarda koşan bu iki partinin seçimde birbirlerini aşağıya çekmeleri ihtimal dışı değil. AP'nin geleneksel kırsal seçmen tabanı nedeniyle Doğru Yol, barajı aşmaya biraz daha yakın gözüküyor ama garanti değil!
ANAP'ın ise bu yarışta Meclis'e girme şansı neredeyse yok.
Mesut Yılmaz işte bu koşullarda meydanlara çıkıyor.
ANAP'ta Erkan Mumcu'yu yerinden etmek yerine, 'merkez sağda güç birliği' arayışlarına yön vermek isteyen Yılmaz, Demirel ve Hüsamettin Özkan'la görüşerek AKP karşısında yeni bir oluşumun mümkün olup olmadığını araştıracakmış!
Toplumda AKP'ye alternatif konusunda bir beklenti var. Ancak bu beklentiyi çaresiz kılan 'eski siyasiler'in yeniden ortaya çıkma hevesleridir.
Türkiye'yi 2001 krizine sürükleyen 'üçlü koalisyon'un merkezde yol açtığı erozyon sürüyor. Ne Rahşan Ecevit'in 'ulusal mutabakat' çabası ne de Mesut Yılmaz'ın 'siyasete dönme' kararı, 'yolsuzluk ve yoksulluk' sarmalından bunalarak, geçen seçimde Meclis'i tasfiye etmiş kitlelerde umut uyandırır.
Bu çıkışlar Tayyip Erdoğan'ın 2007 şansını artırmaktan başka sonuç doğurmaz.
AKP liderinin tek şansı, "Seçimde kime oy vereceğiz?" diyen toplum kesimlerinin 'eskilerle baş başa' kalması değil, dış dinamiklerin de yeniden AKP lehine dönüyor olmasıdır.
AB Temsilcisi Olli Rehn'in Lübnan'daki çatışmaların Türkiye'nin 'İslam dünyası ile Batı arasındaki köprü rolü'nü artırdığına vurgu yapan sözleri dikkat çekiciydi.
Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın Ankara ile stratejik işbirliğine vurgu yaparak Türkiye'ye geliyor olması da önemlidir.
AKP hâlâ seçeneksiz!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|