|
 |
|
|
DNA'dan rüzgâra bilimin fatihleri
Kansere neden olan DNA hasarını onaran enzimden, rüzgâr ve güneş enerjisinde sürekliliği sağlayacak keşiflere kadar önemli çalışmalarıyla TÜBİTAK ödüllerini alan Türk bilim adamları, yaşam öyküleriyle, "Bu ülke adam olur ama biz göremeyiz" karamsarlığıyla büyüyen yüreklere su serpiyor...
Türkiye'nin gerçek yıldızları - 1
Saliha Çolak'ın kaleminden
Fotoğraf: MUSTAFA İSTEMİ
Keşke annemi de kurtarabilseydim
"Yeterli enzim varsa DNA onarılabilir, kanser riski azalabilir" diyen Prof. Dr. Bensu Karahalil'in tek üzüntüsü, buluşu annesini kanserden kaybetmeden önceye yetiştirememesi...
DNA'da hasara neden olan 8 hidroksil guanin lezyonu üzerinde çalışan, daha sonra, bu hasarı OGG - 1 enziminin onardığını keşfeden Karahalil, her insanda bulunan bu enzimin miktarının, kansere yakalanma riskini de belirlediğini vurgularken bunu şöyle açıklıyor:
"Bir hücreye günde 100 atak olur, enzimler bunlarla mücadele eder. Sigara gibi etkenler bunu zorlaştırır. Yeterli enzim varsa DNA onarılabilir, kanser riski azalır."
Karahalil, ABD'deki bu çalışmanın ardından Türkiye'de, Türk insanında bu enzimin oranını araştırmış ve Avrupa ortalamasıyla uyumlu oranlar saptamış.
Kendi enzim düzeyini ölçtü
Karahalil, annesini kanserden kaybettiği için öncelikle kendi enzim düzeyine baktığını söylerken, "Keşke annem ölmeden bunu bulabilseydim diye düşündüm. Yaşasaydı onun enzimlerine bakabilirdim. Böylece enzimi azsa ona göre önlem alabilirdik" diyor.
Şimdi çeşitli kanser vakalarında bu enzimin oranını tespit etmeye çalışan Karahalil, daha sonra bu enzimi güçlendirme üzerine çalışacak.
Devlet okullarında okudu
Subay kızı olan Bensu Karahalil, Türkiye'nin genç profesörlerinden biri. 1967 yılında Merzifon'da doğan Karahalil, 2 kız kardeşiyle birlikte yaşıyor.
Hep devlet okullarında okuyan, liseyi, "Eczacılığı kazanacağım, birincilikle bitirip araştırmacı olacağım" diye bitiren Karahalil, hedeflerinin tümünü gerçekleştirmiş.
Bilim çok para getirmiyor ama Bensu Hoca, işin bu tarafında değil. Evini ancak ABD'deki maaşını biriktirerek alabildiğini vurgularken, 850 milyon maaşla genç ve yetenekli beyinleri üniversitede tutmanın mümkün olmadığını anlatıyor. Bir de ürünlerinin üretime dönük değerlendirilmemesinden yakınıyor.
Prof. Dr. Bensu Karahalil - Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Toksikoloji Ana Bilim Dalı. DNA hasarını onaran enzimler üzerindeki çalışmalarıyla teşvik ödülüne layık görüldü.
Elbistan'daki cip yolundan bilime
Rüzgâr enerjisi alanındaki çalışmalarıyla ödül alan Dr. Şahin'in annesi okuma - yazma bilmiyor, babası ise askerde öğrenmiş
Elbistan'ın Kavaktepe köyünde haftada bir cip geçtiği için cip yolu denilen toprak yoldan önce ilçeye, sonra bilim dünyasına açılan Ahmet Duran Şahin, 1970 yılında ailesinin 8. çocuğu olarak dünyaya gelmiş.
Annesi okuma - yazma bilmiyor, babası askerde öğrenmiş ama onlar çocuklarına hep, "Oku" demişler. Parasızlık yüzünden 8 çocuktan ancak sondan ikisi sonuna kadar okumuş.
Köyde başladığı ilkokul, ardından ortaokul ve liseyi Elbistan'da bitirdikten sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği bölümünü kazanan Şahin, devlet memuru olmamak için üniversitede kalmış.
Rüzgâr enerjisinde süreklilik
Şahin, çalışma alanını, "Artık konvansiyonel enerji kaynaklarının sonu geliyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi dünyada giderek artan oranlarda kullanılıyor. Ancak bunda en büyük sorun süreklilik. Ben de bunun üzerinde çalışıyorum" diye açıklıyor.
Güneş miktarıyla güneşlenme süresi arasında doğrusal bir ilişki olduğuna dayalı angstrm denklemini çürüten bir çalışma yapan Şahin, doktora sırasında bu alanda dünyanın en tanınmış dergilerinden birinden yazı daveti almış. Birçok noktadan diğer bir noktadaki rüzgâr miktarının tahmin edilmesi konusunda başarılı sonuçlara ulaşan Şahin, böylece rüzgâr enerjisinin sürekliliğini sağlama konusunda önemli bir adım atmış.
Dr. Ahmet Duran Şahin - İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi. Rüzgâr enerjisi alanında uzay - zaman modellerini özel kavram ve yöntemleriyle kuran ve çalıştıran uluslararası düzeydeki çalışmaları dolayısıyla teşvik ödülü aldı.
Üniversite olaylarından kaçarken fiziğe tutuldu
Avusturya'da müzik okumaya gidecekti, 12 Eylül darbesi yüzünden 2 gün gecikti. "Ha müzik ha fizik" dedi, ödüllü bir fizikçi oldu
1961'de Konya'da doğan Prof. Dr. Serdar Sarıçiftçi, müzik öğretmeni anne ve babasının etkisiyle müziğe yönelmiş ve İstanbul'da Avusturya Lisesi'nde okurken İstanbul Konservatuvarı'na gitmiş.
Ailesi, üniversite olaylarından uzaklaşıp yurtdışında piyano öğrenmesine karar vermiş. Ancak 12 Eylül 1980 tarihli uçak bileti, darbe sabahına rastladığı için onu Avusturya'ya götürememiş.
Radyodan "Öğrenci ve işçiler gidebilir" anonsunu duyunca iki gün sonra yurtdışına çıkabilen Sarıçiftçi, piyano sınavını veremeyince "Ha müzik ha fizik" diyerek fizik okumuş.
Stuttgart Üniversitesi'nde 3 yıl çalıştıktan sonra 2000'de Nobel ödülü alan, "iletken, yarı iletken polimerler konusunun ağababası" dediği Prof. Dr. Alan Heeger'in ABD'deki ekibinde çalışmaya başlayan Sarıçiftçi, Avusturya'ya ordinaryus profesör olarak dönmüş.
Plastik devrim
Sarıçiftçi, güneş enerjisiyle ilgili çalışmalarını şöyle özetliyor:
"Kompüter çipleri, güneşten elektrik elde edilen donanımlar, yarı iletken kristallerden yapılıyor. Biz aynısını plastikten yapıyoruz. Bunlardan güneş pilleri yapıyoruz. Dünyada bunu ilk defa biz yaptık. Patent üniversiteye ait. Biz kâşifiz. Bunlar çok daha ucuz, hocamız buna 'plastik elektronik devrim' diyor. Yavaş yavaş üretime de geçiliyor."
Sezer'e mektup yazdı
Sarıçiftçi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e mektup yazarak, güneş enerjisi konusunda teknolojinin geliştirilmesini ve ülke bağımsızlığı için bu alana yatırım yapılmasını istemiş.
Türkiye'de bilimsel araştırma potansiyeli bulunduğunu vurgulayan Sarıçiftçi, gençlerimizin çekingenliğini ve ezikliğini üzerlerinden atmasını istiyor ve "Yurtdışında birçok üniversite ODTÜ gibi üniversitelerin kapısından bile giremez" diyor.
Prof. Dr. Serdar Sarıçiftçi - Avusturya Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Bölümü. Fullerenler üzerine konjuge polimerlerden foto etkili elektron transferinin temel foto fiziksel olayını geliştiren ve bu etkinin kullanımıyla plastik foto voltaik güneş pillerinin gelişme alanında liderlik eden uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları nedeniyle Bilim Ödülü aldı.
Stresin peşinde bir Türk
1968 yılında Isparta'nın Gelendost ilçesinde doğan Mustafa Nazıroğlu, 1991'de Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nden mezun olduktan sonra doktorasını fizyoloji dalında yaptı. Almanya'da Martin Luther Üniversitesi Beslenme Bilimleri Enstitüsü'nde iki önemli proje tamamladı.
Uzun bir uluslararası literatür çalışması bulunan Nazıroğlu, çağın sıkıntısı stresin, yine çağın hastalıkları kanser, kalp ve şeker hastalıklarına nasıl dönüştüğünü ortaya koyma konusunda önemli projelere imza attı.
Antioksidanların rolü
Nazıroğlu, stresten kaynaklanan ürünlerin hücre zarında iyon kanalları olarak bilinen kapıları ve sonuçta da hücre içi ve dışındaki dengeyi nasıl bozduğunu tespit etti.
Nazıroğlu'nun ayrıca, antioksidanların, kanser, kalp ve şeker hastalıklarına neden olan bu süreci nasıl etkilediğini gösteren çalışmaları da var.
Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu - Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi. Hücre zarı kalsiyum kanalları alanında antioksidan ve oksidan sistemi üzerindeki elektrofizyolojik araştırmaları nedeniyle teşvik ödülüne layık görüldü.
YARIN
Kan ve sudan zehirli maddeleri süzmeyi başaran Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Adil Denizli
El değmemiş dalga boyunda kullanılabilecek titreşimi keşfeden İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nden Doç. Dr. Lütfi Özyüzer
Akıllı elbisenin yaratıcısı Bilkent Üniversitesi'nden Doç. Dr. Mehmet Bayındır
Sonucu baştan yaratmanın bilimsel yolunu bulan Koç Üniversitesi'nden Doç. Dr. Metin Türkay
|
|
|

|