|
 |
|
|
Mutlu Noeller!
Önce şunu açıklıkla söyleyelim: Futbol, her mevsimde, her coğrafyada, her iklimde her saatte oynanabilen bir oyundur.
O nedenle, "Nasıl ki, hava çok soğuktu, oynayamadık " bir mazeret değilse, "Sıcak havada oynanmıyor" özrü de kabul edilemez.
Turkcell Süper Lig açılış haftasında hayal kırıklığına uğrayanların ya da iflah olmaz biçimde oyundan zevk alamayanların ileri sürdüğü "aşırı sıcak" yorumlarına pek katılamıyorum.
Ama yine de ligin neredeyse karganın kahvaltı yapmasını bile bekleyemez bir acelecilik ve işgüzarlıkla Ağustos'un ilk Cuma'sında oynanmasına itirazım var.
'Yayıncı isteği!'
Saha içindekilerin performansı ne kadar etkilenirse etkilensin, benim itirazım, sahanın çevresindekiler adına... Tribündeki futbolseverler adına...
Bakın, yazıldı, ama bir kez de ben tekrarlayayım.
İspanya Ligi "La Liga", 27 Ağustos'ta başlayacak. İtalya'da Serie A, aynı tarihten son yargılamalar nedeniyle 9 Eylül'e ertelendi. İngiltere'de Premiership'in başlama vuruşu 19 Ağustos'ta. Alman Ligi Bundesliga, erkencilerden, ama bu hafta sonunda yapacaklar açılışı...
Okullar açılmamış, öğrenciler tatilde... Ana babalar çocuklarını alıp olanakları ölçüsünde kentlerden kaçarak tatil yapıyorlar.
Ama buna rağmen, Türkiye Futbol Federasyonu ille de 4 Ağustos'ta direniyor. Hiçbir araştırma yapmadan... Futbolun en değerli unsuru olan futbolseverleri, siz isterseniz taraftarlar deyin, hiç ciddiye almadan, yaptım oldu'ya getiriyor işi. Kulaklara fısıldadıkları gerekçe de "yayıncı kuruluşun isteği"!...
Büyüka: İlgisi yok
Lig TV'de Genel Yayın Yönetmeni dostum Şansal Büyüka'ya sordum, "Hiç ilgisi yok" diyor... Dahası bu erken açılışa o da karşı çıkıyor. Şimdi de yeni gerekçe Fatih Terim hocamızın, Malta maçı öncesi Milli Takım oyuncularının form tutması adına böyle bir talepte bulunduğu... Hocamızı bulup soramadım. Böyle bir isteği varsa, yanlış! Form tutmak için ille de ligin başlaması mı gerekli ? Hazırlık maçları, geleneksel turnuvalar ne güne duruyor! Hadi TSYD Kupası gibi eşsiz bir spor geleneği hayatımızdan kaldırdınız, bari ötekileri engellemeyin.
Sıcak değil iyi futbolu engelleyen... Hazırlık programındaki yetersizlikler... Kaldı ki, transferi tamamlayamamış takımlar da, eğreti adamlarla başladılar lige...
Noel işgüzarlığı
Uzatmayalım. Bu erkenciliğin adı "Noel işgüzarlığı"dır. Kariyerini ülkemizde sürdüren yabancıların, aileleriyle yapacağı kutlamalara ve tatile program uydurmaktır. Kimse yanlış anlamasın, her kültüre, geleneğe saygılıyım. Tatil elbette hakları. Bu hak gözetilerek de planlama yapılabilirdi.
Lig Ağustos'un son haftasında başlar, devre arasındaki 45 günlük tatil maratonu kısaltılır ya da ilk yarıda 15, ikinci yarıda 19 maç oynatılır, Noelciler de tatile gönderilirdi bu arada.
Şimdi tribünler bir türlü dolmuyor. Nedeni, seyredilecek oyuncu yokluğu filan değil... Kimse çoluk çocuğu yazlıkta tatilde bırakıp kentteki kış eğlencesine koşmuyor da ondan...
Futbol Federasyonu'na aynı yanlışı bari gelecek yıl tekrarlamamalarını öneriyorum. Belki ciddiye alırlar.
İktidar çatışması
Aklımı kurcalayan soruyu, Galatasaray'ı izleyen ve gözleyen arkadaşlarıma sordum. Aldığım yanıt "Evet" oldu, canım sıkıldı.
Evet, Galatasaray'da "iktidar çatışması" var!.
Yönetimle Eric Gerets arasında. Gerets ile futbolcular arasında... Futbolcular ile futbolcular arasında... Dahası, başkan (Özhan Abi) ile Adnan Polat arasında... Adnan Sezgin de çatışmanın taraflarından biri olarak görülüyor.
Bülent Tulun'un gidişinden sonra iç ilişkilerin zedelendiği söyleniyor.
Ön libero arayışı filan bahane...
Taraflar daha stratejik davranıyorlar. Çatışmayı kendi zaferlerine dönüştürmek için, uzatıyorlar.
Hayır, Galatasaraylı değilim. Ama bir şampiyonluk sonrası yeni sezonda, üstelik ciddi bir eleme maçına böyle çatışmalarla gündem oluşturulmasından kaygılanıyorum.
Umarım, Galatasaray "ortak aklı" ile bu çatışmayı bitirir...
Çılgınlığın hiç lüzumu yok!
Zico'nun çapı
Zico'nun çapını görmek için Dinamo Kiev maçı gerçek bir test olacak.
Futbolcu olarak hayranlıkla izlediğim Zico'yu, Japon meslektaşlarım pek tutmaz, biliyorum. Ama Japon futbolu da henüz emekleme aşamasında... Zico asıl cevherini Fenerbahçe'de gösterecek. Hazırlık maçları ve üç resmi karşılaşmada 100. Yıl'a layık bir atmosfer yarattı. Alex'li, Tümer'li, Appiah'lı, Tuncay'lı Fenerbahçe'yi izlemek keyif veriyor.
Ne var ki, savunma risklerine razı olan, tek ön liberolu çift santrforlu bu yeni oyun anlayışı, bugünkü Dinamo Kiev maçında geçerli olmayabilir.
Zico, savunma risklerini azaltmak, hücum fırsatlarını da yaratmak durumunda.
Ön liberoda Aurelio ile Appiah'ı eşleyip santrfor sayısını teke indirebilir. Umarım, yönetimin son uyarıyı yaptığı Anelka da giderayak gerçek kimliği ile borcunu öder Fenerbahçe'ye...
Haydi, göster çapını Zico!
Teşekkürler Sarıgül
Dünya Kupası'ndaki yoldaşım sevgili Halil Özer anlattı, "Ali Sami Yen'in basın tribününü yeniliyoruz, koşa koşa geleceksin" diyerek...
Orada Galatasaray Yönetimi'nin hele medya için tek çivi çakmayacağını bildiğimden, "Görelim" dedim.
Halil Özer, TSYD Yönetim Kurulu'nun yeni üyesi. Enerjisi, heyecanı ve aklıyla çözümü bulmuş...
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e bir kez anlatmış, iş bitmiş...
Sevgili Başkan, dün Ortaköy'deki yemekte "Yarın gel de gör" dedi, " Sizlere layık bir basın tribünü neyse, onu yaptık!"
Lobi, masalar, koltuklar, telefon ve elektrik hatları, tuvalet sıfırdan yenilenmiş... Foto muhabirleri odası pırıl olmuş...
Dahası... Mehmet Demirkol'u ve beni çıldırtan teknolojik engeller de kalkmış... Kablosuz internet erişimi de sağlanmış!
Şimdi ben Mustafa Sarıgül'ü öpmem de ne yaparım !
Teşekkürler sevgili başkan, teşekkürler Halil!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|