Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Babam gibi dalacağım'

Bodrum'da tüpsüz dalış yaptığı sırada yaşamını yitiren Ali Haznedar'ın kolejli kızı Deniz, "Babam bana şnorkel ile dalışı öğretti. Onun gibi dalmaya devam edeceğim" dedi

Aydın Hasan

Öğle sıcağının kavurduğu Kocatepe Camii'nin avlusunda, Robert Koleji öğrencisi 16 yaşındaki Deniz Haznedar, üzgün ancak yaşından beklenmeyecek kadar da olgundu. Babası Ali Haznedar, denize tutkusundan dolayı kızına Deniz adını vermişti. Kendisine ad olan ve olmaya devam edecek olan deniz, babasını acımasızca kendisinden koparmıştı. Ama o adını aldığı denize küskün değildi: "Babam, bana şnorkel ile dalış yapmayı öğretti. Ben de onun gibi dalmaya devam edeceğim."

Tüpsüz dalışta öldü
Ali Haznedar, 5 Ağustos'ta Bodrum'da tüpsüz dalış yaptığı sırada yaşamını yitirdi. Kocatepe Camii'nde dün öğle namazını müteakip düzenlenen cenaze töreninden sonra Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Derinlik tutkusu...
Ali Haznedar, avcılığı babası Fevzi Haznedar'dan öğrenmişti. Fevzi Bey, daha küçük yaşında oğluna Toroslar'da, Kaçkarlar'da avcılığın yöntemlerini ve ahlakını öğretti. Ancak Ali Haznedar, denize âşıktı ve dağlar yerine derin sularda avlanmayı tercih etti. Derinlere doğru tüpsüz dalmanın tutkusuna hiçbir zaman karşı koyamadı. 5 Ağustos Salı günü de İstanbul'dan gelen arkadaşı Alpay Lök'le saat 08.30'da, Ahmet Kaptan'ın Esinti adlı teknesiyle Yalıkavak limanından ayrıldı. Tekne, Paşalimanı koyunda demir attı. Alpay Lök o anları şöyle anlattı:

Dibe doğru iniyordu....
"Amacımız tüpsüz şnorkel ile dalış yaparak balık avlamaktı. O bölgenin dalışa yasak, tarihi Sit alanı olduğunu bilmiyorduk. Ali ile ben Kargı adasına doğru yöneldik. Diğer arkadaşımız Avni yalnız başına daldı. Ben 2 yıldır dalmadığım için sığ yerlerde kalıyordum. Ali 10-15 metre derinlerde balık çağırma yöntemiyle avlanıyordu. Bir ara onu yüzeyden 4 metre aşağıda gördüm.
Dibe doğru iniyordu. Sualtından ona doğru gittim. Sol elinden yakaladım ve tüm gücümle palet vurarak yukarı çekmeye çalıştım. Birlikte şaşılacak bir hızla aşağı doğru iniyorduk. Nefessiz kalmıştım. Hayatta kalma içgüdüsüyle Ali'nin elini bıraktım. Yüzeye çıkıp nefes aldım. Yeniden aşağı baktığımda Ali görünmüyordu. Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan tüplü dalgıç geldi. Ali iyi bir dalgıçtı. Risk almazdı, kurallara uyardı. Ben o sırada bir kalp rahatsızlığı geçirdiğini sanıyorum. Otopsi raporunu bekliyoruz."

Kurtaramamanın çaresizliği
Cami avlusunun gölgesinde konuştuğumuz Alpay Lök, arkadaşı ölüme giderken, onu kurtaramamanın çaresizliğini yaşamıştı. Eşi Jülide Haznedar, son yolculuğuna uğurlarken onun denize olan aşkını vurguladı:
"Hiçbir zaman gözü dönmüş bir balıkçı ve avcı olmadı. Tüple daldığında kesinlikle balık avlamazdı. Bunu adil bulmazdı. Kızımıza deniz adını vermişti tutkusundan dolayı."




YAŞAM
İstanbul'u en iyi hangisi anlatıyor?
Kuduza 8 karantina
'Babam gibi dalacağım'
Milliyet yazıyor, Türkiye tartışıyor
İskelede korkunç ihmal
O barın resmidir!
'Hanımağa'dan uzlaşma talebi
Şampiyon köpeği yaktılar
İspanya sahillerini denizanası çarptı
12 milyon YTL'yi kene emecek!
Ağrı'da bir ilk...
Noter, hem işinden hem eşinden oldu
Açlık grevi barınağı kurtardı







© 2006 Milliyet