|
 |
|
|
Faizi artırınca ekonomi canlanıyor!
Amerikalılar, enflasyonu dizginlemek için faizi artırıyor. Faizi artırınca yatırımlar yavaşlıyor. Gayrimenkul satışları, otomobil satışları azalıyor. Tüketim harcamaları kısılıyor. Ekonomi daralıyor. Enflasyon istenilen çizgiye çekiliyor.
Biz, dövize daha çok reel getiri sağlayarak, ülkeye döviz girişini sürdürmek ve hızlandırmak için faizi artırıyoruz. Bizde faiz artırınca, döviz bollaşıyor. Döviz bollaşınca, döviz fiyatı ucuzluyor.
Döviz fiyatı ucuzlayınca, ilk aşamada fiyatlar geriliyor. Enflasyon dizginlenmiş oluyor. Ama ikinci aşamada, dövize endekslenmiş enflasyonun gerilemesi nedeniyle, (1) Ekonomi canlanıyor (2) İç talep büyüyor. Yatırımlar artıyor. (Verimsiz yatırımlara para harcanıyor). Gayrimenkul, otomobil satışları patlıyor. Tüketim harcamaları tırmanışa geçiyor.
Derken geliyoruz üçüncü aşamaya: "Başkalarının yaptığını yapalım... Ekonomiyi soğutmak, enflasyonu frenlemek için faizi artıralım" politikası uygulanıyor.
İthalat ucuzluk getiriyor
Ama yeni faiz artışı döviz fiyatını biraz daha geriye çekiyor. Dövizi biraz daha ucuzlatıyor. (Bu defa da "Maliye'nin harcamaları kısması ve vergileri artırarak iç talebi daraltması" gündeme geliyor.)
Amerikalılar, enflasyonu kontrol altına aldıktan sonra faizi aşağıya çekiyor. Ekonomi kısa sürede sağlıklı biçimde çalışmaya başlıyor. Faiz artırımının cari açığı (döviz açığını) küçültmede de olumlu etkisi görülüyor.
Bizde faiz indirimi başlayınca, hemen döviz fiyatı artıyor. Döviz fiyatına endekslenmiş enflasyon kafasını kaldırıyor. Faiz artırımı, döviz girişini hızlandırdığından cari açık (döviz açığı) büyüyor. Gelir dağılımı bozuluyor. Yüksek faiz fakirden zengine, yurtiçinden yurtdışına transferin kapısını açıyor.
Özetle, bizde de yüksek faiz (dövizin bollaşmasını ve ucuzlaşmasını sağlayarak) dövize endekslenmiş enflasyonu önce aşağıya çekiyor ama, daha sonra (talebin) enflasyonun artmasına zemin hazırlıyor. Sürdürülemez bir ekonomik yapı oluşturuyor.
Üretim olmadan olmaz
İyi de... Bu kısır döngüden çıkışın yolu yok mu? Tabii ki var. Mademki, Türkiye'de enflasyon döviz fiyatına endekslenmiş durumda. Mademki, yüksek faiz olmadan dövizi bollaştırmanın ve ucuzlatmanın çaresi yok... Mademki, bol ve ucuz dövizin cari açık (döviz açığı) gibi kaçınılmaz bir faturası var... Öyleyse yapılabilecek olan şudur:
Yüksek faizle döviz fiyatını ve dolayısıyla enflasyonu aşağıya çektikten sonra, "yumuşak bir geçişle", yavaş yavaş / hazmedilebilir ölçülerde, faiz indirimine gidilir. Ucuz dövize ve ithalata dayalı ekonomik yapıdan, üretime ve ihracata dönük ekonomik yapıya geçilir. Ülkenin üretime dayalı olarak döviz gelirinin artması, böylece cari açığın (döviz açığının) sürdürülebilir ölçülere getirilmesi mümkün olur.
Olur da... Bunları yapmak yürek ve bilek ister. Bunlar zor işlerdir... Kolayı... Yükseltirsiniz faizi, indirirsiniz dövizi... Gelsin ucuz ucuz ithal mallar... Parası olan ucuz ucuz alsın... Üretim... İhracat... Uğraşmaya değer mi! (Bu iş sürer mi? Sürdüğü kadar sürer... Sonrası... Bırakınız sonrasını... Sonrası Allah kerim.)
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|