Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Ambians Ali"yi fosforlu bir pantolonla görürseniz şaşırmayın


malphan@milliyet.com.tr

Hayatımıza başka bir ünlü vesilesiyle giren ve gündemi meşgul eden son isim Hülya Avşar'ın bir beraberiz bir değiliz deyip durduğu Ali Güven. Kendisi futbolcu menajeriymiş. Tek işi buymuş, bu işe de hobi olarak başlamış. Zenginmiş, eski eşi ona yüklü bir miras bırakmış, o da gününü gün ediyormuş.
Tanındığı çevrelerdeki lakabı "Ambians Ali" imiş. Böyle denmesinin sebebi girdiği her ortamda dikkat çekmeye çalışan bir adam olmasıymış. Gazetelerde okumuşsunuzdur, Hülya Avşar'ın annesi Emral hanım Ali Güven'in yeşil pantolonuna takmış, "Erkek adam yeşil pantolon giymez" demişti. Ali Güven de "Ben İtalyan modasını takip ediyorum. Orada yeşil pantolon moda" gibi bir cevap vermişti.
Cevap vermeseymiş iyiymiş ama "Bu İtalya'da moda" türünde açıklamalar yapınca insanı yazma konusunda tahrik ediyor. Bir kere sorduk soruşturduk, İtalya'da yeşil pantolon modası falan yok. Onu tanıyan birkaç kişiden öğrendiğimiz kadarıyla girdiği ortamlarda her telefon çaldığında yüksek sesle İtalyanca konuşan Ambians Ali belli ki ilgiyi üzerine toplamaktan, amiyane tabiriyle "hava atmaktan" hoşlanan birisi. Yeşil pantolon giymesi de bundan.
Bir de "İtalyan modasını izliyorum" ne demek? Türkiye'de herkes zaten ya İtalyan ya Fransız ya Amerikan modasını izliyor. Türk modası diye bir şey yok ki zaten. Yani bu vasfı Güven'i diğerlerinden farklı kılmıyor. Zaten bir İtalyan özentiliğidir gidiyor. Bisse, Abbate, Ravelli, Nursace... Bunlar Türk markaları, inanır mısınız? Güven de aynen bu markalar gibi İtalyan kılıfı altında kendini gizleyen özbeöz bir Türk erkeği işte. Yarın öbür gün fosforlu pantolon giyerse de şaşırmayın. Onun adı "Ambians Ali".

Çantalar 700 yıldır statü simgesi

İnsanlar yanlarında değerli şeyler taşımaya başladığından beri çantalar var, sadece içerikleri değişti. Mısır hiyerogliflerinde belde taşınan keseler göze çarpsa da çantalara dair ilk kayıtlar 14'üncü yüzyıla ait.
Bu dönemde kadınlar mücevherlerle süslü ya da nakışlı çantalarını korselerine bağlıyordu -kadın ne kadar zenginse çantası o kadar ince işlenmiş oluyordu. Anlayacağınız çantaların statü simgesi olması yeni bir şey değil, 700 yıldır bu böyle sürüp gidiyor.
16'ncı yüzyılda deriden yapılmaya başlanan ağzı ipli çantalar daha pratik bir hal aldı. Bu dönemde seyahat edenler tarafından kullanılan ve çapraz takılan daha büyük kumaş çantalar ortaya çıktı. 17'nci yüzyılda modayı takip eden kadın ve erkekler daha karmaşık şekillerde küçük çantalar taşımaya başladı.
18'inci yüzyılda kadınların daha az iç çamaşırı giydiği neoklasik giyim popüler oldu. Elbisenin üzerine takılan çanta bu giysilerle komik duracağı için kadınlar el çantası taşımaya başladı.
Kadınlar her ortama farklı çantayla giriyor ve moda dergilerinde bu çantaların nasıl kullanılacağı üzerine sayfalarca yazı ve resim yer alıyordu.

Ayakkabı çanta kadar olamadı
1920'lerde giysiler iyice hafifleşti ve çantaların giysilere uyma zorunluluğu ortadan kalktı.
Tutankamon'un mezarının keşfiyle beraber çantaların üzerinde Mısır motifleri yer almaya başladı. 1940'larda savaşın izleri çantalara yansıdı; metal, fermuar ve ayna bulunamadığı için üreticiler plastik ve ahşap kullanmaya başladı.
50'lerde Chanel, Louis Vuitton ve Hermes gibi önemli moda evleri kuruldu, 60'larda Grace Kelly Life dergisinin kapağında karnında bir Hermes'le poz verdiğinde herkes bu çantadan edinmek istedi.
Bugün Avrupa'daki Louis Vuitton'un kapısında Japonlar kuyruklar oluşturuyor. İkiden fazla çanta alamadıkları için yabancılara rüşvet verip istedikleri çantaları aldırıyorlar.
Kadının arzu nesnesi ayakkabı diye bilinir hep. Oysa ayakkabı arzu nesneliğini yırtıp asla bir çanta kadar statü simgesi haline dönüşememiştir.

Suni özgüven hissi
Geçtiğimiz haftalarda hemalhemsat.com sitesinde ikinci el marka ürünler açık artırmaya çıkarıldı. Sonucunda fiyatı en çok artırılan iki ürün Chanel ve Louis Vuitton markalı çantalar oldu.
Birinin üzerinde iri harflerle Chanel yazıyor, diğeri ise meşhur dokusuyla 20 metre öteden Louis Vuitton olduğunu belli ediyor. Açık artırmadaki en güzel ürünler bunlar mı peki? Daha güzelleri var bence.
Peki en yüksek fiyata bunların satılması ilginç mi? Hayır. Çünkü her ne kadar günümüzde çantalar artık tek tiplikten çıkıp çeşitlenmeye başlasa da hâlâ statü simgeleri, taşıyanda hâlâ suni bir özgüven hissi uyandırıyor.
Hele Louis Vuitton ve Chanel sahibiyseniz sizi sosyal skalanın en üst sınıfına oturtuyor.


Sizde yok mu?

Bu yaz peynir ekmek gibi satan ürünlerden biri taşlı gözlükler. Yoksa sizin yok mu? Bunlardan hâlâ bir tane edinmediyseniz artık pazarda bile satıyorlar. Ancak moda kurbanı olmayacağım diyorsanız Ray Ban ve Persol gibi markalara başvurabilirsiniz.



CUMARTESİ
"Tutacak şarkıların kokusunu alıyorum"
Türk pop müziğinin özetini çıkarıyor
"Politikacılar mavi, sporcular dar kesim gömlek ister"
"Kırmızı tabanlar" artık Türkiye'de
Engelliler tango öğrenecek, 100 genç uçak kullanacak
Urban cool'lardan faydalı öneriler
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet