Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yaşantıya göre vergi...


'İki buçuk ayda sekiz ton ıstakoz satıldı'.
Hem de bir dükkânda.
Kim demiş "Fakir bir ülkede yaşıyoruz" diye?..
Kim demiş, "Palamutun tanesi ancak bir milyon liraya düşünce halk sofrasında deniz ürünleri görüyor" diye?
* * *
Vergiler de ikide bir açıklanır.
Hangi meslek sahipleri ne ödedi bu açıklamalardan öğreniriz.
Ve hep iyi kazandırdığını zannettiğimiz mesleklerin sahiplerinin bir bölümünün genelde az vergi ödediğini görürüz.
Hayret ederiz.
"Şu adamların yaşantılarına bak, bir de ödedikleri vergiye bak" deriz.
Bodrum'da, Antalya'da, Çeşme'de, Marmaris'te, Göcek'te özel teknelerle mavi yolculuklarda zevki sefa sürdürenlerin bir kısmı bu vergi kaçıranlardır.
Eskiden bunlar için "Nereden buldun?" vardı. Şimdi yok.
"Hayat standardı esası" vardı, yok.
Peki bu başıboşluk böyle sürüp gidecek mi?
Gitmeli mi?
Hayır.
* * *
Bunun böyle gidemeyeceğini "Vergi Konseyi"nin çalışmalarından anlıyoruz.
Vergi Konseyi, "kontrol mekanizması" kuruyor.
Hayat standardı esas 2001'de kaldırılınca gelir vergisi sistemimizde hiç otokontrol kalmadığını bu konsey söylüyor.
Bir şeyi "yanlış" diye tümden kaldırmak var, bir de düzeltip daha doğru bir şekilde tekrar sistemin içine koymak var.
Bugün vergi tabanları çok kuvvetli, gelişmiş ülkelerde dahi otokontrol mekanizmaları bulunuyor.
Yeni gelir vergisi sistemi içinde otokontrol mekanizmaları yer alıyor. Almalıdır.
Çünkü güvenlik mekanizması olmayan bir gelir vergisi sistemi tam çalışmıyor.
İşte, bu güvenlik mekanizmaları ne ise, vergi sistemimize yerleştirilmelidir.
Ve vatandaşlar arasında vergi alma konusunda eşitlik sağlanmalı, haksızlık giderilmelidir.
* * *
Vergi Konseyi çalışmasını ne kadar çabuk sona erdirirse sıradan vatandaş o kadar çabuk rahat edecektir. Bu rahatlık gelir rahatlığı değil, kafa rahatlığıdır, düşünce rahatlığıdır. Yani, devlet artık "çok kazanandan çok alıyor" rahatlığıdır. Kaçak en aza indi rahatlığıdır.
Bunun için de Vergi Konseyi yetkililerinin artık söz verdiğini kabul edebiliriz.
Çünkü onlar şunu söylüyor:
"Türkiye'nin şartlarına uygun, dünya trendlerini dikkate alan, ekonomik, sosyal politikalarla uyumlu bir gelir vergisini Türkiye'ye kazandırmak istiyoruz."
Hadi, kolay gelsin...

ALIŞMIŞ...
Askerdeki kocasını aldattı.
Sonra, kocasını aldattığı adamı da aldattı.
Üçüncü adamda da şimdi aldatılma korkusu var.
Bu kadından iyi politikacı olmaz mı?

Yorumsuz
Uluslararası Araştırma Şirketi GfK'nın 20 ülkede yaptığı araştırma yayımlandı. Türkiye'de yüzde 91 ile en güvenilen kurumun ordu olduğu anlaşıldı. Türkiye'de orduyu yüzde 90 ile öğretmenler, yüzde 89 ile doktorlar izliyor. Polise güvenenlerin oranı ise yüzde 78. Din adamına güvenenlerin en çok olduğu ülke ise yüzde 80 ile Romanya. Romanya'yı yüzde 69 ile Türkiye izliyor.
20 ülkede en az güvenilenler sıralamasında politikacılar, üst düzey yöneticiler ve gazeteciler yer aldı.

HASANKEYF
Baraj mı, tarih mi?
"Hasankeyf"i gördüm.
O kalıntıların sular altında kalmasına benim de gönlüm razı değil.
Ama elektrik için baraj lazım ve Hasankeyf yapılacak olan Ilısu Barajı'nın suları altında kalacak.
Bölgede sulu tarıma da bu baraj sayesinde başlanacak. Yani, bölge insanının hayat standardı yükselecek.
Peki, hangisini kabul edelim? Hasankeyf böyle kalsın mı, yoksa baraj suları altında kaybolsun mu?
Yani bu proje rüya mı, kâbus mu?
199 yerleşim yerinin haritadan silinmesi bir kâbus ama 121 bin hektar alanın sulanması ise 50 yıl sonra gerçekleşecek bir rüya.
Hangisi gerçekleşmeli?
Peki ikisinin ortası yok mu?
Var.
Hiç olmazsa Hasankeyf'in taşınabilir tarihi değerlerini başka yerlere taşımak.
Buna da "imkânsız" diyenler var.
Peki, barajı Hasankeyf'i kurtaracak şekilde kaydıramaz mıyız?
İkisinin ortası bir yol bulmak zorundayız.
Hem de acele...

G. DOĞU'YA
Yeni kalkınma planı
Kaç defa iddia ettik.
Türkiye'nin dış politikası var mı?
Yok.
Ekonomi politikası nasıl IMF'ye teslim edilmişse dış politika da Allah'a emanet edildi.
Bol bol kırmızı çizgi ilan eden bu hükümet değil mi?
Hani Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulmasına Ankara karşıydı, bu en önemli kırmızı çizgilerimizden biriydi? Ne oldu? Kuzey Irak'ta adım adım devlet geldi, kırmızı çizgiyi ezdi geçti.
Başbakan Tayyip Erdoğan, "Kürt sorunu" demekle PKK terörüne son verebileceğini düşündüyse yanıldığını anladı. PKK, silah bırakma yerine, her gün birkaç vatan evladını öldürüyor.
Tekrar edelim:
Yani, AKP hükümetinin kalıcı, uzun vadeli bir Güneydoğu politikası yok. Gündelik dalgalanmalara göre işi idare ettiğini sanıyor.
Yeni bir "Güneydoğu ve Doğu kalkınma planı" lazım, daha yapılmadı.
Oysa işin özeti şu: Nasıl Kuzey Irak'ta gelişmeler Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kenara itip alıp başını gidiyorsa, bir süre sonra Güneydoğu'nun da arkasından bakakalacağız.
Bu sonuç AKP hükümetinin dış politikadaki basiretsizliğini göstermeyecek mi?
Gösterecek ama, iş işten geçtikten sonra...

dheper@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sosyalizm ve piyasa
SOSYALİZM ve liberalizm hakkındaki yazılarım ...
Çetin ALTAN
Yaşatmak mı daha kârlı, öldürmek yok etmek mi?
Lübnan'da, Filistin'de, Irak'ta yaşanan kuru ...
Fikret BİLA
ABD'li koordinatörün işlevi ne olacak?
ABD'nin PKK sorunuyla ilgili "özel temsilci" ...
Güneri CIVAOĞLU
ABD'nin tası, tarağı...
Ortadoğu'daki alevlerin ışığında gerçekler da...
Can Dündar
Seks shop manzaraları
Dikkat: Bu yazı çocuklar ve bulantısı olanla...
Abbas GÜÇLÜ
Nasıl dolacak bu okullar?
Anadolu liseleri, fen liseleri ve kolejlerin ...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası'na tavsiyeler
Herkes ekonomideki tüm kurumları bıraktı, dik...
Doğan HEPER
Yaşantıya göre vergi...
'İki buçuk ayda sekiz ton ıstakoz satıldı'.
Semih İDİZ
Demokrat ve efendi olmak askere yakışır
Erman Toroğlu'nu tanımam. Kendisiyle polemiğe...
Hasan PULUR
Toroğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı...
BAZI konular vardır ki, kesin yargıya varmak ...
Derya SAZAK
Seçim barajı
Eylülde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (A...
Meral TAMER
Ayda 28 YTL ver, bir kızı okut, Türkiye kurtulsun
İstatistikler Türkiye'de nüfus artış hızının ...
Yaman TÖRÜNER
Vestiyer teorisi
1991-2000 yılları arasında İsrail Merkez Bank...
Güngör URAS
Fındıkçı ve ekonomi için bir yıl kayıp
Fındık toplanmaya başladı. Toplanan fındık 25...
Serpil YILMAZ
Kral için Çırağan'a 35 halı istendi
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başbakanl...

© 2006 Milliyet