|
 |
|
|
Birileri onlara kulak vermeli!
ÖĞRETMEN OLAMAYAN ÖĞRETMENLER
Öğrenci ve veliler gibi, yüz binlerce öğretmen ve aileleri de perişan durumda. İstedikleri tek şey biraz daha ilgi ve biraz daha açıklık. Yeni öğretmen alınacak mı, alınmayacak mı? Alınacaksa ne zaman ve ne kadar alınacak? Bunları bilmek istiyorlar. Dahası on binlerce öğretmen açığı varken neden yeni kadrolar açılmadığını merak ediyorlar. Hükümetin bu konuda elbette bir politikası var ki, bu yönde hareket ediyor. Ama bunu kamuoyuyla paylaşmak zorunda.
Okullar açılmadan bu sorun çözülsün ki, zaten çok kısa olan eğitim süresinin bir bölümü de öğretmen tayinlerinin gecikmesi nedeniyle heba olmasın.
Bu arada mektup yağmaya devam ediyor. İşte onlardan birkaçı:
Hükümet biz öğretmenleri gözden çıkardı. Ne haliniz varsa görün diyor. Bu ülkede bizim sorunlarımıza sahip çıkacak hiç kimse kalmadı mı?
MEB yüzünden sevgi nefrete dönüştü
İşsiz 200 bin öğretmen adayından birisi de benim. 2004'te Fen Bilgisi Öğretmenliği'nden mezun oldum ve hâlâ işsizim. Bu hükümet, bizleri işe almadığı gibi, bir de bize aldığımız kredi borçlarının faturasını gönderiyor. Bir yıl erteleyebiliyormuşuz. Peki bir yıl sonra yine atanmazsak ne olacak? Mezun olurken öğretmen olmanın sevincini yaşıyorduk. Şimdi ise nefret eder duruma geldik. Ne heves ne de saygı kaldı. Her şeyden bıktık usandık artık...
Tayini çıkanlar da mutsuz
2006-1 atamalarında sınıf öğretmeni olarak atandım. Atanamayan arkadaşlar kadar olmasa da atananların arasında da benim gibi mutsuz gençler var. Nişanlım sınıf arkadaşım. İki yıldır atanamadı ve bizim evlilik planlarımız bir sene daha ertelendi. Bu sinir bozucu durumdan dolayı öğretmenlikten nefret ediyorum artık. Burada dikkat çekmek istediğim nokta, birilerinin mutsuzluğu aynı zamanda başka birilerinin mutsuzluğuna yol açabilmekte ve şu günlerde o başka birileri epeyce fazlalaştı. Lütfen dikkat!...
Sıkıntılarımızı kimseye duyuramıyoruz
İlköğretim Matematik Öğretmenliği'nden bu sene çok iyi bir ortalama ile mezun oldum. KPSS'den iyi bir puan aldım. Ama ne yazık ki aldığım puan, bölümümden az atama yapılmasından dolayı, atanmama yetmeyecek. 12 senelik eğitim sürecinde gösterdiğimiz emeğe ve çabaya rağmen çok sevdiğimiz bu mesleği yapmamıza fırsat vermiyorlar. Sesimizi duyuramıyoruz. Sınavda sorulan bilgilerin çoğu iş hayatımızda bize hiç yardımcı olmayacak. İlla da bir not, bir puan arıyorlarsa, üniversite ortalamasını göz önünde bulundurabilirler.
Aynı işi yapıyoruz, aynı maaşı alamıyoruz
Bakan'ımız Hüseyin Bey, "Ben kimseye iş vermek zorunda değilim" diyor. Birincisi, biz hakkımız olan kontenjanı ve mesleğimizi yapmak istiyoruz. İkincisi, bizim eğitim fakültesi mezunu olduğumuz unutulmasın. Çünkü bu camiada çalışmak için yemin ettik. Bu ülkede sadece sınıf öğretmenlerine, İngilizce öğretmenlerine, Türkçe öğretmenlerine ve özellikle AKP'nin başa geldiği son 4 yıldır Din Kültürü öğretmenine mi ihtiyaç var? Her atama döneminde umudumuz kırılıyor. Tabii bizlerle beraber binlerce ailenin de. Kimse bana ve benim gibilere açık olan bölümlere atama yapıyoruz demesin. Çünkü kendi branşımda 300 YTL'ye ücretli öğretmenlik yaptım. Hem de okuldaki diğer öğretmenlerle aynı işi yaptığım halde. Bu sınav kimin daha iyi bir öğretmen olduğunu belirlemiyor kesinlikle.
|
|
|

|