|
 |
|
|
Yattara'nın rövanşı
Bir ülkenin büyük bir takımı, güçsüz bir ülkenin temsilcisine karşı zorlanabilir ve hatta elenebilir. Futbol enteresan bir oyundur ve takımınız ne kadar değerli olursa olsun her sonuç doğabilir. Ancak eğer aynı takım 2 sene üst üste, aynı ülkenin iki başka takımına karşı zor durumlara düşerse bu futbolun enteresanlığıyla anlatılamaz. Bu, ülkenin futbol değeriyle de alakalıdır.
Trabzonspor dün Avrupa Kupaları için çok da dezavantajlı bir sonuçla ayrılmadı sahadan. Ama geçen yıldan Famagusta maçından gelen hesapla birlikte değerlendirmek zorundayız bu maçı. Ve öyle yaptığımızda çok can sıkıcı bir durum ortaya çıkıyor. Orta sahada üstünlüğü kesin olarak rakibe vermek, hücumda kalabalıkların arasında sıkışıp kalmak vs. belki bunlar da anlaşılabilir. Ama 2 önemli pozisyona bakıp durumu anlamak lazım. Maçın hemen başında yenen golden bahsetmiyorum. Aslında bahsetmek lazım ya. 2. yarının hemen başında Celalettin'in yarattığı penaltı ve Çağdaş'ın kırmızı kart görmesi gereken ölümcül elle oynayışına. Bu garip savunma dekonsantrasyonu sadece Trabzon'a özgü de değil. Fenerbahçe, hatta Galatasaray'da da bir gece önce gördüğümüz bir durum bu.
Ligin zirvesini zorlayan bu takımların yaşadığı sıkıntı, Türkiye'nin zirvesinin yaşadığı sıkıntı.
Dün gece Yattara'nın harika serbest vuruşu ve oyuna son dakikalardaki hükmedişi olmasa yine çok ama çok zor bir yola girecekti Trabzon. Gineli neden yedek kalmaması gerektiğini ispatlamaya karar vermese bugün çok ama çok üzgün olacaktık.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|