Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ağustos 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Değişen bir kadın ya da erkek değildir hayatın neredeyse bütünü değişir

Satır Arası / Deniz Sipahi

Ahmet Altan'ın yazdığı şu paragraf arşivinizin bir köşesinde olsun. "Birlikte olduğunuz kadın değiştiğinde, değişen yalnızca bir kadın değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir, bir başka kata, bir başka bahçeye geçersiniz, orada her şey farklıdır. Dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitap, yediğiniz yemek, gittiğiniz yerler, buluştuğunuz arkadaşlar, hatta taktığınız kravat bile değişir. Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir, hayatın katları arasında kadınlar dolaştırır. Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir. Hayat, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır; Babil'in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir. Bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının terası, manzarası hayatıdır; hayatın hangi katında durduğunuzu, yanınızdaki kadının durduğu kat belirler. Hayatınız, seçtiğiniz kadındır. Bir kadın değil bir hayat seçersiniz çünkü..."
* * *
Ahmet Altan, kadınları anlatan belki de en iyi yazarlardan biri...
Duygu Asena ise "kadının adını koyan yazar" olarak tanınıyordu.
Kadın hakları savunucuları, Duygu Asena'nın Türk kadını için yaptıklarını şöyle değerlendiriyordu.
"Feminizmi marjinallikten çıkardı, sıradan kadınları değişime zorladı, yüksek eğitimli kadınların da ezildiğini gösterdi, kadınlara cinsel haklarını hatırlattı."
Doğru ama eksik...
Bana göre Duygu Asena, Ahmet Altan'ın yazdığı gibi bir erkeğin hayatında kadının ne anlama geldiğini bizlere anlattı.
Daha da öteye giderek kadın erkek ilişkisini yeniden gözden geçirmemize neden oldu.
* * *
Hep şöyle inanırım.
Hayatınızdaki tesadüflerin bile önemi vardır.
Bir parçanın yaşamınızdaki hangi boşluğu dolduracağını bilemezsiniz.
Nasıl bir kadın erkeğin tüm yaşamını değiştiriyorsa; bir erkek de kadınının yarısı demektir.
Yani tersten okursak.
"Birlikte olduğunuz erkek değiştiğinde, değişen yalnızca bir erkek değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir..."
Her zaman şeytanın avukatlığını yapanları büyük ilgiyle izlemişimdir.
Tanımasam bile attıkları her adımı büyütecim altına almışımdır.
Duygu Asena da onlardan biriydi.
Bir cesur yürek... Modern yüzyılın Don Kişot'larından biri...
Ve benim fikir dünyamı değiştirmeme, kadın erkek ilişkisini yeniden yorumlamama yardımcı olan filozoflardan biri...
Düşünceler ölmez...
Duygu Asena'lar hiç unutulmaz.


Küçük adamların gölgeleri büyüyorsa...

Nedendir bilmem, bazı Çin atasözlerini çok severim. Bunlardan bir tanesi "Sana bir kişi 'Eşek' diyorsa, gül geç; iki kişi 'Eşek' diyorsa, bir düşün; üç kişi 'Eşek' diyorsa, git kendine bir semer al."
Gerçi bu sözün tam tersi gibi görünen "Azınlıklar bazen yanılır, çoğunluklar daima..." sözü de yabana atılmamalı...
Çin atasözleri içinde bir tanesi var ki, tam anlamıyla mükemmel. "Bir yerde küçük adamların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir."
Sözün özü şu:
Bir kurumda veya toplumda yetkili olmamalarının yanında eğitim, unvan veya kapasite yönlerinden de yetersiz olan bazı kişilerin üst yönetimde söz sahibi olması, orada işlerin iyi gitmediğinin göstergesidir.
Çok farklı meslek gruplarından olabilen küçük adamların ortak özellikleri dalkavuklukları sayesinde mevki sahibi birçok yöneticiden daha fazla hak sahibi olmalarıdır; çok sayıda insanın tepkisini çekmeleri ve çok sayıda önemli hata yapmaları bu haklarını etkilemez.
* * *
Küçük adamları ön plana çıkaranlar, büyük görünmeye çalışarak kendi eksikliklerini örtmeye çalışan küçük yöneticilerdir. Doğru söyleyenleri ve hataları gösterenleri sevmeyen bu yöneticiler, gerçekleri saptırarak kendilerini yüceltmeye çalışan dalkavuk küçük adamları yeğlerler ve dolduruşa gelerek kendilerini "en büyük" sanmaya başlarlar. Hiç anlamadıkları konularda bile, uzmanlara danışacaklarına, engin bilgilerinden etrafındakileri mahrum bırakmamak için, uzun fetvalar verirler, tumturaklı konuşmak uğruna pot üstüne pot kırarlar. Bu küçük yöneticiler konuşurken yakınlarındaki yardımcıların ve uzmanların şekilden şekle giren yüzlerini izlemeyi yeğlerim.
Küçük yöneticiler, ellerine aydınlatma gücü zayıf bir el feneri geçirdiklerinde bütün dünyayı aydınlattıklarını sanabilirler; oysa tüm dünyayı aydınlatabilmek ancak güneşe özgü bir yetkinliktir. En iyi eleştirmen olan zaman, yakın geçmişimizdeki en parlak güneşin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu göstermektedir. Atatürk göz kamaştırıcı ışığıyla yalnızca Türkiye'yi değil, dünyamızı aydınlatmaya devam edecektir; bazıları koyu camlı gözlüklerinin ardında O'nu görmezden gelmeye çalışsalar da...
* * *
Güneşin batmasından çok da korkmamak gerek... Güneşin yeniden doğabilmesi için karanlık bir dönem kaçınılmazdır; üstelik güneşin değeri karanlıkta daha iyi anlaşılır. Ufuktaki belli belirsiz ışık güneşin yeniden doğuşunun habercisi olabilir. Güneş doğduğunda küçük adamlar da, küçük yöneticiler de, gölgeleri de ortadan kaybolur, çünkü saklanacak yer aramakla meşguldürler.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Büyüklük kanıtı
Emeklilik hakkında her şey
Bakan empati yapar mı?
Değişen bir kadın ya da erkek değildir hayatın neredeyse bütünü değişir
Aşırı sıcaklar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2006 Milliyet