Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ağustos 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aşırı sıcaklar

Bizim Köşe / İsmail Sivri

Aşırı sıcaklar, son hafta içinde ülkemiz gibi tüm dünyayı kavurdu. Avrupa ve Amerika'daki sıcaklar dayanılmaz bir hal aldı. Kimileri denizlere, kimileri yaylalara çıktı. Bir yerlere gidemeyenler şöyle dediler:
"Bu sıcaklarda ne yapacağız, nasıl dayanacağız?"
Böyle diyorduk da, dünyamızın, her yıl biraz daha ısınmakta olduğunu biliyorduk. Hava, su ve toprakları kirleterek, doğanın ekolojik dengesini bizler bozmuştuk.
* * *
Bu gerçekleri biliyorduk. Bilimadamları, uzmanlar ve çevreciler dünyamızın ısındığını yıllardır söylüyorlardı. Özet olarak dedikleri şuydu:
"Dünya sıcaklığı, her on yılda, 0.2 derece artıyor. Son yüzyılda ortalama sıcaklık 0.95 dereceyi buldu. Bu ısınma düzenli olarak değil, artarak yükselmektedir."
Küresel ısınmanın nedenlerini bilmeyen yoktur. Bu gerçekleri bilimadamları açıkladılar, 'Doğanın dengesini bozduk", dediler. Çevreci çocukların bile bildikleri özetle şunlardır:
"Ozon tabakası delindi, sera gazları arttı. Karbondioksit çoğaldı. Hava, su ve toprak kirlendi. Bio çeşitlilik alarm veriyor. İklimler değişti. Ormanlar yok oluyor, sular azalıyor, ekolojik denge bozuluyor."
Kutuplardaki buzulların erimeye başladığını bilmeyen mi var? Buzullar eridiğinde, Kuzey ülkeleri ne yapacaklar, nereye gidecekler?
Doğa, tüm bilgeliğiyle şöyle diyor:
"Aklınızı başınıza alın."
Peki, aklımızı ne zaman başımıza alacağız?
* * *
Avrupa uygarlığı diyerek, dünyaya yukarıdan bakan gelişmiş ülkeler bu gerçekleri bilmiyor mu? Bilmezler mi? Sanayileşmenin getirdiği rahat yaşamları bozulmasın istiyorlar.
Doğanın bozulan ekolojik dengesini, rahatımızı düşünerek değil, barışçı bir dünyada işbirliği ederek sağlayabiliriz. Aklın yolu budur. Bu yolda buluşursak, geç kalmış sayılmayız.
Yeryüzünde iki ayağı üzerinde yürüyen akıllı yaratık insanoğlu elbette "ortak akıl"da buluşacaktır. Doğayı kurtarmak, gerçekte kendimizi kurtarmak değil midir? Öyledir ancak şimdilerde, mavi gezegenimizi bırakıp uzaklardaki fezanın fethine çıktık. Yoksa, bu güzel doğasıyla yeryüzünü bırakıp uzaya mı gideceğiz?
Uzayı keşfedelim ama öncelikle dünyamızın bozulan havasını, kirlenen suyunu, topraklarını, yok olan ormanlarını görmeliyiz. Doğamızı tehdit eden sorunlara çareler bulmalıyız.
Yeryüzünde, bazı bitki, çiçek ve canlı türleri yok olmaktadır. Çocukluğumuzun göçmen kuşları neredeler? Kentleri bırakın, kır ve ovalarda bile uçan leylekleri göremiyoruz.
* * *
Yurdumuzu ve tüm dünyayı bunaltan sıcakların, önümüzdeki günlerde serinlemesini beklemekteyiz. Bir büyük gafletten uyanıp, gözlerimizi doğaya çevirmeliyiz.
Son yıllarda, yazlar odukça sıcak geçiyor. Önümüzdeki yıllarda daha ne kadar artar bilemeyiz. Artık aklımızı başımıza alarak, daha büyük felaketlerden kurtulmak için doğaya sahip çıkmalıyız.
Yoksa çok geç kalmış olacağız.
Sizler ne dersiniz?


ege@milliyet.com.tr







EGE
Büyüklük kanıtı
Emeklilik hakkında her şey
Bakan empati yapar mı?
Değişen bir kadın ya da erkek değildir hayatın neredeyse bütünü değişir
Aşırı sıcaklar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2006 Milliyet