|
 |
|
|
Çıkmaz sokak
Bu akşam seyrettiğimiz oyun, ülke futbolunun çizgisi açısından son derece önemliydi. Bir tarafta yıllardır şampiyonluğa oynayan ve 17 kez bu başarıyı yakalayan Fenerbahçe, diğer tarafta da Türkiye liginin en iyi takımlarından Gençlerbirliği... Fenerbahçe üç gün önce Dinamo Kiev'e 3-1 yenilmiş, hatta daha farklı kaybetmesi muhtemel bir oyun ortaya koymuş, Gençlerbirliği ise geçen hafta deplasmanda galip gelmişti.
Ancak sahaya bakınca, bir Allah'ın kulu çıkıp da, "Bu oynananın adı futboldur" diyebilir mi ? Oyun başlarken insanlarda "Fenerbahçe zorlanabilir" düşüncesi hakimdi. Ama bu, hiçbir şekilde gerçekleşmesi mümkün olmayan bir düşünce olarak kalıyor.
Çünkü Türkiye'de sonuçları takımlar tayin etmiyor.
Türkiye'de sonuçları kaliteli ayaklar tayin ediyor. Dünya futboluyla aramızdaki fark bu. Sen ne yaparsan yap, sonuç gelip kaliteye takılıyor. Var olmayan bir pozisyonda bir klas ayak Tümer... Ve tamamlayan bir klas golcü Tuncay... İkinci golün de bundan farkı yok. Gerçi Tümer'in bu pozisyondaki vuruşu, kaleye gönderilen şuttu, asist değildi.
Klas ayaklar
Türkiye'de futbol iki ceza sahası arasında tempolu mücadele olarak iyi, ancak ceza alanı içine girdiğinizde yok... Zaten Türkiye'de şampiyonlukları da bu mücadelenin ve temponun içine bir veya birden fazla klas ayağı katanlar kazanıyor.
Dolayısıyla Türk futbolunda bunu giderecek çalışmalar mutlaka ağırlık kazanmalı. Kalite yoksa, sonucu almak için riski aramanız lazım. Ancak takımlarında riski arayacak teknik adamlarda önce yürek olmalı. Bunu Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçı için değil, genel olarak söylüyorum.
Türkiye'de insanlar 1994-2002 arasında oynanan ligleri özlememeli. Ama şu andaki çizgi o yıllar arasındaki futbolun çok altındaki bir kalitede. Bunu değiştiremezsek, futbolumuz da insanlarımız da, bu kördüğümü atlatamayacak.
Bu maçları ligin iyi maçlarından biri olarak izlemek istesem de, maalesef gördüklerimi futbol adına çalan tehlike çanları olarak değerlendiriyorum.
Kimse kaybetmekten korkmamalı. Kaybetmeyi göze almayanlar kazanmayı asla öğrenemezler. Bir şeyi bilmemiz lazım; futbolda kaybetmemek başarı değildir. Türkiye bu yanlış felsefenin peşinde sürüklenip gidiyor. Bu felsefeyi ortaya atanlar ile bu felsefeyi destekleyenlerin gelecekte başarılı olma şansı olmayacak. Bunu herkes böyle bilsin.
Kimse benden bu maçın iyisi kötüsü kim diye bir şey beklemesin. Önce futbolu bulacaksın, ondan sonra iyileri kötüleri ayıracaksın.
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|