Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Ağustos 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alman tiyatro adamının 50'nci ölüm yıldönümü yarın
Brecht'in kadınları

Benim kuşağımı sahnede büyüten şairdir Brecht... Ölümünün 50'nci yıldönümünde Berlin'e gider gitmez, onun şimdi müze olan evinde aldım soluğu... Hayatını, şiirlerini, oyunlarını ve kadınlarını okudum


can.dundar@e-kolay.net
14 Ağustos, Bertolt Brecht'in 50'nci ölüm yıldönümü... Efsanevi Berlin Topluluğu, yaz tatilini kesip onun onuruna bir gece düzenliyor. Almanya'nın değişik kentlerinde oyunları oynanıyor.
Brecht benim kuşağımı sahnede büyüten şairdir.
İlkin Ankara Sanat Tiyatrosu'nda gördük "3 Kuruşluk Opera"yı, "Cesaret Ana"yı, "Galile"yi, "Adam Adamdır"ı, "Aslan Asker Şvayk"ı...
Sonra Dostlar'da "Kafkas Tebeşir Dairesi"ni...
Devlet Tiyatroları'nda "Arturo Ui'nin Önlenebilir Yükselişi"ni...
Epik tiyatrosu provoke edici, şiirleri sarsıcıydı.
Bu etki nedeniyle, Berlin'e gider gitmez, onun şimdi müze olan evinde aldım soluğu...
Kentin Doğu yakasında, yüksek tavanlı eski bir ev...
Gayriresmi tarih
Müze görevlisi önce geniş salonda
4 bin kitaplık kütüphanesini gezdirdi, el yazısı notlarını gösterdi:
Kimisi öldükten sonra basılsın diye okunaklı yazılmış; kimisi kargacık burgacık... Belli ki başkalarından saklamış, kendine yazmış.
Biri dışa, diğeri içe dönük karalamalar, bir şairin resmi ve gayriresmi tarihi gibi duruyordu uluorta...
Koruluğa bakan masasının üzerinde Q klavye Olivetti'sini gördüm.
Yatağının başucunda 11 Ağustos 1956 tarihli gazete duruyordu.
Ve baktığı pencereden, halen yattığı mezarlık görünüyordu.
Mezarlığı ziyaret ettim.
Evin yanındaki korulukta sakin bir köşe...
Köşede gösterişsiz iki taş..
Taşların üzerinde iki insanın ismi:
Bertolt Brecht ve Helene Weigel...


Çok bilinmeyenli bir aşk hikayesi

Brecht-Weigel ilişkisini Carola Stern'in kaleme aldığı "Erkekler Başka Türlü Sever" adlı kitaptan (İletişim Yayınları, 2000) biliyorum.
Tanımadığımız Brecht'i ele veren bir kitap bu...
1920'lerin başında Weigel başarılı bir tiyatro oyuncusuydu.
Brecht ise çağının en iyi yazarlarından biri...
Tiyatro tutkusu ve sosyalizm tutkusu ikisini birbirine yakınlaştırdı.
Aralarında güçlü bir aşk var mıydı; bilemiyoruz. Birbirlerine yazdıkları ihtiraslı sevda mektupları yok; birbirlerine söyledikleri süslü sözler de...
Ünlü yazar, "Helli" dediği Weigel'le tanıştığında evli ve çocuk sahibiydi. Birlikte Münih'ten Berlin'e geçtiler.
Brecht eşinden ayrılıp Weigel'le evlendi. İki çocukları oldu.
Helli artık onun her şeyiydi: Eşi, çocuklarının annesi, yardımcısı, akıl hocası, oyuncusu, yoldaşı, hizmetçisi...

Sıradışı ilişki

Ne var ki, Brecht özgürlüğüne düşkündü. Aynı anda birçok kadını birden sevebilmek ve onları ebediyen saklayabilmek mahareti vardır.
Üstelik bu kadınların çoğu birbirini bilir, lakin Brecht'i paylaşmamanın, onu kaybetmek anlamına geldiğini düşünerek bu durumu sineye çekerlerdi.
Brecht ise kendine yakıştırdığı çokeşliliği, kadınlarında hoşgörmez, erkek sadakatini "aşağılık bir burjuva ahlak kuralı" saysa da kadınlarından tam bir sadakat beklerdi.
Ve karşılığını da alırdı. Onunla bir kez tanışan, bir daha terk edemezdi.
Başkadın ve diğerleri
Weigel, Brecht'i böylece kabullenmeyi evliliğinin sigortası saydı; onun istediği tarzda yaşamasına göz yumdu.
Şair'e sağladığı bu bağımsızlıkla, diğer sevgilileri arasında "Başkadın" rolüne büründü.
Evlendikten bir süre sonra Margarete Steffin'le tanıştı Brecht... Bu hayat dolu genç sarışına tutuldu. "Grete" dediği sevgilisini eve getirip eşiyle tanıştırdı.
Evliliklerinin üçüncü yılında boşanma arifesine geldiklerinde Hitler çıktı sahneye ve Brecht'lerin 15 yıllık sürgünü başladı.

İkinci kadın

Danimarka'ya geçtiler.
Brecht sürgünde kendini çalışmaya
verdi ama bununla yetinemezdi. Tiyatroya,
ilgiye, kadınlara susamıştı.
Paris'e kaçtı. Grete ile buluştu. Danimarka'ya onunla birlikte döndü. Sevgilisini önce evinin yakınında bir otele, sonra da Danimarkalı komünist aktris Ruth Barlau'nun yanına yerleştirdi.
Bir süre sonra durumu eşine itiraf etti. Dahası sevgilisini, "özel sekreteri" olarak kendi evlerine taşımak istedi. Weigel bunu reddetti ama kocasını kırmamak için Grete'ye bir ev döşedi.

Ve üçüncü kadın

Bu garip düzeni bozan, üçüncü bir kadın oldu
Grete'yi bir süre evinde ağırlayan Ruth Barlau, Şair'in yeni sevgilisiydi.
Stern'e göre Brecht, "40'lı yaşlardaki her evli erkek gibi kendini canlanmış, gençleşmiş hissediyordu".
Bu kadınların her birini ayrı ayrı seviyordu.
Danimarka'dan İsveç'e, oradan Finlandiya'ya yanında eşi, çocukları ve sevgililerinden oluşan maiyetiyle göçtü.
Sürgün yıllarında edebiyat hayatının en önemli eserlerini yazdı.
Kadınlara gelince: Üçü de ayrı ayrı yaralıydı.
Karısı ve eski sevgilisi, "yeni kadına karşı" birleştiler.
Bütün bunlarla uğraşırken sahneden uzak kalıp mesleğini öldüren Weigel, yıllar sonra bu tavrını şöyle açıklayacaktı:
"Bir dahiyle evli olan kadın, normal evliliklerde mümkün olmayan şeyleri tolere edebilir."

Grete'nin ölümü

Bu arada faşizmin ayak sesleri bütün Avrupa'dan duyuluyordu. Finlandiya'dayken Amerikan vizesi alabildiler. Lakin hasta olan Grete'ye izin çıkmadı. Brecht, "Grete olmadan gitmem" dese de hastalık buna engel oldu.
Brecht kafilesi Amerika yoluna koyulurken Grete'nin ölüm haberi geldi. Şair, günlüğüne şöyle yazdı:
"Onu kurtarmayı denerken yenildim. İnsan başarılarını unutabilir ama başarısızlıklarını asla."

Yeni kıtada

Amerika izole bir kıtaydı; Brecht'i tanımıyordu.
Şair sıla hasretine düştü. O zorlu yıllarda bile ne karısından ne sevgilisinden ne de başka kadınlara olan düşkünlüğünden vazgeçebildi.
Savaş bitince İsviçre'de yeniden tiyatroya başladılar. Eşi Weigel oyunculuğa döndü, sevgilisi Ruth ise oyunu fotoğraflamakla görevliydi.
Brecht ise 50'sine merdiven dayamıştı.

Yan yana gömüldüler

Brecht-Weigel çifti evliliklerinin 20'nci yıldönümünü Berlin'de "Cesaret Ana" oyunuyla kutladılar.
Çocuklar, mutfak dışında görmedikleri annelerinin aslında muhteşem bir sahne oyuncusu olduğunu
o gün fark ettiler.
Ardından ikilinin yıllardır hayalini kurduğu Berlin Topluluğu geldi.
Weigel tiyatronun yönetimini üstlendi. Hem bitmeyen ev işlerine hem eşinin yeni sevgililerine göğüs gerdi.
Ruth Berlau ise depresyona girip tedavi altına alındı.
Üç kadınından birini mezara, diğerini kliniğe yollayan Brecht ise 58'inde bile geceleri hasta yatağından genç sevgililerine telefon ediyordu.
14 Ağustos günü fenalaşmadan önce son sözleri şu oldu:
"Beni rahat bırakın!"
Weigel dul kaldıktan sonra da sürdürdü tiyatroyu... Brecht'in servetinden pay isteyen Ruth'u tiyatrodan kovdu. Çevresi tenhalaşmıştı.
Nisan 1971'de Paris Komünü'nün 100'üncü yıldönümünde ağarmış saçlarıyla son kez Ana rolünü oynadı sahnede...
Kanser olduğunu bilmiyordu.
Bir ay sonra öldü.
12 Mayıs'ta, Brecht şiirleri eşliğinde Borotheenstadt mezarlığına, 30 yıllık eşinin yanına gömüldü.
Artık aralarına kimse giremeyecekti.



PAZAR
"Kahvaltıda 10 yumurta, öğlen iki tavuk yerim"
"Kitabı Müjdat ile buluşmadan yazdım"
Rock konserinde alkol koması, caz konserinde kalp krizi alarmı!
"Amerikalılar önceleri gelmeye çekindi"
Samsun'a çıkmak
Üç ülke üç müzisyen: Koan
Mahalle Afet Gönüllüleri
Brecht'in kadınları
Hayaller ve gerçekler
Aret bey yöresel malzemeyi iyi tanıyor
Anadolu'da eski eser gezmek
5 kilo vermek için 25 öneri
Bu bana, bu sana, bu bana, bu da bana
Burada kimsenin canı sıkılmaz
Hani Okulu Sevecektim!
Kaplan birası içip timsah yedik





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet