Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kahvaltıda 10 yumurta, öğlen iki tavuk yerim"

Yeni başpehlivanımız Osman Aynur: "Herkesin yağlı güreşlerle ilgili önyargısı vardı. 'Güreşçiler göbeklidir, kabadır, kültürsüzdür' diye. Şimdi bu değişiyor. Yeni nesil, yani bizler üniversite mezunuyuz. Sosyal, konuşmasını bilen insanlarız"

ASLI ÇAKIR / Fotoğraflar: BÜNYAMİN AYGÜN

Siyah dar gömleğinden neredeyse fışkıracak göğüsleri ve pazularıyla gazete binasının girişinde oturuyor. Onu bizimle buluşturan, çoğunlukla "Sultanım, gözlerinin yağını yiyeyim, saçının teline kurban olayım" diye konuşan Kırkpınar ağası Adem Tüysüz ve arkadaşları onun yanında ufak tefek kalıyor. "Aslında diğer güreşçiler benden çok daha iri" diye ne kadar "küçücük" olduğundan dem vuruyor bana.
Daha 25 yaşında ama artık o bir başpehlivan. Bu yıl 645'incisi yapılan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin finalinde Recep Kara'yı yenerek altın kemerin sahibi oldu. Osman Aynur sıcak, samimi, hani genç, yağız dediklerinden bir delikanlı. "Sor sor, konuşmayı severim ben" diyor. Bu aralar çok eğleniyor. "Aslında Hülya Avşar 'Nasıl çalışıyorsunuz?' diye sorduğunda kucağıma alıp göstermek istedim ama yapmadım" diyor.
O da daha önce konuştuğum Hamza Yerlikaya gibi güreşçileri kimsenin yenemeyeceğini düşünüyor. "En güçlü sporcular güreşçilerdir" diyor: "Normal dört-beş adam bir araya gelse beni yıkamaz. Ama ben sakinimdir. 'Tamam kardeşim' der giderim. Hatta kavga oldu mu kaçarım, ayırmaya çalışsam bile 'Pehlivan kavgaya karıştı' diye yazacaklarını bilirim, sıvışırım."
Fotoğraf çekiminde de çok eğleniyor. "Hadi soyun", "Peki." "Şimdi amuda kalk", "Peki." Sonra bana birkaç teknik göstermeye çalışıyor. Biz güneş altında ter içinde kalıyoruz ama ona hiçbir şey olmuyor. Eh, tabii, kocaman bir yeşil alan, tepede güneş. Sanki onun alışık olduğu çayırlardan birindeyiz. Aslında sanki biz onu değil de o bizi ağırlıyor.

Pehlivan olmaya nasıl karar verdiniz? Neden minder güreşini değil de yağlı güreşleri seçtiniz?
Yağlı güreş Antalya'nın en popüler branşlarından. Babam da geçmişte çok az bu işi yapmış, düğünlerde güreşmiş. Benim de yapmamı istedi. 12-13 yaşlarında antrenmanlara başladım. Bende gelecek gördüler, daha çok önem vermemi istediler.

"Küpe takan pehlivan da var"

Başpehlivanlar ilgi görürdü ama siz gençliğiniz, yakışıklılığınızla da artı bir ilgi görüyorsunuz.
Ben yağlı güreşlerin, pehlivanlığın Türkiye'deki popülaritesini artırdığımı düşünüyorum. Herkesin bu güreşlerle ilgili önyargısı vardı. İşte "Güreşçiler iri yarıdır, kabadır, kültürsüzdür"... Ne bileyim, "Güreş yapan insan şişmadır, kıllıdır", "Giyinmeyi bilmez"... Aslında güreşin geçmişten gelme kapalı bir yapısı da var gerçekten. Güreşi destekleyenler hep köylü, varoş kesimler olmuş ama artık değişiyor.

Tabii eski pehlivanların belki sizin gibi okullarda bu işi öğrenme şansı yoktu.
Tabii. Eskileri eleştirmiyorum. Ben Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü mezunuyum. Bu işi akademik olarak öğrendik. Onlar taş kırarak, kaldırarak çalışırlardı. Köydeki insanların ne imkanları olabilirdi? Bilinçli yeme düzenleri yoktu. Şimdi yeni nesil üniversite mezunu. İngilizce bilenler var, sosyal, konuşmasını bilen kişileriz.

Kocaman, modern bir kolyeniz var. Bir pehlivanda böyle aksesuvarlara pek alışık değiliz.
Çevremdekilerin belki de hoşuna gitmiyor kolyem ama ben Kırkpınar'dan önce de böyleydim. Şimdi niye değişeyim ki? Dalga geçiyorlar, "Oo, entel mi oldun?" diye. Gençlerden küpe takan da var. Ben küpe takmam ama takana da bir şey demem. Aksine saçını uzatan gençlere de destek çıkıyorum.

"Kızlar sürekli mesaj gönderiyor"

"Antalya'da Tarkan gibi karşılandım" demişsiniz. Kızların ilgisi nasıl size?
Telefon numaramı, e-posta adresimi bulmaya başladılar. Görüşmek isteyen çok oluyor.

Direkt seks isteğiyle yaklaşanlar da oluyordur.
Yani... Onları konuşamıyorum net de... Sürekli mesaj çekiyorlar. "Üç katlı bir evde oturuyorsunuz, senin odan şurada" dedi biri, ürktüm. Buluşmak istiyorlar. Ama ben görüşmüyorum. Kibarca reddediyorum. Aslında bir tanesiyle görüştüm, merak ettim. Bir yere gittik, oturduk, baktım titriyor, garip hareketler yapıyor. Ondan sonra tövbe ettim.

Uzun süreli bir ilişkiniz kurmanız da zor oluyordur yoğunluğunuz yüzünden. Ne olacak? Genç bir adamsınız. Bir sevgiliniz olsun istersiniz.
Romantik birisiyim de. Duygusalımdır. Alınganımdır. Beraber sahilde oturalım, akşamüzeri deniz kenarında olalım çok isterim. Yakamoz yakalamaya çalışırım. Ama bir yere oturuyoruz, tam o sırada bir telefon geliyor. Kıramayacağım bir belediye başkanı arıyor, kızı bırakıp gidiyorum. Bir süre olamayacak, belki günübirlik ilişkiler falan...

"Kara beş maçtır beni yenemiyor"

Recep Kara ile yaptığınız başpehlivanlık karşılaşmanız 8 dakika sürdü. Kara'nın kendisinin kayıp düştüğünü söyleyenler oldu.
Aslında Recep benden daha kuvvetli. Onun altyapısı minder ve kondisyon kapasitesi yaklaşık 10-15 dakika. Ben dayanıklı sporcuyum. Maç ne kadar ilerlerse benim için avantaj oluyor. Recep son beş maçtır beni yenemiyor çünkü erken bitirmek istediği için bana taktik yapmaya çalışıyor, sonra da yeniliyor. Mesela beni bir kündeye kaldırmaya çalışıyor ama ben karşılığını veriyorum, paçadan tutuyorum, kılçık atıyorum yani ve düşüyor. Tam beni atacakken kendisi havalanıp düşüyor. Yeneceğim derken yeniliyor. Ama uzaktan bakanlar "Adam kaydı" diyor.

Siz her güreşçi için özel olarak hazırlanıyorsunuz galiba.
Tabii tüm maçları kameraya alırız, zayıf noktalarını bulmaya çalışırız. İnsanlar zannediyor ki kispetini alan, yağını süren meydana çıkıyor. Oysa kış boyu süren kamplar, büyük çalışmalar var. Uluslararası olmadığı için geri plana atılıyor. İsterdik ki yağlı güreşlerin de dünyada şampiyonası olsun.

"Ben kan ter içindeyken o benim kalçama bakarsa üzülürüm"

Tabii bizim yağlı güreşler onlara çok uzak.
Ama gay'lerin çok hoşuna gidiyor.

Hah, ben demeden siz söylediniz. Erkeklerden de teklifler, mesajlar geliyordur herhalde.
İri, kıllı, kaslı erkekler tabii hoşlarına gidiyor. Bana pehlivanlıktan önce de gelenler oldu. Güreşi seyredebilirler, mücadele hoşlarına gidebilir ama ben orada emek veriyorum, kan ter içindeyim o "Bunun kalçası ne güzel, şunu bir mıncıklasam" diye seyrederse üzülürüm. Geçen gün, Almanya'da eşcinseller karnavalı mı ne varmış, davet ettiler. Dedim ki "Biz her türlü organizasyona gideriz. Ama beni cinsel bir obje olarak görüp çağırıyorlarsa o işte yokum".


"Annem geceleri uyandırır, ballı sütümü içirir"


Antrenman düzeniniz nasıl?
Haftanın altı günü antrenman yaparız. Bu çok zor bir spor. Benim bir maçım 45 dakika sürüyor. Ve güneşin alnında. Yenişemediğimiz zaman puanlama için 85-90 dakikaya da uzayabiliyor. 85 dakika güneşin bağrında sabit duramazsın. Biz sürekli güç sarf ediyoruz.

Ve bu gücü geri almak için de bol bol yiyorsunuz. Kahvaltınızda neler mutlaka olur?
Sabah kahvaltımda mutlaka bal kaymak olur. Köyden gelir kaymak. En aşağı 10 yumurtam vardır. Kilomuzu korumalıyız. Aslında yaz gelince 10 kilo verdim. Normalde ben 115 kiloyum, şimdi 105.

Boyunuz kaç?
190 cm.

Öğle yemeğinde ne yersiniz?
Bir oturuşta iki tavuk yiyorum. Eskiden çok yerdim, üç tavuk falan. Akşamüzeri de bağırsakları rahatlatmak için sebze ağırlıklı besleniriz. Geceleri de annem mutlaka beni uyandırır ve ballı sütümü içirir. Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçiyorsa, benimkine giden yol tamamen oradan geçiyor artık.

"Elimizi içeri soktuğumuzda etten değil kispetten tutuyoruz. Yani düşünüldüğü gibi ince noktalar yok"


Yağlı güreşlerde herkesin en garibine giden -tabii yağlanmayı saymazsak- sizin ellerinizi karşınızdakinin kispetinin içine sokup onu kalçası civarından kavramanız. Tam olarak nasıl oluyor bu?
Bir gün size kispet giydirelim. Üzerine de yağ sürelim, görün. O deriyi tutmak mümkün değil. Tırnaklarınız parçalanır.

Siz de içeriden tutuyorsunuz. Rahatsız olmuyor musunuz?
Eh, alıştık artık. Devamlı gir çık... Aslında şöyle oluyor. Kispetin üzerinde desenler var. İçeride, bu desenlerin bittiği yerde kavrayabileceğiniz bölümler var. Biz kispetin içine elimizi soktuğumuzda oraları, o deri parçalarını kavrayıp tutuyoruz.

Popodan tutmuyorsunuz yani.
Etten tutmuyoruz. Kispetin içinden tutuyoruz. Yani düşünüldüğü gibi ince noktalar falan yok.

"İltifatlar insanın hoşuna gidiyor"

Hülya Avşar "Ben şişman, kel, kıllı bir erkek bekliyordum. Çok yakışıklıymışsın" dedi. "Başpehlivan olmasam buralara gelemeyecektim" diye düşündüm. Oradaki binlerce kişi bana "Sen ne yakışıklısın" diyor. Bu iltifatlara ihtiyaç olmayabilir ama insanın hoşuna gidiyor. Beni gaza getiriyor. Bir de insan kendini gazetede görünce garip oluyor. İlginç duygular yaşıyorum. Rüyada gibiyim.


"Önümüzdeki iki yıl da altın kemer benim olmalı"

"Altın kemeri üç kez üst üste kazanırsanız sizin oluyor. İlk amacım bu. Sonra minder güreşine geçip ülkemi yurtdışında temsil etmek istiyorum. "

"Boksörün burnu, güreşçinin kulağı kırılır"

"Güreşçilerin kulakları şişiktir. Boksörlerin burnu, bizim kulaklarımız kırılır. El ense yüzünden kıkırdaklar çatlar."
"Konyaaltı Belediyesi'nde kadroluyum. Ankara İller Bankası Kulübü'ndeyim, oradan da maaş alıyorum. Bir de neredeyse her hafta sonu güreşlerimiz olur; karnavallar, şenlikler... O karşılaşmalardan da 3-5 milyar alıyoruz. Tabii benim alacağım para kemerle birlikte çok arttı."



PAZAR
"Kahvaltıda 10 yumurta, öğlen iki tavuk yerim"
"Kitabı Müjdat ile buluşmadan yazdım"
Rock konserinde alkol koması, caz konserinde kalp krizi alarmı!
"Amerikalılar önceleri gelmeye çekindi"
Samsun'a çıkmak
Üç ülke üç müzisyen: Koan
Mahalle Afet Gönüllüleri
Brecht'in kadınları
Hayaller ve gerçekler
Aret bey yöresel malzemeyi iyi tanıyor
Anadolu'da eski eser gezmek
5 kilo vermek için 25 öneri
Bu bana, bu sana, bu bana, bu da bana
Burada kimsenin canı sıkılmaz
Hani Okulu Sevecektim!
Kaplan birası içip timsah yedik





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet