Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kitabı Müjdat ile buluşmadan yazdım"

Halit Kıvanç'ın, Müjdat Gezen'in hayatını kaleme aldığı "Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur" adlı 392 sayfalık nehir söyleşi kitabı için bu ikili sadece üç kere buluştu. Gezen kasede okudu, Kıvanç deşifre etti, saatlerce telefonda konuştular

MELİS ALPHAN

Halit Kıvanç imzalı bir kitap "Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur". Kitabın konusu ise Müjdat Gezen. Kıvanç, Gezen'le 392 sayfalık bir söyleşi yapmış. Bebekliğinden giriyorlar söze; iş, aşk, arkadaşlık, dostluk derken, Tarık Akan'dan Ajda Pekkan, Müzeyyen Senar ve Aziz Nesin'e kadar yüzlerce tanıdık isimle ilgili anılarını anlatarak bugüne kadar geliyorlar. Arada bir "Cenk Koray da burada olsaydı" gibilerinden sözlerle hüzünleniyorlar. Bazen de gülme krizleri geçiriyorlar.
Okurken onları izliyor gibisiniz aslında. Bu daha çok televizyon programı tadında bir kitap. Okursanız, anlayacaksınız. Onlarca telefon konuşmasından sonra bu ikiliyi Gezen'in Kilyos'taki evinde buluşturmayı başardık. Dünya alemin hastalık hastası olduğunu bildiği Müjdat Gezen yine hasta; Halit Kıvanç yine onunla bu konuda şakalaşıyor. Araya girip son maceralarını dinlemeye başlıyorum.

Müjdat Gezen'in hayatını ve anılarını neden Halit Kıvanç yazdı?
Halit Kıvanç: Müjdat, abimin evinde doğdu ve göbek adını Halit koydular. Böyle bir yakınlığımız var. İş Bankası Kültür Yayınları'nda Aydın Engin benim kitabımı yazmıştı. "Sen de birini yaz" dediklerinde birkaç isim sıraladım ama bir numaralı isim Müjdat Gezen'di. "Müjdat'ın göbek adı bile Halit'tir" deyince, "Abicim, itirazsız kabul" dediler.

"Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur" ismi nereden geliyor? Gerçi kitapta var ama...
Halit K.: Müjdat "Önceki kitaplarımdan biri için Aziz Nesin'den isim bulmasını istemiştim. Bana beş-altı isim yollamıştı" dedi. Ben daha bakar bakmaz "Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur"u seçtim. Müjdat çok palyaço rolü oynamıştır. Türkiye'de palyaço olmuş çok kişi yoktur. Müjdat'la özdeşleşiyor. İkincisi, o bildiğiniz hikaye... Adam doktora gider, "Çok üzülüyorum, sıkıntılıyım" der. Doktor "Geceleri şurada bir sirk var. Palyaço öyle bir güldürüyor ki, neşelenirsin" der. Adam ise "Gidemem çünkü o palyaço benim" diye yanıt verir. Yani palyaço gerçekte toplumu güldüren ama kendi gülmeyen insandır. Ağlayamaz da. Aziz abi "Ağlama palyaço makyajın bozulur"la "palyaçoluğun kalmaz" demek istiyor.

Söyleşiler nasıl geçti?
Müjdat Gezen: Sadece iki-üç kez buluştuk. Halit abi soruları yolladı, ben kasede okudum. Sonra evinde buluştuk, gözden geçirdik. Telefonda konuştuk. Off, saatler süren telefonlar...
Halit K.: Müjdat'ın kitaplarını iki-üç kere okudum. Bu kitaplardaki ustalarla ilgili bölümleri özetledim. Böylece bu kitap Müjdat'ın yanında birçok önemli kişinin özel yaşamından çizgiler verdi.

"Hüzün var ama üzüntü az"

Neden az buluştunuz?
Halit K.: Müjdat bana çok inanıyor, "Sen ne yazarsan kabul" dedi. Hayatını biliyorum.
Müjdat G.: Halit abi bu kitabı tek başına da yapabilirdi. Ben abisinin eline doğdum.

Kitabın başlarında gülmeyi beklerken hüzünleniyor insan.
Müjdat G.: Hüzün var ama üzüntü az.

Birbirini çok iyi tanıyan iki insanın söyleşi yapması zor olmuyor mu?
Müjdat G.: Halit abi "Senin bilmediğim birçok yönünü keşfettim" dedi.

Kitap televizyonda sizi izlemek gibi...
Müjdat G.: Halit abinin TV sohbetleri gibi.

Ki karşılıklı bile değilmişsiniz.
Halit K.: Konsantre olduğumda insanlar gözümün önünde canlanır. Ama Müjdat'ı "Şunu dersem böyle der, onu dersem şöyle der" diyebilecek kadar iyi tanıyorum.

"Affedici olmaya çalışıyoruz"

Müjdat Gezen'le ilgili bilmediğiniz, sormadığınız, atladığınız bir şey var mı?
Halit K.: Yok ama yıllar önce olmuş olayların kahramanı olan, ya ölmüş ya da bugünkü durumu değişmiş insanlara değinmedik.
Müjdat G.: Onlara hiç girmedik.
Halit K.: Bazı mevkilerde oturan insanların yaptığı çiğlikler var en azından. O bakımdan kendimi derviş gibi düşünüyorum. Geçenlerde biri geldi, sarıldı, öpüştük. Bana hayatta en büyük kazığı atan adam. Yaşlandığım için daha affedici olmaya çalışıyorum. Kitapta Müjdat da bu havaya girdi.

Müjdat Gezen otobiyografisini yazmış olsaydı farklı olur muydu?
Müjdat G.: Neticede Halit abi sordu, ben söyledim. Hayat benim hayatım olduğuna göre çok büyük bir değişiklik olmazdı.
Halit K.: Karısı çok kıskanç olduğu için sekreter kullandırtmıyor, beni kullandı.

İnsanın bunca yıllık arkadaşı olunca iyi yönlerini öne çıkarmaya çalışmıyor mu?
Halit K.: Aksini söylemek yalan olur. Arkadaşımın hayatını anlatan kitapta onu harcamayı hiç düşünmedim.


Müjdat Gezen:
"Aziz abi sekreterime aşık olmuştu"



Kitabın çok sevdiğiniz bir yeri var mı?
Halit K.: Müjdat'ın en önemli özelliklerinden biri simetri hastalığıdır. Bende de vardır. Ankara'da dönemin başbakanlarından biri beni kabul ettiğinde odaya girdim. Adamın eli havada kaldı, gittim Atatürk resmini düzelttim, sonra geldim elini sıktım. "Sizde de mi var?" diye sordu, "Evet efendim" dedim. Müjdat'ı biliyorlardı zaten. Ama ikincisi bende yok. Müjdat hastalık hastasıdır.
Müjdat G.: Eskiden başkasını rahatsız edecek konumdaydı. Mesela Kültür Bakanı Fikri Sağlar gelmiş, okulun önünde Beethoven'ın büstünü açıyor. Bakanın eli büstün kurdelasında, benim elim bakanın kravatında, düzeltiyorum. Sana ne ya! Gazanfer abi de başka evin perdelerini düzeltir. Ben bunu bastırdım artık. Meğer bu iyi aile çocuğu hastalığıymış.

Kitapta Aziz Nesin'le ilgili olarak "çapkınlık arkadaşım" diyorsunuz, yakınmışsınız bayağı.
Müjdat G.: Çok sevişirdik. Üç yıl evimde kaldı Aziz abi. Sekreterime aşık olmuştu. Sekreterim de onu sevmişti. Ben de Cihangir'de oturduğum evi onlara verdim. Aziz abi üç yıl kadar orada çok mutlu yaşadı. Onu mutlu etmekten dolayı da ben mutlu oldum.

KİTAPTAN ANILAR


Cezaevi günleri
"Savaş'la (Dinçel) cezaevinde geçirdiğimiz günlerin en matrağı karantinaya gittiğimiz gündü. Tuvaletlerin kapısı yoktur. Tuvalete girmek istedim ve Savaş'a 'Senden rica etsem, kapının önünde durur musun? Kimse gelmesin' dedim. O da 'Peki' dedi ve tuvalet kapısına yaslandı. Ben de çömeldim, tuvaletimi yapacağım. Savaş'tan bir ses: 'Duyduk duymadık demeyin. 500 YTL verene Müjdat Gezen'in poposunu gösteriyorum.' Hatırladıkça güleriz."

Müzeyyen Senar'ın mühürü
"Müzeyyen Abla ile babam çok uzun yıllar beraber çalışmıştı. Müzeyyen abla hep anlatır durur: Müzeyyen Senar hastalanıyor ve sahneye çıkamayacak halde. Birisi diyor ki, 'Aman bir iğne yapalım.' Babam, 'Ben yaparım' diye atılıyor. Müzeyyen abla bana hep, 'Babanın mühürü hâlâ popomda duruyor' der. Çünkü babam Müzeyyen ablaya öyle bir iğne yapıyor ki orası öyle kalıyor ömür boyu. Bir daha, o iğne yapılan yer düzelmiyor."

"Soğanlı salatayı yeme"
"Mustafa Alabora iştahı kabardı mı hemen mutfağa girer, harika yemekler yapardı. Bir gün 'Şahane bir çoban salata yapacağım. Soğanları böyle böyle keseceğim, içine biber atacağım...' dedi. Girdi mutfağa, tahtanın üzerinde soğan kesiyor. Telefon çaldı, o sırada ikimiz de bekarız... Bir genç kız sesi, 'Müjdat bey, sizinle bir şey görüşmek istiyorum' dedi. Biri ile konuşuyor, 'Yanında kim var?' dedim. 'Yeğenim' dedi... 'Atlayın gelin' dedim. Mutfağa seslendim: 'Mustafa sakın ha salatayı yeme! Leş gibi soğan kokacak. İki güzel kız geliyor.' Mustafa'nın iştahı kabarmış ama salatayı yapıyor da tatmıyor. Neticede soğan çünkü. Kapı çalındı ve o iki genç kız girdi kapıdan. 'Kadının çirkini olmaz' derler ama bu iki kız, bu sözü tepetaklak ediyordu. Mutfağa seslendim yine.
Hem de yüksek sesle: 'Mustafaaaa... Salatayı yiyebilirsin...'"



PAZAR
"Kahvaltıda 10 yumurta, öğlen iki tavuk yerim"
"Kitabı Müjdat ile buluşmadan yazdım"
Rock konserinde alkol koması, caz konserinde kalp krizi alarmı!
"Amerikalılar önceleri gelmeye çekindi"
Samsun'a çıkmak
Üç ülke üç müzisyen: Koan
Mahalle Afet Gönüllüleri
Brecht'in kadınları
Hayaller ve gerçekler
Aret bey yöresel malzemeyi iyi tanıyor
Anadolu'da eski eser gezmek
5 kilo vermek için 25 öneri
Bu bana, bu sana, bu bana, bu da bana
Burada kimsenin canı sıkılmaz
Hani Okulu Sevecektim!
Kaplan birası içip timsah yedik





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet