Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MÜZİK
Üç ülke üç müzisyen: Koan

Oğuz Büyükberber'in İzlandalı Valdi Kolli ve Alman Uli Genenger'le birlikte kurduğu Koan grubu Zen Budizmdeki bir bilmeceden yola çıkıyor...

MURAT BEŞER

Oğuz Büyükberber katıldığı çok sayıdaki albüme karşın, caz camiası dışında pek az tanınsa da, bas klarnetin şimdilik ülkemizdeki yegane ismi. Yurtdışında belki daha çok biliniyor.
Yakın zamanda müzikal bir serüven uğruna yurtdışına, Hollanda'ya gitti Oğuz. Orada yolu iki genç müzisyen ile kesişti. Biri İzlandalı basçı Valdi Kolli, diğeri Alman davulcu Uli Genenger. Kısa sürede kanları kaynadı birbirlerine; akabinde Koan adını kendilerine münasip bularak bir albüm kaydı için girdiler stüdyoya. Akustik üçlüyü oluşturanların ortak paydası klasik müzik geçmişi.

Ruh dolu ve esrarengiz
Projenin Oğuz'a ait olduğunu söylemek yanlış olmaz ancak isim babası Valdi. Amsterdam'da gerçekleştirilen albüm hücum kayıtlardan oluşuyor. Yani bir kerede elde edilmiş parçalar. Her şey kayıt dinamiklerinden geliyor. Eski zamanlardaki gibi; edit yok. Kes, biç, yapıştır yok. Miksaj yok, overdub yok. Yani o an Allah ne verdiyse...
Koan aynı zamanda albümün adı. Kelime anlamı bizdeki "mesel"in karşılığı olarak görülebilir. Şiirle hikaye arasında, kıssadan hisse babından bir biçim.
Koan, Zen Budizmdeki bir bilmeceden yola çıkıyor; meditasyondan yardım alıp ruhani desteklerle yolunu buluyor. Üçlünün arasında doğan ifade çeşitliği bu dehlizde onlara yol gösteriyor.
Fiilen hissederek yaşayabilmenin heyecanıyla yoğrulan kompozisyonlar hem birbiriyle çatışan hem de yan yana durabilmeyi beceren öğelerden oluşuyor.
60'lı yılların özgür caz doğaçlamaları ile yeni Avrupa müziğinin verimli uyumu bazen şiirsel bazen metafizik. Ama olsun varsın; nihayetinde bir meydan okuma.
Basit bir sentez değil; soyutlama mantığının ağır bastığı cesur bir doğaçlama denemesi bu.
Hem kanun taksiminden hem de Stockhausen'den zevk almasını bilen bir ruh bilincinin ürünü. Örneğin sokaktaki simitçinin sesi ilham kaynaklarından biri. Türk müziğinin pekala Batılı formlarla soyutlanabileceğinin, ucuzluğa düşmeden sentez edilebileceğinin güzel örnekleri "Oda" ve "Mountain".
Çok kimlikli olmak pek yakışıyor Oğuz'a bir gömlek olarak. Farklı kimliklere aynı bedende sahip olmak, onu zenginleştirici bir deneyim olmuş.
Sadece kendi benliğini ifade etmiyor bu bedende; yanındaki meslektaşlarının benliğini ifade edecekleri bir alanı da açıyor. Kontrpuanları ipe dizen mükemmel bir teknisyen Oğuz.
Dolambaçlı melodiler, beklenmedik patlamalar, nadiren karşımıza çıkan hırıltılar; Koan'ın ses karakterine katkıda bulunuyor. Çağdaş müzikle epey haşır neşir ama cazdan da nasibini almış bir ruh hali hakim albüme.

Mükemmel teknisyen
48 dakikaya sığdırılmış 10 kompozisyondaki tutkulu arayışa, bulamayacağını bilmenin verdiği bir bilgelik refakat ederken, arka planı Kieslowski ve Tarkovski filmlerinden fırlamış sonsuzluk tabloları süslüyor.
Oğuz Büyükberber fark edileceği günü peygamber sabrıyla beklediğimiz, ayak bastığı alanın uluslararası yeteneği.

Keşfedilmemiş cennette şenlik

Başörtülü, nur yüzlü Egeli teyzeler, başındaki kasketle güneşten korunan şirin çiftçi amcalar, mutluluk içinde sağa sola koşuşturan çocuklar ve elindeki kutu birayla takılan gençler. Bu kalabalığı bir araya getiren şey bir festivalin coşkusu.
4 ile 6 Ağustos tarihleri arasında İzmir'de yapılan 3. Karaburun Şenliği, yukarıda tarif edilen renkli ve barış içinde yaşayan mozaikli bir kalabalığın görüntüleriyle gerçekleştirildi.
Yolu zor olduğu için keşfedilmemiş bu cennetimsi sahil ilçesi, tarihinde yaşattığı bir bilgini, Şeyh Bedreddin'i yeniden andı bir panelle.
Karaburun Belediyesi ve Gökhan Akçura tarafından davet edilen misafirler, güler yüzlü insanlarının eliyle emeğiyle yapılmış kopanisti peynirini, kabak çiçeği dolmasını, masır böreğini, hoşmelimi, enginar ve karabaş otu reçellerini afiyetle yediler.
Alanlarında tanınmış isimler bir yandan seminerler verirken, öte yandan zeybekler ve sirtolar çalındı; Yannis Görkem Saoulis'ten Selim Sesler'e, Murat Ertel'den Moğollar'a konserler düzenlendi. Anlaşılan o ki, eğer aynı anlayışla devam ederse önümüzdeki yıl Karaburun daha da şenlikli bir festivale sahne olacak. Darısı diğer ilçelerimizin başına...


Hoşça kal CBGB

CBGB, punk-rock müziğinin gelişimindeki şüphesiz en önemli katalizör. Bir sanatçı kulisi bile bulunmayan, müzisyenlerinin tuvalet kabininde soyunup dökündüğü bu minicik efsane mekan, 30 Eylül'de maalesef kepenk indiriyor.
1973 yılında Hilly Kristal tarafından açılan CBGB (uzun adı CBGB&OMFUG), özellikle 70'li yılların ortasından itibaren yeni müzikal olanakların peşinde olan müzisyen ve dinleyicinin merkezi olmuş; her "meloman"ın New York'taki uğrak yeri namıyla, The Ramones'dan Talking Heads'e, Blondie'den Television'a kadar nice kült topluluğa ev sahipliği yapmıştı.
Bir yıldan beri mülk sahibiyle mahkemelik bulunan CBGB, açıklanan tarihte kapanacağını ilan etti geçen günlerde. Şimdi semt sakinlerinin arzusu mahkeme kararının bozulması.



PAZAR
"Kahvaltıda 10 yumurta, öğlen iki tavuk yerim"
"Kitabı Müjdat ile buluşmadan yazdım"
Rock konserinde alkol koması, caz konserinde kalp krizi alarmı!
"Amerikalılar önceleri gelmeye çekindi"
Samsun'a çıkmak
Üç ülke üç müzisyen: Koan
Mahalle Afet Gönüllüleri
Brecht'in kadınları
Hayaller ve gerçekler
Aret bey yöresel malzemeyi iyi tanıyor
Anadolu'da eski eser gezmek
5 kilo vermek için 25 öneri
Bu bana, bu sana, bu bana, bu da bana
Burada kimsenin canı sıkılmaz
Hani Okulu Sevecektim!
Kaplan birası içip timsah yedik





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet