|
 |
|
|
Ne mutlu Türküm diyene!
Fanatik'ten Onur Belge asıl soruyu sordu: "Aurelio'nun, Brezilya Milli Takımı'na çağrılmak konusunda yüzde 1 ümidi olsa Terim'in milli davetini kabul eder miydi?" İşte kritik soru bu. Aurelio'nun aklından geçenleri bilemeyiz. Tahminlerimiz olabilir tabii. Bu zihin açıcı bir soru bu. Ama, bu sorunun üzerine bir soru daha sorup, işi daha da içinden çıkılmaz hale de getirebiliriz. Soru aynı ve isim farklı olsun misal.
2000'de Muzzy İzzet'in, İngiliz Milli Takımı'na çağrılmak konusunda %1 ümidi olsa Mustafa Denizli'nin milli davetini kabul eder miydi?".
O dönem Mustafa İzzet hikayesini hatırlayanlar, kendilerine o gün mutlaka Onur Belge'nin Aurelio, konusunda yönelttiği soruyu da sorduklarını hatırlayacaklardır. Eğer Türkiye. Avrupa Şampiyonası'na katılma hakkını elde etmese Mustafa, Milli Takım'da oynar mıydı? Bilemeyiz tabii. Ama güçlü tahminlerimiz var kuşkusuz.
Muzzy hiç Türkçe bilmiyordu. Kıbrıslı bir ailenin İngiltere'de doğmuş çocuğuydu o. İngiliz Milli Takımı'ndan görev bekledi sonra da Türk Milli Takımı'na "evet" dedi. Muzzy, Türkiye'de futbol oynamayı hiç düşünmedi. Türkçe öğrenmedi ve Milli Takım'la Kore'de 3.'lük kazandı.
Aurelio'nun 2 yıl yaşadığı Trabzon'u haritada gösteremez muhtemelen. Mustafa İzzet, Milli Takıma çağrıldığında kopan alkışla, 5 senedir bu ülkede yaşayan Aurelio'nun çağrılmasında çıkan yaygarayı nasıl anlatacağız peki?
Yoksa bizim vatandaşlık anlayışımız kana, gene, kafatası şekline, renge mi dayanıyor. Bir insanın annesi ve babası Türk kanı taşıyorsa, dilimizi bilmese, bu ülkede yaşamak istemese de ona bağrımızı açacağız , Bu ülkede bu ülkenin dilini konuşarak yaşayanaysa "hayır" diyeceğiz.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu aslında bir futbol tartışması değil. Bu başka bir tartışma. Ve bu tartışma bizi yiyip bitiriyor aslında. Aurelio bunları bilse bu milli takımda oynamayı kabul eder miydi? Bunu tahmin etmek asıl zor olan.
Çünkü burada başka bir durum var.
Çünkü biz, misal Atatürk'ün Kastamonu'da söylediği "Beyler bu bir serpuştur. Bu serpuşun adı da şapkadır" deyişini kulağımıza küpe edebiliyoruz zorlanmadan. Ama bu ulusu bir arada tutan sözüne hiç kulak asmayabiliyoruz.
Yeniden hatırlatayım. Sonundaki ünlemine kadar manalıdır: "Ne mutlu Türküm diyene!"
Fenerbahçe üzerine
Tekrar ediyorum. Fenerbahçe orta sahası bu ülkenin gördüğü en potansiyelli hatlardan biri. Sorunsuz. Appiah ve Aurelio'nun ligin en iyilerinden olduğuna kimsenin şüphesi yok zaten. Tümer'in, Samsun'da 3-5-2'nin solunda oynamışlığı var. Beşiktaş'ta lider ceketini giymeden önce savunma güdüsü olduğunu ispat etmiş bir oyuncuydu.
Fenerbahçe'nin asıl ihtiyacı olan savunmanın zeka ve organizasyon kapasitesini yükseltecek bir lider ve Semih'e alternatif gerçek bir santrfordur. Bu oyuncular bulunduğunda Fenerbahçe başka bir takım olacak. Bu başka takım Kiev'deki gibi geniş alanda yakalanmayacak, kopmayacak. O zaman bu hafta boyunca seyrettiğimiz harika Galatasaray gibi bir ezeli rakip göreceğiz.
Kısıtlama kaçak yaptırır
Yasa diyor ki: 5 yıl Türkiye'de ikamet ve çalışma sonrası vatandaşlığa geçebilirsin. İstisnası var. Türkiye'ye bilim sanat, spor gibi alanlarda katkı sağlayacak, prestijli isimlerde bu süre beklenmeyebilir. Şimdi Yattara bu klasmanda değil mi? Nobre, Alex? Evet milli olamıyorlar, ama uluslararası arenada Türk olarak duyulacaklar. Peki sizce önümüzdeki 1 yıl içinde kaç yabancı futbolcuya Türk pasaportu verilecek. Kim bilir? Yine açık bulundu. Eğer birisine bu pasaport verilmezse camiası ayağa kalkacak. Bundan çekinen milletvekilleri, bakanlar araya girecek ve pasaportlar dağıtılmaya başlanacak.
Asla 'bırakın yapsınlar, bırakın geçsincilerden' olmadım. Ancak bir gerçek şu ki, sektörün bir talebi varsa onu ciddiye alacaksın. Almıyorsan da bu bir sektördür, biz de özerkiz demeyeceksin.
Sektör büyük çoğunlukla yabancı sınırlaması kalksın derken bu fikir ciddiye alınmadığı için oluyor bu açık bulmalar, kaçaklar.
Halbuki yabancı sınırı kalksa belki bir dönem herkes dışarıya saldıracak ama bir sene sonra her şey rayına oturacaktı. Pasaportu da gerçekten isteyen alacaktı.
Vatanseverlik anlayışı
Bir vatansever neye üzülmelidir? Aurelio'nun milli takımda oynamasına mı? Yoksa 70 milyonluk bir ülkede, hem de %60'ı 30 yaşın altında olan bir ülkede bunun olmasına mı?
Brezilya Milli Takımı Teknik Direktörü Dunga onu yolda görse tanımaz. Parreira onu, ancak Türkiye'ye geldiğinde ondan haberdar olan Alex'ten duydu. Türkiye'nin en iyilerinden olduğu için Türk Milli Takımı'na çağrılan Marco, Brezilya'da klasman dışı. İşte bir vatansever buna üzülür.
Futbolla yatıp futbolla kalkan 70 milyonluk bu genç ülke, evrensel anlamda yeterli oyuncu yetiştiremiyorken, Almanya 3.5 milyonluk Türk cemaatinden İlyas Tüfekçi'den bu yana 25 yıldır durmaksızın oyuncu çıkarıyor. Son furya Halil, Hamit, Nuri, Yıldıray, Sezer, Uğur İnceman, Nizamettin Çalışkan vs. vs. İşte bir vatansever asıl bunu sorun eder kendine.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|